“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

3D Alçılara Ne Oldu?

3D yazıcılar çıktığında hissedilen heyecanı, kaç girişimcinin zihninde yaktığı ve ortaya çıkardığı fikri hatırlıyor musunuz? Bugün, Güney Amerika’nın kanayan yaralarından kenar mahallelerin ve buradaki evsiz insanların sağlıklı yaşam ortamına kavuşması için büyük, 3D yazıcıların kullanıldığı, bir günde inşa edilebilen evlerden mahalleler oluşturulmakta, bu yönde kampanyalar yürütülmekte. 

Girişimlerin bir kısmı hızla yol alırken tıbbi bir gereksinimi kolaylaştırması, hasta konforunu arttırması beklenen ve görece yapılabilir duran 3D alçıların akıbeti neden belirsiz? Neden bir an görünüp hayallerimizi süsleyip kaybolan çığır açıcı ürün tasarımından ibaret kaldılar. Hem de normal alçılardan kaynaklı problemleri, kolaylıkla ortadan kaldırması beklenirken… Kullanıcı konforunu arttıran ve geleceğin ürünü olarak karşımıza çıkan ürün tasarımlarının sırra kadem basmasının ardında yatan nedenleri, 3D alçıların hikayesine bakarak anlayabilir miyiz? 

3D alçılar yalnızca göze hitap eden, fütüristik bir tasarımdan ibaret değiller; daha ince, hava alan, kişiye özel, su geçirmez, kolay takılıp çıkarılan, belki de en önemlisi enfeksiyon veya kas kaybının önüne geçen yapıya sahipler. Özetle birçok açıdan normal alçıdan çok daha kullanışlılar ve alçının geleceğini oluşturuyorlar. Bu alanda yürütülen medikal araştırmalar da “normal alçıdan kaynaklı komplikasyonlar görülmeden iyileşme sağlandığını” ve “hasta rahatlığı ve memnuniyetini arttırdığını” kanıtlamış durumda.  

Fakat yine aynı çalışmalar gösteriyor ki hem 3D hem de geleneksel alçıda hedeflenen sonuç aynı. Özellikle atel (destekli sargı veya bölgesel destek aparatları) gerektiren vakalarda, 3D alçı yine görece daha iyi olsa da atellerin yerini alacak kadar farklılık getirmiyor. 3D sargının önünün açılmasındaki en önemli engel ise “çalışmalar” olarak andığımız araştırmaların, birkaç taneden fazla olmaması. Koca bir tıp sektörünü kendini kullanmaya ikna edecek kadar araştırma ile desteklenen verilere sahip değil. 

Her şeye rağmen, 3D medikal malzeme sektörünün, 2024 yılına kadar 1.2 milyar dolar değerinde olması bekleniyor. COVID-19 ile birlikte sevkiyatlarda yaşanan problemlerle, medikal malzemenin bölgesel üretimine duyulan ihtiyaç ortaya çıkmış oldu. Geleneksel alçılarla yapılması mümkün olmayan birçok şeyin önünü de açıyorlar. Mesela kırık kemiklerin iyileşme sirecini ultrasonik titreşimlerle hızlandırmak yalnızca 3D alçılarla mümkün ve 2014 yılında prototipi geliştirilen Astroid bunun en büyük örneği. 

Astroid bir prototip olarak kala kalmışken sektörün en verimli firması Latvia’daki CastPrint. CastPrint, alçı ihtiyacı duyan kliniklere gereken 3D tarayıcıyı sağlayarak alçı üretme işini kendi üstleniyor. CastPrint’in piyasada yer etmesinin alametini görmek çok da zor değil. Bir yenilik getirmek istediğinizde ve bu yeniliğin bir alışkanlığın yerine geçmesi gerektiğinde hedef kullanıcıyı var olan konforundan etmemeniz, hatta üzerine çıkmanız gerekmekte. Her kliniğin kendi 3D yazıcısına sahip olması belki gelecekte mümkün ancak şu an için masraflı. Dolayısıyla CastPrint hikayesindeki tarayıcı gibi işlemi kolaylaştıran bir aracı ile karşılıklı memnuniyeti sağlamak mümkün. Ancak 3D alçıların önündeki engeller bununla da bitmiyor. Kırık ve benzeri vakalarda tarama ile alçının basılması arasında geçen sürede alçılanacak bölge şişmeye başlıyor. 

Özetle; 3D alçıların daha çok yolu var. Herhangi bir ürünün kullanıcıya sağladığı konfor ve karşılığında ortaya çıkan masraf dengesinde seçimin ne yönde olduğunu söylemeye bile gerek yok. Önündeki en büyük engel ise pratiklikten yoksun oluşu. Tıbbi bir uygulama gibi hız gerektiren bir işe göre fazla yavaş kalması. 

Her şeye rağmen vadettikleriyle yakın geleceğin ürünü olan 3D alçı ve tüm 3D ürünlerin önü hala açık. Bugün, hızla var olmaları ise yalnızca büyük bir yatırımla mümkün. Fakat sayısız ürün tasarımları arasında en açık kapatacağı düşünülen, en uygulanabilir ve talep göreceğine inanılan bir tasarım dahi prototipten öteye geçemediğinde hikayenin adımlarına tek tek bakıp alınması gereken bir ders olduğu ortada. 

Hevesle baktığımız, “teknoloji nerelere geldi bak” diye kendi içimizde gururlandığımız birçok şey, deyim yerindeyse lafta kalıyor. Lafta kalmaması için ürünlerin kullanıcılarını, onların zaaflarını ve yatkınlıklarını iyi tanıması, insanı bilmesi ve piyasa gerçeklerini iyi bilerek gerçekçi adımlar atması gerekli. 

 

 The Medical Futurist Institute direktörü Bertalan Mesko’nun “Where are 3D printed casts?(3D alçılar nerede?)” adlı makalesinden derlenmiştir.

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

YORUM YAP