“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

BAĞIRSAKTAN RUHA KEŞİF YOLCULUĞU

BAĞIRSAKTAN RUHA KEŞİF YOLCULUĞU

İnsan varoluşuna git gide daha bütüncül bir bakış açısı ile baktığımız, heyecan verici bir sürecin içindeyiz; örneğin, artık çoğumuz için hayret veren bir yenilik değil bağırsağa ikinci beynimiz denmesi. Bunun gibi bağlantılara dair veriler çoğaldıkça onlara dair anlayışımız da derinleşiyor. Bilim insanları şimdi de bağışıklık sistemimiz ile ruh sağlığımız ve bağırsak mikrobiyotamız ile kişilik özelliklerimiz arasındaki bağıntıları ortaya koymaktalar.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VE RUH SAĞLIĞI BAĞLANTISI
Bağışıklık sisteminin sadece vücudu enfeksiyon ve hastalıklardan koruma amacıyla var olduğunu, başka hiçbir alana etki etmeksizin sadece bu işe yaradığını iddia etmek yapay bir ayrım yaratmak olurdu ve bu tarz bakış açıları artık modası geçmiş olarak görülüyor.
Eylül ayında yayınlanan bir araştırma, yeni bir düşünme biçimini destekliyor: Bulgular, beyin ve vücudun ortakyaşar bir ilişki paylaştığını gösteriyor.
Bir bağışıklık molekülü olan IL-17 belirendi bu araştırmada; IL-17 proinflamatuar bir sitokindir ve bir davetsiz misafir durumunda vücutta iltihaplanmaya neden olur. Araştırmacılar, beyni çevreleyen dokuların, gama-delta T hücreleri adı verilen, IL-17’yi üreten bağışıklık hücreleriyle dolu olduğunu fark ettiler.
Bu hücreler farelerden çıkarıldığında, hayvanlar daha fazla kaygı benzeri davranış sergilediler. Bu bulgu, molekülün potansiyel olarak insanlarda anksiyete ile bağlantılı olabileceğini düşündürmekte.
Washington Üniversitesi’nde nöroloji profesörü olan Jonathan Kipnis, araştırmanın yazarlarından biri ve bu bulguların beynimiz ile bağışıklık sistemimizin yakından iç içe olduğuna işaret ettiğini söylüyor: “Davranışımız yalnızca beynin durumuna değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin durumuna da çok bağlı.”
Araştırmacılar, IL-17’nin insanlarda kaygıyı nasıl etkilediğini araştırmak istiyor şimdi de. Bu bağlantının daha derinine inmek, gelecekte anksiyete ve depresyon gibi zihinsel bozukluklar için potansiyel olarak yeni tedavilere yol açabilir.
BAĞIRSAK VE KİŞİLİK BAĞLANTISI
Yapılan bir diğer araştırma bağırsaklardaki mikroorganizmaların kim olduğumuzu belirleyici etkilerine dikkat çekti. Biliyorsunuz, bağırsak mikrobiyotası, insan vücudunda bulunan trilyonlarca mikroptan oluşur – devasa bir bakteri, mantar, virüs, maya ve protozoan ekosistemidir. Her bireyin mikrobiyomu benzersizdir ve kişiden kişiye büyük ölçüde farklılık gösterir.
Bu mikrobiyomun, sağlığı ve zihinsel sağlığı etkilediği biliniyordu. Mart ayında yayınlanan bir araştırmaya göre, kişiliğimizi de etkileyebiliyor.
Bağırsak mikrobiyomu ile beyin arasındaki ilişki, mikrobiyom-bağırsak-beyin ekseni olarak biliniyor. Araştırmalar, mikrobiyomun fizyolojimizin iç işleyişi üzerinde şaşırtıcı miktarda etkiye sahip olduğunu giderek daha fazla öne sürüyor: kilomuz, bağışıklık sistemimiz, iştahımız, metabolizmamız… Şimdi de sıra kaç arkadaşımız olduğu gibi kişilik özelliklerimizle alakalı bir konuda bağırsakların etkisini tartışmaya geldi. Evet, kulağa inanılmaz geliyor ama bağırsaktan etkilenen bileşenler listesinde artık kişiliğimiz de var.
Çalışmanın yazarı ve Oxford Üniversitesi’nde bir mikrobiyom-bağırsak-beyin ekseni araştırmacısı olan Katerina Johnson, belirli kişilik özellikleri ile bir kişinin bağırsak ekolojisi arasında bulunabilecek korelasyonlar olduğunu ortaya koyuyor.
Johnson ve meslektaşları, bu savı kanıtlamak için 655 yetişkinin dışkı örneklerinden alınan bağırsak mikrobiyom verilerini incelediler ve bunları katılımcıların kişilikleri, davranışları, yaşam tarzları, diyetleri ve sosyodemografik faktörler hakkındaki bilgilerle karşılaştırdılar.
Daha büyük sosyal ağlara sahip insanların daha çeşitli bir mikrobiyoma sahip oldukları ortaya çıktı – belki de farklı insanlarla yakın etkileşimler yoluyla yeni bakteriler topladığımız içindir. Yelpazenin diğer ucunda, daha az çeşitlilik gösteren bir mikrobiyomu olanlar daha yüksek düzeyde anksiyete ve stres bildirdiler.
Kişilik özelliklerimizi harekete geçiren ve oluşturan mikrobiyomumuzun yapısı mı yoksa tam tersi mi göreceğiz. Bu ikisinin bir kombinasyonu da olabilir.
Bu bağlantıları daha iyi anladıkça demans, otizm gibi durumlar ve psikolojik rahatsızlıklar için daha fazla terapötik geliştirme şansına sahip olabiliriz. Ayrıca insan olmanın anlamı, bütünlüğü ve sınırlarına dair süregiden tartışmamızı git gide daha çok besleyecek bu gibi veriler sayesinde, başka bilim alanlarında da atılımlar gerçekleşmekte. Neticede hepsinin birbiriyle bağlantısı var, öyle değil mi?
Kaynak 1: Inverse
Kaynak 2: Inverse

MSGSÜ Sinema TV’de eğitim aldı. Prodüksiyon ve post prodüksiyon alanlarında çalıştı. Bugün, editör, çevirmen ve yazar olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

yorumlar (2)

  • Avatar

    Erkan

    Elinize emeğinize sağlık. Bağırsaklarımızın bizim hayatımızı ve yaşama bakış açımızı etkilediğini bu derece bilmiyordum. Şimdi daha önemli bakar oldum bağırsak florama. Sağolun. Yazılarınızın devamını bekliyorum. Sağlıcakla kalın efendim.

    reply

YORUM YAP