“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

ARAM TIGRAN

Ortadoğu’nun ve insanlığın kalbindeki kadife sestir Aram Tigran. Ermeni asıllı bir dünyalıdır kendisi. Kürtçe, Ermenice, Türkçe, Rumca gibi sekiz dilde şarkı söyleyen Aram Bey’in ailesi, 1915 Ermeni Katliamı/Soykırımı’ndan, Kürtler sayesinde kurtulur. Böylece, bugün bombalar yağan Suriye’de dünyaya gelir Aram Tigran. Ailecek, Kürt milletine vefa duymuşlar bir ömür. Ermeniler arasında onu tanımayan çıkar da Kürtler arasında çıkmaz, onların idolü olmuştur. Bir zamanlar umutla Kürtlerin desteği ile kaçtıkları Suriye’nin bugünkü haline acıdır. Söylediği söz, ne doğrudur. Şimdi ben kendisini paylaştım diye bana da savaş açanlar olur kesin. Umrumda dahi değilsiniz. Kimin kiminle ne savaşı varsa var, benim kimseyle savaşım yok. Herkesi seviyorum, kimseyi kimseden üstün görmediğim gibi, herhangi bir insanı da dalındaki bir maydanozdan, hamam böceğinden, bir mikroorganizmadan daha değerli görmüyorum. Benim için her şey bir bütün halinde yaşamını sürdürebilir. Dünya nefes alıp veren tek, bütünsel bir canlı, biz de onun damarlarından biriyiz sadece. Bu dünya düzenini siz kurmadınız; doğa, evren ne derse o olur, o doğrudur benim için. O yüzden, kimseye hesap verecek değilim. 

Kapitalistlerin, Emperyalistlerin kurduğu bir düzen, yarattığı bir güç savaşı, insanlığa yapılan iğrenç, tiksindirici, insanlık dışı muameleyi görüp de susan, susmasa da boş konuşan bir dünyaya verecek hesabımız olabilir mi bizim? Önce insan olmayı hazmetmeleri gerekiyor, belki ondan sonra konuşabiliriz onlarla. Bugün ne yazarsak yazalım ne söylersek söyleyelim, bizi duymazlar. İçlerindeki şeytan uyandı bugün, kan istiyorlar. Milliyetçilik adı altında ırkçısınız, kusura bakmayın. Milliyetçi olmayı bilmiyorsanız olmayın kardeşim, adına milliyetçilik demeyin. Kimi kandırıyorsunuz? Neyse efendim, Aram Bey’e dönelim. 1934 senesinde Suriye’nin Qamışlo kentinde dünyaya gelir ve Kürtlerin arasında büyür. Henüz altısındayken ud çalmaya başlar ve zamanla ustalaşır. Cümbüşte bir efsanedir, Kürt makamlarında uzmandır. On dokuz yaşında, Suriye’nin en iyi üstadlarından ders almış şekilde ilk büyük konseri için hazırdır. Ortadoğu’da alev alev bir Newroz günü. Deyim yerindeyse kendini, duygularını bırakır sahneye, akar yumuşacık bir şiddetle ezgiler. O konser sonrasında hayatı boyunca konser verir. Dünyanın her yerinde paylaşma şansı bulur sesini. Udu bırakıp elinden, cümbüşü kucaklamıştır. 

Onunla özdeşleşmiştir. Aram Tigran’ı cümbüşsüz, kimse hayal dahi edemez. Cümbüşü ile Kürt müziğinde bir efsane olur Aram Bey. Kim bilir, belki kendi topraklarının hayalini kurmuştur da vurmuştur o cümbüşe, belki ondandır o sızlatan his. 66 senesinde, ailecek Ermenistan’a göçtüklerinde Yerevan Radyosu’nda çalışırmış. Ortadoğu halkları pek çok sanatçıyı bu radyodan dinlermiş. Hem konserler, hem albümler hem de bu radyo aracılığı ile duyurmuş sesini. 1995’te Aram Tigran, Atina’ya yerleşmiş; ünü müthiş artmış bir efsaneye dönüşmüştür. Savaşın en çok etkilediği ailelerden birinin çocuğu olarak halkının, Ortadoğu halklarının sesi olmuştur. Nice acıları, aşkları, savaşları, yaşamak ağır hikayeleri seslendirir ömrü boyunca. Barış özlemi ile dolup taşan, savaş haberlerinden ve savaştan bıkmış, kalbine kaya oturmuş, kendini müzikle ayakta tutmaya çalışmış bir adamın ağzından dökülmüştür bu sözler; “Dünyaya bir daha gelirsem ne kadar tank, tüfek ve silah varsa hepsini eritip saz, cümbüş ve zurna yapacağım.” 2006 senesinde nihayet Diyarbakır’a geldiğinde söylemek için ortalık, deyim yerindeyse yıkılıyor. Topraklarından edilmiş bir Ermeni, çıkıp sahneye binlerce Kürt insanına, Ermenilerin kökünün olduğu şehirlerden birinde şarkı söylüyor. Ve bu insana ve ailesine Kürtler sahip çıkmış zamanında. Yaşayabileceği duyguları hayal edin bir bakalım? Sanmam bunu hayal edebileceğinizi, sıcak evlerinizde otururken. Hrant Dink için de söyledi, Ermeniler için de, Türkler için de, Rumlar için de, Kürtler için de söyledi. En çok, topraklar için söyledi aslında; kimin, nereli olduğunun önemi yoktu. Diyarbakır’a gömülmeyi istediyse de izin verilmedi. Diyarbakır’dan getirilen toprak ile Belçika’da, Ermeni mezarlığına gömüldü maalesef. Ne gariptir ki bugün, Aram Tigran gibi binlerce insana sahip çıkmış Suriye’liler aynı kaderi yaşıyor. Coğrafyalarından, topraklarından oldular. Sıranın kimde olacağı belli olmaz. Ben söyleyeyim, biz de!  2 Nisan 2003 tarihinde, dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell arasında imzalanan Irak Savaşı’yla ilgili anlaşmadan haberiniz var mı? O anlaşma şöyle diyor; Aram Tigran’ın şarkılarıyla ağlattığı Diyarbakır’daki bütün Türk askeri hastanelerinin ve İncirlik’teki hastanenin, Irak’ta yaralanan ve buradan tahliye edilen Amerikan askerleri için kullanılması; Kuzey Gözetleme Arama ve Kurtarma Operasyonu (ONW-SAR) kapsamında Türkiye’de olan varlıkların, Irak’a yeniden intikali ve ticari tedarik güzergahı yaratılarak Amerikan güçleri için gerekli lojistik malzemelerin, Türkiye’den Irak’a teslimatının yapılması. Tedarik ihtiyaçlarının Türkiye’den satın alınması, Amerikan askerlerine koruma vs. gibi maddeler içeren bir anlaşmadır bu. Kanlı savaş başlarken Amerikaya destek olarak ellerimize kan bulaştırdığımız anlaşma. Yani, demem o ki yemişim sizin milliyetçiliğinizi. Herkes suçlu da biz masum muyuz? Herkes yaşıyor da sadece biz mi ölüyoruz? Neden sadece biz olunca hatırlıyoruz bazı şeyleri. Hepiniz Ortadoğu’ya özür borçlusunuz. Mahçup davranın biraz. Buna, kim onay verdi? Herkes! HDP hariç, herkes onay verdi bu arada. O yüzden biraz utanmamız olmalı, o insanlara yapılana karşı çıkmalıyız. Bak gencecik insanlar ölüyor, ne hale geliyoruz. Bütün Ortadoğu’ya bomba yağdırdı bu şerefsizler; Amerika, İngiltere, Avrupa, İsrail yalakası olacağınıza evinde uyurken öldürülen Ortadoğu halklarına sahip çıkın. Bak bu saydığım şerefsizler, Ortadoğu halklarını öldüren askerlerini bile Ortadoğu halkına tedavi ettirdi, koruttu. Bizimle resmen oynanıyor. Hepimiz travma sahibi manyak insanlara dönüştük. Beynimizin içindeler. Nefes aldırmıyorlar. 

Tek büyük savaşımız buna dur demektir. Lakin sen hala, yok kanlı savaş, kanımız yerde kalmayacak diyorsan sen milliyetçi değil ırkçısın kardeşim, kusura bakma. Milliyetçiliği tamamen yanlış anlamışsın. Milletini sevmek bu değil. İstediğiniz kadar düşünün, okuyun, araştırın, ağlayın. Bu şekilde devam edildiği sürece sıra size de gelecektir.  Her kim ki savaş istiyor, dilerim ömrü boyunca rahat uyuyamasın. Bütün Ortadoğu halklarına selam olsun, şahsım adına hepinizden çok özür dilerim. Bunun sorumluluğunu umarım bir gün, bütün dünya alabilir ve buna bir dur denir. Dilerim Aram Tigran’ın hayallerinden birini gerçekleştirebilir. Dilerim silahlar susar, müzik başlar. Dünya üzerinde savaş uğruna sevdiklerini kaybetmiş, bütün masum insanlara ve savaş uğruna, bir hiç uğruna ölen bütün güzel insanlara selam eder, sabır dilerim. 

En derin üzüntülerimle…

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP