“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Adanalı Deli İrfan Nasa’da!

Sizi çocuk yaşta yapmaya başladığı roketlerin patlatması nedeniyle memleketi Adana’da başı dertten kurtulmayan, 1950’lerin harika çocuğu İrfan Mavruk ile tanıştırmak isterim.

Projelerini kimseye kabul ettiremeyen, destek almak için Adana Elektrik Mühendisleri Odası’na başvuran Mavruk’un projeleri, heyet eşliğinde dinlenir lakin imkansız olarak değerlendirirler.

1959 yılında, odanın dergisinde yayınlanan bir makalede Mavruk’un projeleri ile ilgili, “İrfan Mavruk’un elinde dolaştırdığı füze projesi, meraklı bir çocuğun çizdiği karmaşık bir takım şekillerden ibaret olup teknik bir makine resmi ile herhangi bir alakası yoktur. Verilen izahattan anlaşıldığına göre İrfan Mavruk, maalesef geniş fantezisi ile mevcut olmayan şeyleri olmuş gibi göstermekte ve hiç bir hesaba dayanmayan bir takım iddialar ileri sürmektedir” denir.

Lakin günlerden bir gün okulda atom dersi işlenirken bir anlatmaya başlar ki kendisine taaa ABD’nin kapıları bile açan olay gerçekleşir; öğretmeni idareye haber verir ve konu valiye kadar gider. Kurumlar, duruma vakıf olur. ABD’den mühendisler gelir ve tepkili motorları sorarlar; Mavruk da izah eder, bir güzel anlatır. Mühendisler Deli İrfan için ‘’Muhteşem’’ yorumu yapar ve İrfan Mavruk’u kapar!
Bu gelişmeler üzerine dönemin Valisi, eski TBMM Başkanımız Refik Koraltan’a bir mektupla gider ve Koraltan da durumu, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e anlatır. Okuduğu mektuptan oldukça etkilenen Menderes, İrfan Mavruk’u Dolmabahçe Sarayı’na davet eder. Dolmabahçe Sarayı’nda Koraltan, bakanlar ve Menderes vardır. Koraltan, “Bahsettiğim çocuk bu,” diyerek takdim eder İrfan Bey’i ve kurulun aldığı karara göre İrfan’ı yüksek zekalı çocuklar fonundan ABD’ye gönderirler.1959’da New York’un yolunu tutan Mavruk, özel sınavla Colombia Üniversitesine kabul edilir. Houston’da bir nükleer araştırma merkezinde çalışmaya başlayan Mavruk’un çalıştığı merkezde, hidrojen bombasını icat eden bilim adamı da vardır. Daha sonra nükleer silahların parçalarını üreten fabrikalarda çalışır.

Bizim Deli diyerek kıymet bilmediğimizi Amerika alır, “Alim” İrfan eder! Buna da şükür ki militan diyerek içeri alıp hayatı bitirilmemiş. Mavruk, uzaydaki atom yükünü ölçen bir cihaz da geliştirir. NASA tarafından gerçekleştirilen insanlı Ay yolculuğu projesi olan Apollo projesinde görev alır. Onun geliştirdiği yöntemlerle uzaya çıkan füzeler patlamaktan kurtulur ve Apollo projesi gerçekleşir.

İrfan Mavruk, özellikle yerden kumanda edilmeye gerek kalmayan roketler konusunda çalışır ve aya ilk çıkan Apollo mekiğindeki astronotlarla yerden telsizle konuşan kişi de bizzat kendisidir.Asıl bomba; Türkiye’de 16 Şubat 1965 tarihli bazı gazetelerde, “Amerikalıların üstüne titrediği harika çocuk,” “Hakkında özel kanun çıktı, gizli polis de onu koruyor” üst başlıkları altında, “25 yaşındaki bir Türk genci, feza ilmine ışık tutuyor” başlığıyla verilen haber yayınlanınca “İrfan Mavruk tarafından yapılan ve radarsız olarak uzaya fırlatılan roket, büyük bir başarı sağladı” denince Adana’da İrfan’a “Deli” diyen mahalleli deliriyor asıl. Hahaha! Mavruk’ların evine akın falan ediyorlar. Türk milleti tuhaf işte. O Adana mahallelisi Amerika’yı sevmez mesela, bir karış toprağını vermez ama elindeki altın çocuğu kaptırarak onlara nelerini verdiğini fark edemez.

Kendi değerlerimize, geleceğimize, kendi çocuklarımıza hak ettikleri değeri verebildiğimiz, özgür bir hayat sunabildiğimiz bir dünya dilerim..

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP