“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Bob Ross

2020’de her birimizin acıların çocuğu olduk. Oysa çok değil yirmi sene öncesinde resmi bize sevdirip hayatımıza sokan, bizleri elimize fırça almaya kalkışacak kadar cesaretlendiren Bob Ross ile mutlu oluyorduk. Türk siyasi tarihinin en kanlı senesinde, 1993’te tanıdık biz onu.

“Belki şu yaşlı ağacın gölgesinde huzur içinde uyuyan bir adam vardır. İşte tam şurada şövale ve boyaların hemen yanında, suda yansıması da var. Biraz huzurun rengi mavi, biraz da aşkla uçan kırmızı mutlu kuşlar, ah ve göldeki kuğular… Tamam…”

TRT’deki ‘’Resim Sevinci’’ adlı programla iyi ki girdi yaşamlarımıza, bonus saçları biz ilk onda gördük. Sıcacık samimiyeti, esprileri(!) ile sevdik onu, bir yandan eğlence konusu da oldu.

İmkansız gibi görünen şeyleri kolayca yapmasıyla bizi şaşırtsa da merak ettik, denedik. Hatta denemelerde hüsrana uğrayınca “Bob, özür dilerim abi,” diyeniniz olmuştur.

Bob Ross da okulu sevmeyip bırakanlardan. Resme başlaması, o hızda manzara resimleri yapması ise 20 yıl orduda oluşu sayesinde. 18 yaşında Alaska ABD Hava Kuvvetleri’ne girer Bob ve çavuş – başçavuş olduğu bu dönemlerde o kadar güzel manzaralara nail olmuş ki, ilerde bize çizeceği manzara resimlerinin tohumları düşmüş içine. Askerde öğrenmiş hızlı resim yapıp satmayı.

Bob’un öğrencilerinden Annetta Kowalski eşine hocasını öyle bi anlatır ki, şöyle hızlı, böyle yetenekli; kadın da şaşkın tabi, bizim gibi işte. Nasıl pazarladıysa ikna eder eşini ve çift Bob’a bir TV reklamı, bir de program teklif eder. Öyle bir inanırlar ki ona reklam harcamaları için kendi evlerini dahi ipotek ederler. Bob başta olmaz der lakin bu işin sosyal sorumluluk tarafı ve sanatı sevdirme tarafıyla ikna eder onu Annetta.

Bir sürü insan resim öğrenebilecek, mottosuyla bu eski öğrenci-öğretmen, şirketin ortağı olur. Tabii TV programcıları da bu fırsatı kaçırmayacakları için Bob’a teklifler yağar. Resim Sevinci diye yayınlananan 1983 yapımı ‘’The Joy of Painting’’ ve Bob Ross böylece hayatımıza girer. Bize gelmesi on sene sonra olmuş. Hayatı kaçırdığınızı düşünmeniz için bir neden daha. Yirmi beş sene önce bugün göçtü bu dünyadan renklerin insanı Bob Ross, sevgiyle anıyoruz.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP