“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Atom Bombasını Çikolata Sanan Çocuk

İçinde çikolata ve çocuk kelimeleri olan bir hikâyenin sonu, sizce nasıl biter? İnsanın aklına hemen, en basitinden sevimli, kısa bir kurgu geliyor. Size anlatacağım hikaye, 1939 yılında Albert Einstein’ın, ABD Başkanı Roosevelt’e, atom bombası konusuna dikkat çekmek için attığı bir mektuba rağmen gelişen olayların dokunduğu hayatlarla ilgili.
Dikkat! Bu hikâye başta kalpleri ısıtacak gibi olurken sonunda sizi şoke edebilir.
Sene 1945, Ağustos ayının 6’sı, kuvvetli ihtimalle sıcak bir gün. Sabahın erken saatleri, yine kuvvetli ihtimalle evinde kahvaltı yapan insanların kulağına askeri uçak sesleri çalınıyor. Ve ne olduğunu anlayamadan tüm Hiroşima’yı koca bir toz bulutu yutuyor. İçinde yüzlerce, binlerce ölünün ve yaralının olduğu insanlar, ÇOCUKLAR…  Ölen, yaralanan yüzlerce binlerce çocuk…
Şimdi biraz geriye gidelim. Hiroşima’nın paramparça olmasından yaklaşık 25 sene öncesine. Otto Schnering, Chicago’lı şekerleme fabrikatörüdür. 1920’li yılların başlarında piyasaya yeni bir ürün sunar. Ürün raflara yerleştiği sıralarda dünyaya bir bebek gelir. O bebek, ABD başkanı Cleveland’ın kızıdır. Schnering, başkanın kızı Ruth’dan etkilenerek, ürüne Babe Ruth adını verir —Devlet yalakası iş insanları da her yüzyılda mevcut.
Babe Ruth, üstü çikolata kaplı çubuk şekerdir. Schnering, Babe Ruth için fazlasıyla heyecanlı olduğundan ötürü ürünün reklam kampanyasının da çok ses getirmesini ister. Bunun üzerine ürün tanıtımı için önceleri orduda görev yapmış ve birkaç uçaklık bir filonun sahibi olan pilot, Dough Davis ile görüşüp anlaşır. Davis’ten o döneme göre oldukça ses getirecek çılgın bir şey ister. Kağıttan yapılma minik paraşütlere bağlı ‘’Babe Ruth’’ çikolataları halkın üzerine atılacaktır.
Pilot Davis, bir arkadaşına ziyareti sırasında parçası olacağı reklam kampanyasını anlatır. Minik bir kulak bu sohbeti işitmiştir. Arkadaşının oğlu Paul, bu fikri duyunca çok heyecanlanır ve çikolataları kendisi atmak istediğini dile getirir. Tabi ki de her anne babanın vereceği tepki gibi Paul’un babası da bu durumu tehlikeli bulur ve buna izin vermez. Fakat Paul’un söylediği şey, Davis’in çok hoşuna gider. Sonrasında bu konuda arkadaşını güçlükle de olsa ikna etmeyi başarır.
Uçak, pilot Davis, Paul ve aşağı atılmak için bekleyen minik paraşütlü Babe Ruth’lar hazırdır. Uçak havalanır ve yeterli irtifa sağlandıktan sonra insanlar bir uçak sesi duyar. Başlarını sesin geldiği yere doğru çevirirler. 12 yaşındaki Paul, pilot kabininden aşağıya çikolata atmaktadır. Yukarı bakmakta olan insanlar, çikolataların aşağı süzülüşünü izler ve çikolatalar yerle temas ettiği an, Babe Ruth’ları kapışılmaya başlarlar.
Şimdi zamanda yolculuk yapalım ve bu defa 1945’e gidelim. Paul, artık 30’larında bir pilottur. Bir reklam kampanyası sayesinde havacılığı uçaktan çikolata atarak seven biri olur. Dolaylı yoldan da olsa 12 yaşındayken yüzlerce insanı mutlu eder. Ve yıllar sonra yine aynı insan Hiroşima’da çocuk, genç, yaşlı demeden binlerce insanın ölmesine sebep olan, dev Amerikan B-29 savaş uçağının pilotu olur. Yıllar önce mutluluk dağıtan elleri, bu kez Hiroşima’yı 45 saniye içinde yerle bir eden Little Boy adlı bombanın düğmesine basar. Ve devasa toz bulutu tüm Hiroşima’yı yutar.
İyilik, mutluluk ve neşe saçan bir çocuk ne oldu da bir katil oldu? Bir insan 15 yıl içerisinde ne yaşarsa bir katile dönüşür? Bugün çocuk sahibi olanlar ve çevresinde çocuklar olan, çocuklar ile iyi kötü iletişimi olan insanlar, çocuklara nasıl davranıyorsunuz? Açıkçası gerçekten bir zaman makinası olsaydı, Harry Potter’ın görünmezlik pelerinini üstüme geçirir, Paul’un “o düğmeye bas ve onları öldür” emrini yerine getirecek kişiye nasıl dönüştüğü görmek isterdim. Hatta ona, 25 yıl önce küçük bir çocukken pilot kabininden çikolata attığı anı hatırlayıp hatırlamadığını sorardım.

8 Ocak 1992’de İstanbul’da doğdu. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Halkla İlişkiler okuduktan sonra, tasarım ürünler yapan bir markanın kurucu ortağı olarak e-ticaret ile ilgilendi. Özel ilgisi sebebiyle Craft Oyunculuk Atölyesi’nde oyunculuk eğitimi aldı. Çocukluk döneminden beri sahip olduğu yazma tutkusu ilk meyvelerini 2017 yılının sonunda, yazılarının Lazar Fanzin’de yayınlanması ile vermeye başladı. 2020’nin Eylül ayında Kakımlıcom ekibine dahil olarak bu serüvenine devam ediyor.

YORUM YAP