“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

BB Kıng; Gözyüzünü Ağlatan Deha!

Çok değil, sadece üç akorlu bi eser olan “The Thrill is Gone’’ ile alayımızı üç bin bambaşka duygular içine koyup da gidenim; ölene dek yüzünde tebessüm, gözlerinde mizahı, ruhunda çocuğu hiç bir zaman yok olmayanım; istediği söze istediği şekli verebilen ustam, gitarın babası, mütevazı ve alçak gönüllü insan; gitarı Lucille’in tek aşkı, çok ama çok özel bir isim, herhangi bir müzisyen ya da efsane değil, gerçek bir müzik insanı huzurlarınızda efendim, Blues’un Kralı: B.B.KING! “Öğrenmek ile ilgili en güzel şey, kimsenin onu elinizden alamaması.’’ diye bir söz etmişki oy!!! Nefis bir adam B.B.King; tanımalı, dinlemeli, anlamalı, onu keşfetmelisiniz. Bir radyo programında sunuculuk yaparak başladığı kariyerine şükürler olsun ki onun müziğini dinleyebildik. ‘The Beale Street Blues Boy’ olarak bilinen ve sonra ‘Blues Boy’ olarak kısaltılan lakabından gelir, B.B.King! Lucille, Sweet Black Angel ve Rock Me Baby gibi birçok şarkısıyla tanıyıp ezberlediğimiz King, 15 kez Grammy ödülü kazanan bir efsanedir. Lakin benim en ama en sevdiğim, favorim ’”The Sky is Crying’’, dinlemeniz için hikayeye iliştirdim. “Gideceğim zaman 3 şekilde olmasını isterim. Birinci yol sahnedeyken. İkinci yol uykumdayken. Üçüncü yol ne mi ? Onu da sizin bulmanız gerekecek!’’ diyen 16 Eylül 1925, Mississippi doğumlu kralın gidişi, gönlünce gerçekleşir… Takvimler 14 Mayıs 2015’i gösterdiğinde uykusunda hayatını kaybeder.

Gitarının bile bir hikayesi olan adamdır kendisi ve hastaneye yatmadan önce, tüm ısrarlara rağmen her yıl neredeyse yüz konser veren, yüzlerce ödüle layık görülen, lakin hiç birini umursamayan bir müzik adamı hayal edebilirsiniz çünkü onun tek derdi müzik yapmaktı bu hayatta. 1970’lerin New York’unda, bir hapisanesinde mahkumlara yönelik bir gece düzenlenir. B.B. King de sahne alır ama dinleyecek olanlar için onu dinlemek bir ilktir. Kimse daha önce onun müziğini dinlememiştir. BB King can yoldaşı Lucille’i eline alır ve ‘How Blue Can You Get’ adlı parçaya başlar. Şarkı bittiğinde hapishane deyim yerindeyse yıkılır, alkış ve çığlıklar dinmez adeta! En iyi anım dediği hikayedir bu ustanın.

Modern müzik tarihinin, gelmiş geçmiş en büyük gitarcılarından biridir! Bu olağanüstü, gerçek müzik anlayışı kendine has bir gitar tekniği ile bizi olağanüstü vibratolarıyla, sahnedeki ustalığı ve sıcaklığıyla, o mimikleriyle ve müziği yaşayışıyla çok ama çok özel biri!

James Brown, Mick Jagger ve Rolling Stones, Pavarotti, Bono, Eric Clapton, Buddy Guy gibi efsanelerle aynı sahnede müzik yaparak hepimize çok özel bir miras bırakırken ona aşık olmamızı sağlar. Lucille hikayesini, bugün doğan muhteşem insanın kendisinden dinleyin; “Çaldığım her gitar benim için Lucille’dir. Gitarımın ilk kez bu ismi alması, Arkansas’taki Twist adında küçük bir barda başlayan kavgaya dayanıyor. O barda en dikkat çeken şey, içeride büyük bir çöp kutusunun yer almasıydı. Bu çöp kutusu yarıya kadar gaz yağıyla doluydu. Biri ateş çaksa hepimizin yanması işten bile değildi! O gece iki adam kavga etmeye başladı ve biri, diğerini o bahsettiğim çöp kutusunun içine attı. Bu sırada çöp kutusundaki gaz yere döküldü ve mekânda dans eden herkes –ben de dâhilim- dışarı kaçmaya başladı. Dışarı çıktığımda bu iki genç adamın, barda çalışan bir kadın için kavga ettiğini öğrendim. Kadının adı Lucille’miş ve adamlardan biri kadınla ilgili ileri geri konuşmuş. Kavga da bu yüzden çıkmış.” “Sonra gitarımı içeride unuttuğumu hatırladım ve onu almak için tekrar girdim. Bardaki birçok insan, bir kadın için kavga ettiğimi söyledi. Bu tamamen bir yanlış anlaşılmaydı, ben kavgaya karışmamıştım. Öyle ki, kadının kim olduğunu bile bilmiyordum! Ancak kadının adının Lucille olduğunu öğrendikten sonra gitarımın adını Lucille koymaya karar verdim. Gitarımın adının Lucille olması bana, böyle şeyler yapmamam gerektiğini hatırlatacaktı ve o günden beri hiçbir kavgaya karışmadım!”

Doğum günün kutlu olsun Blues’un Kralı!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP