“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

“Bir Kadın, Bir Hanım: Fatma Aliye Topuz”

Babasından, abisinden gizli gizli okumayı öğrenen, kocasından ve nicelerinden gizlenmek adına -Bir Kadın, Bir Hanım- imzası ile eserler yazan, abisine verilen özel dersleri dinleyerek kendini geliştiren, merakından Fransızca öğrenen, Plevne Gazisi Osman Paşa’nın yeğeni ile evlendirilen, eşinden gizleyerek kitap okuyabilen lakin yine de vazgeçmeyen ilk Türk kadın romancı olarak tarihe adını yazdıran güçlü Fatma Aliye Topuz ile tanıştırmak isterim sizi. Evliliğinde eşinin bakış açısı ve vizyonu değişince kendisine izin çıkar ve tercümelerle başlar edebiyat hayatına. Daha sonra 1889 yılında Georges Ohnet’in Volonté romanını meram olarak Türkçeye çevirir elbette “bir kadın” imzası ile…

Katı babasının dikkatini çekmekle kalmaz, ünlü yazarlarımızdan Ahmed Mithat Efendi’den Tercüman-ı Hakikat gazetesinde övgüleri kapar. Bu vesile ile açılan kapılar ardında 1891 yılında Ahmet Mithat Efendi ile birlikte ‘Bir Kadın’ ve Ahmet Mithat imzalı ‘Hayal ve Hakikat’ adlı romanını kaleme alırlar. Fatma Aliye Hanım, ancak 1892 yılında Muhadarat adlı ilk romanını kendi adıyla yayımlayabildiğinde, “bir kadın ilk aşkını unutamaz” tabusunu yıkmaya çalışır. Reşat Nuri Güntekin, edebiyatla ilgilenmesine vesile olan eserler arasında ‘Bir Kadın’ın Udi’ romanının adını verir.

Teracim-i Felasife adlı felsefe kitabı yanında dönem gazete ve dergilerinde kırka yakın makale yayınlar. Eserleri Fransızca ve Arapça’ya çevrilen Fatma Hanım, tam bir kadın savunucusu olan biyografisi ve eserleri ile Chicago’daki Dünya Kadın Kütüphanesi Sergisi’nde yer almayı başaran ‘bir kadın’dır. Eserlerinde kadının gözünden aşk, uyum, sevgi, saygı, tanışarak evlenme gibi konuları işlerken bireyleşme adına büyük çaba ortaya koyar. Kendi parasını kazanan ve ayakları üzerinde duran kadın kahramanlarıyla “erkeğe ihtiyacımız yok” der adeta. 1914 yılında yazdığı son eseri “Ahmed Cevdet Paşa ve Zamanı”nda resmi tarih tezlerine muhalefet edince, zaten dışlamaya yer arayan edebiyat dünyası tarafından aforoz edilir.
İlklerin kadını, kız kardeşi Emine Semiyye ile Şefkat-i Nisvan Derneği’ni (Kadınları Himaye Derneği) kurup burada kadınların eğitimini desteklerken, onları küçük girişimlerde bulunarak ekonomiye katkı sağlaması için cesaretlendiren nefis bir rol model. Cephede de görev alır biliyor muydunuz? Kızılay’ın o zamanki adı Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti’nin de ilk kadın üyesidir. Hilal-i Ahmer Hanımlar Genel Merkez Heyeti’ni de kurarak katibe olarak görev yapar ve hem cephede hem de cephe gerisindeki çalışmalara destek veren biri olarak tarihe geçer. Lakin kimselerin gözü onu görmez, okumaz, hatırlamaz. İnsanların dikkatini çekebilmek için söyledim demem gerekiyor çünkü o zorlu günlerden bugüne ışık olan bu coğrafyanın ilk kadın romancısının, Fatma Aliye Hanım’ın portresini bugün 2009 senesinde tedavüle sürülen elli liralık banknotlarda görebilirsiniz, tabi gözünüz paradan başka bir şey görüyorsa.
Kaleminden bir alıntı ile veda edeyim; “(…) Kız evlatlardan öyle valideler yetişmelidir ki, hem oğullara ilk mektep vazifesini ifa etsin, hem de oğul delikanlı olup da mekatib-i âliyeye gidince hanesindeki validesini kendisine yabancı bulup da onu beğenmemezlik etmesin. Bu vechile kadınlığı hakir görmesin. (…).

Rahat uyuyunuz efendim, kadınların çağı değil insanın çağı yeniden başlayacak elbet demek isterdim lakin…

En derin sevgilerimle Fatma Aliye Hanım, iyi ki doğdunuz.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP