“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

“Benim neye ihtiyacım var?”

Yazıyı okumaya başlamadan önce kendinize bu soruyu sormanızı istiyorum.
Acele etmeyin.
Biraz düşünün…
İş?
Para?
Huzur?
Kıskanılacak bir ilişki?
Sosyal medyada çok “like”?
Sanal popülarite?
Araba?
Ev?
Tatil?
Mutluluk?
Daha çok “data”?
Hepsi makul istekler gibi görünüyor.
Datamız paramızdır. Yıllardır ücretsiz zannettiğimiz uygulamalarda para yerine data ile ödeme yaptığımızdan bihaber yaşadığımız aşikar iken, Big Data’ya hizmet ettiğimizi söylesek pek de yanlış olmaz. Dün gece bir belgesel izledim: Social Dilemma. Gerçek anlamda sinir sistemim bozuldu. Sosyal medyanın zararları ve hileleri, sosyal medya mecralarının üst düzey yöneticileri tarafından anlatılıyor. Hiç birinin çevresi sosyal medya kullanmıyor. Çocuklarını tamamen uzak tutuyorlar ama milyarı zehirlemekten utanmıyorlar. İkiyüzlülük ve yüzsüzlük bir arada yine. Bizim neye ihtiyacımız olduğunu umursamayan, tamamen kendi ihtiyaçları için bizi yönlendiren ve dikkatimizden fayda sağlayarak zihinlerimizi yönlendiren bu sistemde kimse neye ihtiyacı olduğunu bilmiyor. Düşünme yetimizi kaybettiğimizden, sisteme hizmette kusur etmiyoruz.

Sanal bebeklere dönüştürüldüğümüz bugünlerde sormak isterim;
İhtiyacınız olan eğitimi aldınız mı?
Dünyayı gezip gördünüz mü?
Karnınız tok mu?
Sağlıklı şeyler yiyebiliyor musunuz?
Özgür müsünüz?
Mutlu musunuz?
Temiz içme suyunuz var mı?
Dünya geneli için bu cevaplar hayır olacaktır. Her gün, her saniye ömrümüzden gönüllü olarak çaldırıyoruz fark etmeden. Peki, gerçekten neye ihtiyacımız var? İşte Abraham Maslow bir makalesinde yaptığı tespitlerle bizi aydınlatmaya çalışıyor. Birlikte inceleyelim.

Maslow der ki; insanın ihtiyaçları sınırsızdır. Ne zaman bir ihtiyacımızı gidersek, yeni bir ihtiyaç doğar. Bir ihtiyacımızı giderebilmek için verdiğimiz mücadele ise pek de tatlı değildir. İhtiyaçlarımız arasında bile yaratılan hiyerarşi, dış faktörlerle şekillenirken, ihtiyaçlarımıza göre motivasyona dönüşür. Maslow’a göre bizler giderilmemiş ihtiyaçlarımız büyük bir tutku ve motivasyon kaynağımızdır. Elde edemediğimiz şeylere karşı aşırı ilgili oluruz. Ne zaman ki ihtiyacımızı gideririz davranışlarımız da motivasyonumuzla birlikte değişir.

Psikoterapistlerin alayı bizlerin psikolojik rahatsızlıkları neden yaşadığını anlamaya çalışadursun, Maslow, psikolojinin kişinin mutlu ve sağlıklı boyutuna nasıl katkıda bulunabileceğini düşünerek fark yaratmıştır. Ona göre temel olarak güdülerimiz ve ihtiyaçlarımıza göre yönetiliriz. Bu hiyerarşiyi bir piramitle resmederek tarif ettiler yıllardır. Piramit ve sıralama şöyledir:

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi 5 ana kategoriye ayrılır:

Fizyolojik İhtiyaçlar: Açlık, susuzluk ve buna benzer temel yaşamsal ihtiyaçlar.

Güvenlik İhtiyacı: Dış faktörlerden kaynaklı tehlikelerden korunma.

Sosyal İhtiyaçlar: Aidiyet, sevgi, kabul görme, sosyal yaşam vb.

Değer Verilme/Saygınlık İhtiyacı: Statü, başarı, itibar, tanınma.

Kendini Gerçekleştirme: Gelişim, bir iş başarma, yaratıcılık, karşılıksız sevgi, ahlak vb.

Gördüğünüz üzere “Kendini geliştirme” kısmı en son ihtiyaç. Bu kısımda karşılık beklemeden sevmek, yaratıcılık, düşünmek, gelişim, başarılı olmayı temsil eder. Büyüme gereksinimlerini öncelik sırasına koymuştur ve bazı ihtiyaçlar diğerlerinden önce karşılanmalıdır. Normalde en alttan başlayarak yukarı çıkmak lazım ama malumunuz ben biraz farklı bakmayı seviyorum olaylara. O yüzden tepeden başlayıp, aşağı iniyorum. Bu tepe noktası, kendimize hedefler koyup peşinden gittiğimiz, yoktan var ettiğimiz, emek ve yaratıcılığımızı ortaya koyduğumuz ve bundan mütevelli kendi kendimizi gerçekleştirdiğimiz basamaktır. İster evlenir, çocuk yapar, iyi bir anne olursunuz, isterseniz benim gibi yazarsınız, isterseniz mühendis, doktor olabilirsiniz. Olabilirsiniz olmasına da, o basamağa gelene dek geçmeniz gereken bölümler var elbet. Alt basamakları gerçekleştirmeden bu ihtiyacınızı karşılayamıyorsunuz.

Gelelim bir alt basamak olan değer verilme ve saygınlık ihtiyacımıza. Burada kişisel tatmin ve ego sahnede! Toplum tarafından kabul ve saygı görmek, değer yargılarımızın diğerleri tarafından önemsenmesi ihtiyacımız burada doğar. Özgüvenimizi beslediğimiz basamaktır bu. Özgürlüğe susamışlığımız yine buradadır. Sosyal ihtiyaçların bulunduğu alt basamakla ortak psikolojidir. Bir araya gelerek tamam olurlar. Çünkü bu ihtiyaçlar karşılıklıdır, ikisi birbirini besler.

Üçüncü basamak sosyal ihtiyaçlar, aidiyet ve sevgiyi temsil eder. Arkadaşlıklar, dostluklar, belirli gruplara ait olma arzusu, ortak hedefler bu basamağın ihtiyacıdır. Tek başımıza yaşama imkanımız olmadığından sosyal anlamda sevme ve sevilme gibi ihtiyaçlarımızı karşılamadan saygınlık kazanamayız. Bu kısımda beslenemeyen ya da manipüle edilen bireyler yalnız, korkunç, terkedilmiş hisseder ve üst basamakları göremezler. Okulda, evde, ailede, çevrede ezilen, zorbalığa maruz kalan bireylerin kendini öldürmek istemesi, yaşama tutunamaması tamamen gelişimi engeller ve hayat bir şekilde başarısızlığa dönüşür. Başarı, statü göstergesi olarak kabul edildiğinden, başarmışlık hissiyatı değer verilme ihtiyacını karşılamaktadır.

Sosyal ihtiyaçlarınızın karşılanabilmesi ancak güvende hissettiğinizde mümkündür. Canlı kalmayı, huzurlu olmayı, güvende olmayı başarmadan sosyal ihtiyaçlarımızı karşılayamayız.  Güven, duygusal emniyet, finansal denge, sağlık, sıhhat, korunma, barınak, yasalar, kurallar hepsi ama hepsi bu güvenlik basamağının başlıklarıdır. Bu kısımda sorun yaşarsanız, kaygılar ve korku sizi yaşatmaz.

Piramidin orijinalinde en altta bulunan basamak fizyolojik ihtiyaçlardır, zaten biliyoruz; nefes alma, yemek yeme, su içme, uyuma, boşaltım, seks gibi temel yaşamsal faaliyetlerimizdir. Hani bunu sen değil, beyincik otomatik yapıyor zaten. Bunları yapamazsan bir üst seviyeye çıkamıyorsun malum. Varlığımızı sürdürmek için şart.

Ben bu piramide bir basamak daha ekleyerek bazı gerçeklerle yüzleşmek isterim. Bugün etrafıma dönüp baktığımda yemeyen içmeyen, seks yapmayan, uyumayan sadece ekran karşısında teknoloji ve internete bağımlı insanlara dönüştüğümüzü görüyorum. Sizler de bunu farkındasınız. Temel ihtiyaçlarını karşılayıp kendini gerçekleştirmektense, tamamen sanallaşarak beyinciğe bile görevini yaptırmayan bir sistemin içinde dijital köleleriz. İçsel dürtüler, merak, keşfetme arzusu, anlama ve düşünme tutkusundan uzak hayatlar yaşıyoruz.
Neden?
Çünkü bu hiyerarşik piramidin her basamağında kötü niyetli sistem tarafından manipüle ediliyoruz. Zihnimize girip bizi yönetenler faşist şekilde hayatlarımızın her basamağını gasp etmiş ve kendilerini temel ihtiyaç haline getirmişlerdir. Saatin icadıyla gününü nasıl kullanacağını uzaktan yönetenler bugün saatlerimizin, bedenlerimizin, zihinlerimizin içinde. Sen kendin karar verdiğini zannediyor olabilirsin lakin bir yandan da bunun gerçek olmadığını, elinden teknolojiyi aldığımda geriye senden hiçbir şey kalmadığını biliyorsun. Biz teknolojiyi değil, teknoloji bizi kullanıyor. İnsanı anlamaya çalışmadık bari ihtiyaçları anlamaya çalışmayalım mı artık? Yoksa köleliğe, şiddete, ucuz işçiliğe, baskıcı sistem ve rejimlere, manipülasyona devam mı? İnsanın sadomazoşist olması lazım yahu kendine bunu yapması için. Oysa senin ilk ihtiyacın sanallık değil, yemek, içmek, sıçmak gibi şeyler. Teknoloji ve dijital hayat kendini gerçekleştirdiğinde ve doğru kullanamaya başladığında mantıklı. Kendimizi gerçekleştirmek için önce kendimizi keşfetmeliyiz.

Elbette sosyo-ekonomik durumlarımız, cinsiyet, hayat şartları var, duruma göre değişir diyebilirsiniz. Lakin bana şunu sorma ihtiyacı doğar ve bu hakkımı alırım: Bu durumlar nasıl yaratıldı? Kim bu duruma gelmesine ses çıkarmadı? Kim kendi insani temel haklarını savunmadı? Bu güne nasıl geldik? Bugün itibariyle size ait olmayan hayatlarınızı nasıl geri almayı planlıyorsunuz?

E bir kere daha sormadan gitmeyeyim:
Sahi sizin neye ihtiyacınız var?

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Metin

    Yaşamadan Ölmeye İhtiyacım var

    reply

YORUM YAP