“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Bir Senkronizasyon Hatası: Uyku Felci

Karabasan; ne hurafeler, ne doğaüstü güçler ile açıklandı çoğu zaman. Tabii bilimsel bir açıklaması mevcut. Yaygın görülen bu uyku fenomenini, insanların yaklaşık yüzde 10’u deneyimlediğini söylüyor. Karabasan İngilizce literatürde “sleep paralysis” yani “uyku felci” olarak geçiyor. Felç kelimesi tam da olması gerektiği gibi tanımlıyor bu kabusla gerçek arasında fiziksel tepki verememe durumunu.

Aslında tüm bunlar, beynimizin bizi korumak yaptığı bir hile: Uykumuzun en ağır ve rüyaların en çok görüldüğü evresi olan REM evresinde, bilinçsiz haldeyken rüyalarımız yüzünden yaralanmayalım (rüyamızda biriyle kavga ediyorsak mesela, uyurken eş zamanlı yanımızdakine vurmayalım) diye kapatıyor hareket sistemini beynimiz. Vücudumuzdaki neredeyse tüm istemli kasların çalışmasını bloke ediyor, bu sayede elimizi, kolumuzu, kafamızı bir yerlere çarparak yaralanmamızı önlüyor. Bu dönemde sadece durdurulması mümkün olmayan kaslar, örneğin solunum kaslarımız çalışıyor. Beynimiz bu büyük kas felcini pons ve ventromedial medulla ismi verilen beyin bölgeleri aracılığıyla omuriliğimize gönderdiği GABA (gama-aminobütirik asit) ve glisin nörotransmitterleri sayesinde sağlıyor.

Tek sorun, beynimizin bu blokeyi REM evresini tamamlamadan uyandığımızda devam ettirme hatası. Bu evreyi tamamlamadan uyanırsak, zihin açık lakin vücut kapalı kalıyor; nefes almak zorlaşıyor, gözler tam açılamıyor, göğse bir ağırlık hissi çöküyor. Bağırıyoruz ama sesimizi çıkaramıyoruz, haliyle korkuyoruz.

Bu sanrı, saniyeler, bilemediniz birkaç dakika sürse de bizim zaman algımız farklı oluyor, saatler sürdüğünü bile düşünüyoruz. Zihnimizin uyanıp, bedenimizin hala uykuda olması, olayın bir kısmını açıklıyor. Peki ya görünen halüsinasyonlar, odamızı tüm detaylarıyla net bir şekilde görebiliyor oluşumuz ve odada başka tanıdık sima veya tanımsız başka varlıkları görmemiz?

Psikolojiye göre bu çeşit bir tezahürde genellikle kişinin orada olduğu sanrısında bulunduğu yakınıyla iletişime geçmeye çalışıp, hareket edememesi ve konuşamaması sebebiyle başarılı olamaması ve o halde kalma endişesi mevcut. Bu halüsinasyonların sebepleri arasında vücuttaki alıcı ve verici sinir sistemleri ile ayna nöron sisteminin çalışmasındaki geçiş düzensizlikleri de nörolojik açıklaması.

Fiziksel hiçbir hasarı kanıtlanmamış uyku felcinin henüz ancak uyku kalitemizi bozduğu bir gerçek. Tekrar uykuya dalmak zorlaşır, korkulur, sıkça oluşmaya başladığında kötü uyku alışkanlığına dönüşür ki bu kalitesiz uyku düzeni daha fazla uyku felci geçirilmesine sebep olur. Birbirini besleyen bir döngü olur nihayetinde.

Bazı vakalar daha derin olup arkasında psikolojik veya genetik sebepler yattığı için nöroloji kontrolü gerektirse de, tamamen uyku pozisyonu ve uyku öncesi alışkanlıklarımızı düzeltmek gibi basit önlemler de birçok insana iyi gelebiliyor. Tabii ki stresten uzak durmak en başta ama pek mümkün olmuyor. Sırt üstü yatmamak, yemek yiyip uyumamak, uyku saatimiz haricinde şekerleme yapmamak gibi.

YORUM YAP