“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Ağaçlar: Pando Ağacı

Merhaba, bu güzeller güzeli Pando ağacı ile tanıştınız mı?

Evet resimde gördüğünüz ağaçlar “Trembling Devi” olarak da bilinen Pando, yani erkek titrek kavağın, dev bir klonal kolonisidir. “Biz de ne dönemler gördük” diye ağlayıp duralım, bu koloni yüzlerce, binlerce yıl görmüş. Bunun anlamı ise bu ağaçların tamamının aslında tek bir ağaç oluşu! Ayrı ayrı ağaçlar olarak gördüğünüz her birisi, tek bir kökün dalları olarak yerden köklenerek çıkar, birbirine bağlı tek bir Ağaçören’dir. Peki bu titrek ağaç kaç yaşındadır? Yoksa mübalağa mı yaptım? Hayır canımlar; bilim insanları ortalama 80.000 yıl yaşında olduğunu belirtiyor. Yani bu ağacın kökü daha yeni toprakta yayılmaya başladığında insanlığın ataları henüz Afrikada’ydı. Bazı araştırmacılar ise yaşının 1 milyon yıl olduğunu ileri sürüyor. Dünyadaki en ağır yaşayan organizmadır bu güzellik. 5900 küsür tonluk ağırlığı ile yaşayan bir efsane! 6 milyon kilogram!!! Dünyadaki en geniş coğrafi alan üzerinde yaşar. Pando, Latince’de “I spread” anlamına geliyor. “Ben yayılırım.” diyor 🙂 Bir gün umarım görmek nasip olursa ben de yanına yayılıp köklerini sevip, onu sarmalayacağım.

Bu arada üç numaralı görsel sizce de Klimt’in “The Kiss” şaheserini anımsatmıyor mu?

Büyüleyici Gökkuşağı Okaliptüs’leri!

Bu ilginç ağaç, doğanın mucizelerinden biri sayılıyor. Kuzey yarım kürede bulunan bölgelerde görülen tek okaliptüs türü olan ve sudan beslenen bu ağaçlar adeta bir ressamın elinden çıkmış gibi. Sudan beslendikleri için bataklıkların kurutulması amacıyla da kullanılıyorlar.

Karakteristik gövdeleri sebebiyle süs amacıyla yetiştirilen bu güzellikler, yılanların deri değiştirmesi gibi yılın farklı zamanlarında fazlalık olan parçalarını döküyorlar. Soyulup dökülme evresi sonrasında açık yeşil olan iç tabaka ortaya çıkıyor. Havayla temas ettikçe bu yeşil tabakalı bölgeler koyulaşıp mavi, mor, turuncu ve kahverengi tonlarını alarak adeta adını aldığı gökkuşaklarına dönüşüyor.

Bu renklerin gövde üzerindeki dağılımı da bu muazzam görüntüyü oluşturuyor. Bu ağacın bir de hikayesi var; Yuki isminde bir okaliptus ağacı ile en yakın arkadaşı olan Spec isimli gökkuşağı hakkında. Yuki, arkadaşını kötü bir cinden korumak için kabuklarının içine saklar ve arkadaşı Spec de minnettarlığını göstermek için renklerini ona verir.

Siz de arkadaşlarınızı koruyun, sevdiklerinize renkler verin! Ağaçları örnek almakta her zaman fayda görüyorum. Çünkü o zaman dünyanın bütün canlılarının birbirine iyi bakması gerektiğini ve bir uyum içinde olduğumuzu anlıyor insan. O zaman yere çöp atmaya kıyamıyor, plastik kullanmamak için dikkatli oluyorsun. Bu da insana, davranışlarına kadar etki alanı sağlayan muhteşem bir güzellik kazandırıyor.
Bilgi gibi bilgi! 🌈

Banyan Ağacı

Uzak Doğu’nun bilgelik ağacı olan, eşsiz güzellikteki, özel kök yapısına sahip, tek başına koca bir orman; Banyan ağacı, benim favorim.

Banyan ağacı sadece benim için önemli değil elbet. Hatta hem Budha hem de Budistler için kutsal bir nesne olarak görülüyor. Esasen Banyan ağacı, Hint incir ağacıdır. Fakat kendisinden ve meyvesinden ziyade taşıdığı anlam, Budizm için çok önemlidir. Bunu anlayabilmek için, ilk önce ağacın Budha için neden bu kadar önemli olduğunu fark etmek gerekiyor. Unutmadan; hakkında “tek ağaçlık orman” benzeri tabirlerin yapılmasının nedeni, ağacın 300’e yakın kalın, 3000’e yakın da ince gövdeden oluşmasıdır.

Şimdi; M.Ö. 6. yüzyılda dünyaya gelen ve Budizm’in kurucusu olan Budha, aslında Hindistan’ın zengin ve oldukça köklü ailelerinden birinde dünyaya gelir. Çocukluğu ve gençliği her ne kadar saraylarda ve sıkıntılardan uzak olarak geçse de 29 yaşında başından geçen bir olay hayatını da tamamen değiştirir. Babası, Siddharta (Budha ismini almadan önceki adı) sokaklardan uzak kalsın diye elinden geleni yapar lakin Siddharta, 29 yaşında bir yolunu bulup saraydan çıkar. Sokaklarda hasta, yaşlı ve ölü insanlar görür ve hayata bakışı tamamen değişir. Saray’dan vazgeçer, sokaklarda sıkıntı içerisinde yaşamaya ve bu sıkıntılara son vermek adına herkes için çalışmaya başlar. Yüksekliği 20 metreyi bulan ağacın gövdeleri kökünden ayrı gibi görünür. Bu adeta Budha’nın Saray’dan ayrı durmasını temsil ediyor gibi değil mi?

Gerçek hayatın bu çirkin sıkıntılarını çözmek için arayış içerisindeyken bir gece bir Banyan ağacının altında meditasyon yapar. Velhasıl kelam, Siddharta’nın orada meditasyon yaparken aydınlığa ulaştığına inanılıyor. Banyan ağacı altında aydınlığa ulaşmasının ardından bugün bildiğimiz Budha, yani “uyanmış kişi” anlamına gelen ismini alıyor. Banyan ağacı da o günden beri kutsal kabul ediliyor.

Tek bir ağaç, binlerce gövdeli. Gözle görülür şekilde toprağın dışında bulunan kökleri yukarıdan aşağıya doğru büyüyor. Günümüzde var olan en büyük ve geniş ağaç da bir banyan ağacıdır ki kendisi yaklaşık 250 yaşında ve kökleri 14 bin 500 metrekare alana yayılıyor.

Köklerin, kökenlerin önemi yok. Umarım sevgi de bu banyan ağacı gibi yayılır Dünya’ya.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

yorumlar (1)

YORUM YAP