“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

BOĞAZİÇİ’NE ATANAN KAYYUM

Kayyum, usulsüzlük yapıldığı belirlenen özel kurumlara ve şirketlere devlet el koyduktan sonra atanan yöneticidir.

Kayyum atamaları, üç farklı çeşitle yapılmaktadır.
İlki bireyin isteği üzerine yapılandır; “İstek üzerine kayyumluk” denir.

Bir diğeri “Temsil kayyumluğu”, vesayet makamının bazı nedenlerden ya da kanunda belirtilen durumlarda, ilgilinin isteği üzerine kayyum atanmasına denir.

Bir de “Yönetim kayyumluğu” vardır. Bu atanma ise vesayet makamının, yönetimi kimseye ait olmayan yerler için gerekli önlemleri alması ve yönetim kayyumluğu adı altında atama yapmasıdır.

Kayyum türleri de üçe ayrılır:

1.    Kanuni kayyum 
2.    Suç şüphesiyle atanan kayyum
3.    İflasın ertelenmesi durumunda atanan kayyum
Kanuni olanda kimsenin rızasına ihtiyaç yoktur. Yasanın belirlediği durumda tayin edilirler. Suç şüphesinde ise yasalarda belirtilen suçların işlendiğine dair “kuvvetli şüphe” noktasına gelinirse atama yapılır. Mesela; göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, uyuşturucu ticareti, kumar oynatma, zimmete mal ve para geçirme, kara para aklama, silah kaçakçılığı, casusluk, kültür ve tabiat varlıklarına karşı işlenen bazı suçları kapsar.
İflasın ertelenmesi durumunda atanan kayyum ise, ilgili mahkemenin iflasın ertelenmesi talebi üzerine atanır. Kayyum, iflas erteleme kararı ile birlikte şirketin kurtarılmasına yönelik tüm işlemleri yönetim organı adına düzenler, şirket yönetimini sağlar, aynı zamanda 3 ayda bir olmak üzere yahut mahkemece istenecek hallerde karar veren mahkemenin denetimine sunulmak üzere rapor tanzim eder.

Şimdi Boğaziçi Üniversitesine kayyum atanmasından çok neden kayyum atandığını sorgulayalım önce. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 5 üniversiteye rektör atadı sadece Boğaziçi’ne değil. Resmi Gazete’de yayımlanan atama kararlarına göre Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Melih Bulu, Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Antalya Bilim Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İsmail Yüksek, Beykoz Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Durman ve Çağ Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ünal Ay atandı.

Söz konusu atamalar 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddeleri gereğince yapıldı. Öncelikle son anayasal değişikliklerden haberiniz olmalı. Bu yeni anayasa değişiklikleri ile üst kademe kamu yöneticilerinin Cumhurbaşkanı tarafından atanıp görevlerine son verilebileceği ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasların Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenebileceği öngörülmüştür. 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni ele alalım:

MADDE 2- 

(1) Anayasanın 104’üncü maddesine göre yürütme yetkisinin sahibi olan Cumhurbaşkanı, atamaya yetkili amirlere ait yetkileri haizdir.

Yani diyor ki yasama-yürütme-yargının yürütme kısmı, tek bir insanın elindedir. 

(2) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı kararıyla, (II) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı onayı ile atama yapılır. Bu cetvellerde sayılmayan kadro, pozisyon ve görevlere, ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı, bakan veya atamaya yetkili amirler tarafından atama yapılır. Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan bu yetkisini alt kademedeki yöneticilere devredebilir.

(3) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlerin boşalması hâlinde rektörler bakımından Yükseköğretim Kurulu Başkanı, diğerleri bakımından ilgili Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan tarafından görevlendirme yapılabilir. Bu görevlendirmeler aynı gün Cumhurbaşkanlığına bildirilir.

Bu maddelere göre zaten kararname kapsamında ataması yapılabilecek kadro, pozisyon ve görevlerin tamamı üst kademe kamu yöneticisi konumunda kabul edilmiyor. Kabul edilip edilmemeleri Cumhurbaşkanı’nın takdirine kalmıştır demek. Türkçesi bu. Lakin 1 ve 2 sayılı cetvellerde yer almayan kadrolara kim tarafından atama yapılabileceği konusu, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenebilecek bir konu değildir. Çünkü anayasamızı bir zahmet okursanız 128/2. fıkrası, memurların ve diğer kamu görevlilerinin atanmalarına ilişkin usul ve esaslar, kanunla düzenlenmek zorundadır diyor. Yani burada anayasa bir nevi hiçe sayılmış oluyor.

MADDE 3-

(1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere atanacaklarda aranan şartları anlatır.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ise Rektör’dür. Devlet ve vakıf üniversitelerine rektör, Cumhurbaşkanınca atanır. Vakıflarca kurulan üniversitelerde rektör ataması, mütevelli heyetinin teklifi üzerine yapılır. Rektör, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü tüzel kişiliğini temsil eder. Rektörlerin yaş haddi 67 yaştır. Ancak rektör olarak atanmış olanlarda görev süreleri bitinceye kadar yaş haddi aranmaz. Rektör, çalışmalarında kendisine yardım etmek üzere, üniversitenin aylıklı profesörleri arasından en çok üç kişiyi kendi rektörlük görev süresiyle sınırlı olmak kaydıyla rektör yardımcısı olarak seçer.

Görev, yetki ve sorumlulukları ise kurullara başkanlık etmek, yükseköğretim üst kuruluşlarının kararlarını uygulamak, üniversite kurullarının önerilerini inceleyerek karara bağlamak ve üniversiteye bağlı kuruluşlar arasında düzenli çalışmayı sağlamak, Her eğitim-öğretim yılı sonunda ve gerektiğinde üniversitenin eğitim öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetleri hakkında üniversiteler arası kurula bilgi vermek, üniversitenin yatırım programlarını, bütçesini ve kadro ihtiyaçlarını, bağlı birimlerinin ve üniversite yönetim kurulu ile senatonun görüş ve önerilerini aldıktan sonra hazırlamak ve Yükseköğretim Kurulu’na sunmak, gerekli gördüğü hallerde üniversiteyi oluşturan kuruluş ve birimlerde görevli öğretim elemanlarının ve diğer personelin görev yerlerini değiştirmek veya bunlara yeni görevler vermek, üniversitenin birimleri ve her düzeydeki personeli üzerinde genel gözetim ve denetim görevini yapmak, bu kanun ile kendisine verilen diğer görevleri yapmaktır.

Üniversitenin ve bağlı birimlerinin öğretim kapasitesinin rasyonel bir şekilde kullanılmasında ve geliştirilmesinde, öğrencilere gerekli sosyal hizmetlerin sağlanmasında, gerektiği zaman güvenlik önlemlerinin alınmasında, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve yayım faaliyetlerinin devlet kalkınma plan, ilke ve hedefleri doğrultusunda planlanıp yürütülmesinde, bilimsel ve idari gözetim ve denetimin yapılmasında ve bu görevlerin alt birimlere aktarılmasında, takip ve kontrol edilmesinde ve sonuçlarının alınmasında birinci derecede yetkili ve sorumludur.

Yani her şeydir. Bütün yetkiyi elinde tuttuğundan okulda babasının çiftliği gibi at koşturma imkanı mevcuttur. Son zamanlarda kafalarına göre her yere kayyum atayarak uyguladıkları baskı, bu ülkenin sonunu getirecek olan ölümcül darbelerdir. Bir kalıba sokmak, farklılıklara savaş açmak istiyorsanız bunu yaparsınız. Başka bir açıklaması yoktur.

Peki biraz da atanan ismi inceleyelim. Lisans eğitimini Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamlayan Bulu, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamladı. Yıllarca proje mühendisi olarak CASA, Atak Helikopter ve F-16 programlarında çalışarak özel sektöre hizmet etti. Eğitimci değil. P&G’da falan da çalışmıştır. Son senelerinde her ne kadar eğitime katkısı olsa da Boğaziçi’ne rektör olmalı mı tartışılır. 2002’de AKP Sarıyer ilçe teşkilatı kurucusu olan Bulu, 2015’te AKP İstanbul Milletvekili Aday Adayı olarak seçimlere katılmıştı.

Bir diğer konu ise bunun hukuka aykırı oluşudur. 1980 darbesinden beri ilk defa böyle bir şey yapılıyor. Son beş senedir Boğaziçi üniversitesi ile uğraşanların özgürlüğü, bilimi, eğitimi, demokrasiyi hiçe sayan bu kararı kabul edilebilir değil. Zira Cumhurbaşkanı kararı ya da onayıyla ataması yapılacak üst kademe kamu yöneticisi kadrolarına yer verilen 1 ve 2 sayılı cetvellerdeki kadrolardan bir kısmının ne anlam ifade ettiği oldukça açıkken bir kısmı oldukça karanlıktır. Örnek veriyorum, vali, kaymakam, büyükelçi, diyanet işleri başkanı gibi unvanlar nettir. Lakin genel müdürler derken kimi kastettiği belirsizdir. Nerenin genel müdürlerini kapsadığına dair detay verilmemiştir.

Bu ne ilktir ne de son olacaktır. Bu gücü tek bir kişinin eline teslim ederek ülkeyi bu noktaya getirenlere hakkımı helal etmiyorum. Son zamanlarda kayyumun anlamı baskıdan öte bir şey değildir. Bildiğimiz kayyum iflas erteleme kararı ile birlikte şirketin kurtarılmasına yönelik tüm işlemleri yönetim organı adına düzenlemek, şirket yönetimini sağlamak ise, ülkenin iflas ettiğini göz önünde bulundurursak kayyum atanması gereken devletin ta kendisi değil midir?

Kaynaklar:

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP