“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

ARETHA FRANKLIN

Whitney Houston’ın vaftiz annesi ve son konserini Elton John’un Aids Vakfı yararına geçen yıl düzenlenen galada veren, “Tüm zamanların en iyi şarkıcısı” ya da “Soul’un kraliçesi” unvanlarıyla tanınan Aretha Franklin…

Popüler müzik tarihinin en farklı ve etkili seslerinden olan, ABD siyah hareketine verdiği destekle tanınan Aretha Franklin, 50 yıllık kariyerine bir düzineden fazla milyonlarca satan single ve 18 Grammy ödülü sığdırır. Sen muhteşemsin kadın!


Aretha; Memphis, Tennessee’de, 25 Mart 1942’de doğar ve 6 yaşındayken taşındıkları Detroit’te piyano çalmaya ve rahip babasının kilisesinde şarkı söylemeye başlar. Ah Detroit, sen ne güzelsin!


İlk albümü “Songs of Faith,” 14 yaşındayken yayınlanır. Burası önemli, bu sırada ilk oğlu Clarence da doğar ve 16 yaşındayken de ikinci çocuğu Edward’ı dünyaya getirir. Çok genç!


1955’te dünyaya getirdiği bebeğinin babası konusunda doğal olarak çeşitli spekülasyonlar ortaya atılıyor. Bebeğinin babasının öz babası olduğu iddia edilir. Babasının, Ray Charles’ın “seks kilisesi” olarak tanımladığı, değişik bir kilisede yönetici olduğu konuşulur. David Ritz’in yazdığı “Respect: The Life Of Aretha Franklin” adlı kitaba göre babası, koridorlarında insanların esrar ve şarap içerek grup seks yaptığı ayinler düzenliyormuş.

Annesi henüz o 10 yaşındayken hayatını kaybettiğinden ve ailenin bu hamileliği bir din adamı olan babasının itibarını korumak için gizlediği düşünülüyor. Bebeğin babasının okul arkadaşı, 14 yaşındaki Donald Burk olduğu söylenir ancak bu iddia yasal olarak kanıtlanmaz. Bu dünya, insan olabilmek için çok kötü bir yer. Çocuk yaşta yaşadıkları ve müzik kariyeri ona bağımlılık olarak döner elbet. Aralıksız sigara içme alışkanlığı edinir. Ancak tüm bunlardan arınmayı başarır sonraları.

R&B listelerine, 1960’ta yayınladığı “Today I Sing the Blues” şarkısıyla girdi. Atlantic Records’tan çıkan “I Never Loved a Man (The Way I Love You)” adlı albümü listelerde birinci sırada yer alır. Ardından çıkardığı ve feministlerin çok sevdiği “Respect” [Saygı] adlı single’ı da yine uzun süre birinci sırada kalır. 

Time dergisinin kapağında yer alan ikinci Afro-Amerikalı kadın olur. ABD sivil haklar mücadelesine katılır, 1968’de artık “Lady Soul” olarak anılır. Martin Luther King’ten ödül alır. 19 yaşında evlenip şiddet gördüğü ve bağımlılıklara sürüklendiği evliliğini 1968’de noktalayan sanatçı, 1969’da tur menajeri olan ve onu boşandıktan sonra kendisiyle yaşamaya davet eden Ken Cunnigham’dan hamile kalır.

ABD’li yazar, aktivist, Komünist Parti üyesi Angela Davis tutuklandığında, ona desteğini açıklayan Franklin’in kendisi de Detroit’te “huzuru bozmaktan” gözaltına alınır. Babasının, Detroit’te siyah ayrılıkçı bir gruba düzenlediği konferans da polis şiddetiyle son bulur.
1980’de, The Blues Brothers filminde rol alır, ardından da Arista adlı şirketle kontrat imzalar ve “Jump to It” adlı albümüyle müzik listelerine geri döner. 1987’de de Rock and Roll Hall of Fame’e giren ilk kadın olur.

2005’te “milyonlarca Amerikalının kalbini fethettiği” için dönemin ABD Başkanı George W Bush’tan, Başkanlık Özgürlük Madalyası alır. 2009’da da ABD Başkanı Barack Obama’nın ilk yemin töreninde şarkı söyledi, harikaydı. 2011’de kanser teşhisi konulduğundan beri sağlık sorunlarıyla uğraşıyordu. Yine de 2013’te büyük bir turneye çıkabildi. Rolling Stone dergisinin yaptığı listede efsane 99 ismi geride bırakıp zirveye yerleşen Franklin’i hasta yatağında ziyaret ederek veda edenler arasında eski eşi Glynn Turman, önemli siyasetçiler ve yakın dostu Stevie Wonder vardır.


Bugün, müzik ve güzellik dolu bir insanın günü! Işıklar içinde!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP