“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Absürt Felsefe’nin Oyunu: Tetris!

Tetris: Absürt Felsefe’nin Oyunu 

Robbert Harries bu oyunun Sisifan bir oynayışa sahip olduğunu ve bunun insan ruhunu anlamsız bir kadere hazırladığını söylüyor.

1984’te Sovyetler Birliğinde Alexey Patijnov Tetris adlı devasa kazanç sağlayan oyunu yaratmıştır. Oynayan herkesin bildiği gibi bu oyun, basit bir mantıkla ilerler. Farklı şekillerdeki küpler yatay ve dikey ve de olarak yön değiştirerek birbirlerinin üzerine random şekilde düşer ve amaç bu blokları tamamlayarak oyuna devam etmektir.

Oyun devam ettikçe, biriken bloklar kaybolmaya başlar. Stratejik bir biçimde yerleştirildikçe tamamlanan düzen kendi kendini yok ederek yenisine yer açar. Tekrar tekrar devam etmeyi sağlayan motivasyonumuz her bir oyunda diğerinden daha iyi bir skor kazanmaktır. Oyunda herhangi bir otorite bize objektifimizin bu olduğunu bildirmediği halde yüksek puan tablosunun sürekli oluşması bize bu anlamda bir ipucu vermiş olur. Zahmetli bir macerada kolaylıkla zaman geçirirken, zevk için oynayarak veya takıntılı bir şekilde arkadaşlarla veya kendisi ile yarışarak milyonlarca ve milyonların üzerinde insan Tetris oynamıştır. Tetris sadece bir oyundur: asil askerleri akıl yolunda eğitmek için yaratılmış bir şey ya da hayata dair felsefi bir yorum değildir. Yine de, bir şekilde Tetris oyunu doğası sebebiyle, 21.yüzyılın Sisifos mitini yansıtan büyük bir absürt ifadeye dönüşmüştür. 

Birçok yazar absürt felsefe ile ilgilenmeye çalışmıştır. Özet olarak absürt, insanlığın anlam ve amaç arayışını tatmin etmenin imkansız olduğunu, bunu sağlayabilecek herhangi bir otorite veya ahlak anlayışının olmadığını ve ulaşılacak bir zafer ya da amacın bulunmadığını söyler.

Açıkça belirtilen herhangi bir anlam bireylerin öznel ihtiyaçlarını karşılamak için yaratılmış illüzyonlardan ibarettir. Absürt üzerine yeni ufuklar açan Sisifos’un Miti kitabında Albert Camus varoluşun absürtlüğünü fark eder. “ geriye sadece bir felsefi problem kalmıştır ve bu intihardır”
Camus intihar probleminin çözümünün yankılanan bir “hayır” cevabı olduğunu belirtmiştir. Onun cevabı absürt olanı kucaklamak ve dolu dolu yaşamak, isyan etmek ve günler geçtikçe yaklaşsa da ölümden nefret etmektir. 

Sisifos Mit’inde Camus birden çok örnekle kaderin anlamsız olduğunu bilen, çabalarının amaçsızlığını kabul eden bir kahraman portresi çizmiştir. En güçlü örneği ise, tanrıları ve ölümü kandıran ve bu yüzden sonsuzlukta tekrar tekrar bir kayayı dağın tepesine yuvarlayıp aşağı düşmesini izleyen ve onu tekrar yukarı taşımak için yola koyulan Sisifosun kendisidir.
Anlamsız, amaçsız ve çağrısız bu şeffaf görev yaşamın bir yansımasıdır. Başarı yalnızca süresiz bir mücadelenin ürünüdür. Camus’ya göre Sisifos kendi kaderini kabul ettiği için en büyük absürt kahraman olmuştur. Kendi kaderini ve kaderinin getirdiklerini kabullenerek Sisifos hayatın azim ve direncini nihilizmin ve ölümün karşısına koyar. Sisifos kendi kaderini sonsuza değin yaşamaya devam ederken, Camus’nün dediği gibi, “kişi Sisifosun mutlu olduğunu düşünmelidir” Çünkü bu, çaba ile örülen hayatımızdan ve Sisifostan bekleyebileceğimiz yegane durumdur. 

Tetris absürdün bir yansımasıdır ve Sisifos ile arasındaki paralel durum barizdir. Tetrisde kendinizi de yeniyor olsanız arkadaşlarınıza karşı yarışsanız da sonlu olma umudu vermeyen, nihai bir zaferi olmayan, sadece puana bağlı olarak yükselen bir oyundur. Anlamdan yoksundur. Tetris oynarken bir noktadan sonra parçalar daha hızlı ve daha hızlı akmaya başlar, bu hızlı akışın içinde en sonunda kaybedersiniz ve oyun biter. Her defasında kaderinize terk edilirsiniz ve ölürsünüz.

Tetriste de yaşamda olduğu gibi öngörülen bir başarı veya rota yoktur. Görevi takip edilir kılan şey deneyimdir, yaşamaktır, kişinin oyunu oynarken hissettiği eğlence duygusunun amaçsızlığıdır. Tetris oynamanın tek mantıklı sebebi ya da yaşamanın, bunu sadece eylemin kendisi için yapmak ve herhangi bir sonucun olmayışı ile barışmaktır. Sisifos’un görevinde olduğu gibi Tetris de sürekli yükselen bir tepe noktasını işaret eder. Oyuna devam ettikçe bitiş noktası gittikçe uzaklaşır yine de oyuna devam etme azmi ve daha iyisini arama güdüsü sürmeye devam eder. Sisifosun yaşam ve yenilgi arasında verdiği savaşın aynısını Tetris de, oynamak ve yenilmek eylemleri içinde yansıtır. Ölümün ve absürtün karşısında isyan ederek yaşayan herkesin gösterdiği azmin aynısını Tetris oyuncusu da kaderinin aynı sonuca tekrar tekrar dönüşeceğini bilerek göstermeye devam eder. 

Bu yüzden Tetris, Sisifos’a bağışlanan amacın aynısını daha büyük bir absürtlükle yansıtıyor diyebiliriz. Sisifos bu amacı gerçekleştirmeye zorlanmıştır ve kaderini kabul edip, eylemi tekrarlamak dışında bir seçeneği yoktur. Diğer yandan, milyonlarca insan, Tetrise karşı büyük bir şevkle, belki de hayata karşı da, kendi yollarını absürt bir amaca hizmet etmek için değiştirmiş ve bu amacı Sisifos’un aksine tutkulu bir şekilde gerçekleştirmişlerdir. İnsanın optimist bir bakış açısıyla ve sonun gelmeyeceği umudu ile devam etmesi, anlamsız ve boş kaderinin karşısında keskin bir şekilde gayesini sürdürme istencini ve mücadelesini yansıtır. Tetris absürt felsefe tanımını hiç duymamış veya fark etmemiş kişiler tarafından oynanmış olabilir. Onlar da kazanmaktan çok kaybedeceklerini, nihai bir son olmadığını ve oynamadaki tek amacın bir şey başarmaktan çok keyif almak olduğunu bilirler. Tetrisi oynamaya değer kılan şey budur. Camus’nün de inandığı gibi absürt insanın yaşamını ayırt edici yapan şey nitelik değil niceliktir. Tetriste de olduğu gibi oyuncuyu bir Tetris oyunucusu yapan şey niteliği değil oynadığı oyunların niceliği olmuştur. Yaşamdan ve Tetristen umabileceğimiz en fazla şey, oyunu çokça tekrar tekrar oynayabilmektir. Böylece ölüm döşeklerimizde, absürtün farkındalığında olarak, bundan daha doğru bir tanım yapmamız imkansızdır:

“Elimden gelenin en iyisini yaptım. En yüksek skorum 55231. Yaşasın Tetris! Yaşasın Yaşam!”

Çeviri: Arya Durgun

© Robert Harries 2009

Robert Harries is studying for a BA in Politics at the University of Nottingham.

görsel: Vedran Stimac

Dünya gezegenine 97 yılında adım attı. Haliç Üniversitesi Amerikan Edebiyatı bölümünden Karşılaştırmalı Edebiyata zıpladı. Yıllardır süren yazma serüvenine devam ederken, büyülü gerçekçi öyküleriyle tanındı. Gonzo Journalism felsefesi ile gözlemlemeye, maceranın içinde Gilliamesk bir mod ile yürümeye devam ederken sizlerin yolculuğu için buraya bir bardak su bıraktı. Buy the ticket, take the ride!

yorumlar (1)

  • Avatar

    Ahmet Özdemir

    Tam da şimdilerde sisifos söylenini okurken denk geldi bu yazı. Çok güzel yazılmış ❤️

    reply

YORUM YAP