“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Bohem Bir Hayattı Onunki: Rembrandt

1606 yılında doğan Rembrandt Van Rijn, varlıklı bir değirmencinin altıncı çocuğu olarak Hollanda’nın Leiden şehrinde dünyaya geliyor. Annesi bir fırıncının kızı. Resim yapmaya karşı aşırı istek ve kabiliyeti olduğundan İtalyan resim sanatı etkisiyle yetişen Pieter Lastman’ın yanında altı ay kalıyor. 1625 senesinde Leiden’e dönerek tek başına çalışmaya başlıyor. Babasının ölümünden sonra Amsterdam’a yerleşiyor. Amsterdam’daki en başarılı ressam oluyor kısa sürede. Aristokratlar kapısında bekliyor portrelerini yaptırmak için. Hızla yükselip, para kazanıyor başlarda. Ancak dobra bir insan ve sınıf ayrımına tahammül edemiyor. Çabuk arası bozuluyor aristokratlarla. Onlardan kurtulduktan sonra bohem hayatını dibine kadar yaşıyor, müsriflik ve keyfe bu denli düşkünlük bir yerden sonra müşterilerinde gözle görülür bir azalmaya sebep oluyor. 1639’da büyük bir ev satın aldıktan sonra derin bir ekonomik buhran yaşıyor. Hayatından da acı eksik olmuyor. Eşi Saskia’dan olan çocukları ölüyor önce teker teker, 47’de karısını kaybediyor.

Güya acıdığı hizmetçisi Hendrickje Stoffels ile ilişki yaşıyor daha sonralarda, o da vebadan vefat ediyor. Bazı kaynaklara göre acıdığından himayesine aldı, bazı kaynaklara göre de çokça aşık hizmetçisine. Rembrandt’ın iflasını açıkladığı ay, o tarihte öğrenci olan Spinoza, görüşlerinden ötürü sinagoğundaki hahamlar tarafından aforoz edilir. Daha sonra, Leiden’deki Kalvenci kilisesi konseyi, Spinoza’yı kınayan bir bildiri yayımlar. Bu olaydan 11 yıl önce, Rembrandt’ın ünlü bir sanat tacirinin kuzeni olan karısı Saskia’nın vasiyetnamesindeki bir cümle yüzünden, ressamın büyük aşkı Hendrickje Stoffels, emirle Amsterdam Konseyi’ne getirilerek, Rembrandt’la “fahişe ile ilişki yaşadığını” itiraf etmeye mecbur bırakılır, iddialara göre.

1640’ta yaptığı ününün ilanı olduğu düşünülen otoportesinden anlaşıldığı üzere hiç İtalya’ya gitmemiş dahi olsa İtalyan sanatı konusunda oldukça bilgili. İki favori tablosu var; biri Raffael’in “Baldassare Castiglione Portresi (1515)”, öteki ise Titian’ın “Bir Adamın Portresi (1510).” Olayların akışı içerisindeki bir anı ustalıkla yansıtmayı bilen Rembrandt ile hikayeci resim sanatı ortaya çıkıyor. Rembrandt’ın daha önce bir Caravaggio tablosu görmesi imkansız olmasına rağmen, sanatçının ışığı kullanış tarzı ve tekniği onunkine oldukça benzer. Carravagio’nun Hollandalı taraftarları aracılığıyla etkilendiği söyleniyor İtalyan Barok’undan.

Otoportresinde diğer ustalara göndermeleriyle etkileyici olmak istemesine rağmen, günün sonunda ortaya solgun benzi ve ince bıyığıyla gerçekçi bir görüntü çıkıyor. Birçok otoportresi var sanatçının. Bazılarında değişik kostümlerle yaptığı kimlik oyunlarıyla karşımıza çıkıyor. Ancak daha sonraki portrelerinde belli ki deli yanını sineye çekip kendini acımasızca kontrol altına alacak ne yazık ki.

Yüklü sembolizm ile gerçekliği, aksiyon ile alegoriyi bir arada kullanan, geleneğin içinde biçimlenmiş konuları alarak zamanın ve janrın ötesine geçmiş başyapıtlar yaratan Rembrandt, 1669 yılında bugün vefat etti. 1936 yapımı, Charles Laughton’un ressamı canlandırdığı filmi “Rembrandt”ı izleyip, karısının vefatından sonra tepetaklak olan hayatına şahit olabilirsiniz.

Tartışan İki Yaşlı Adam, 1628
Rembrandt henüz 22 yaşındayken yapıyor bu tablosunu. İncil’deki bir konu üzerine tartıştığı düşünülen iki havariden yüzü ışıklandırılan Peter, karanlıkta kalan ise inatçı Paul’un psikolojilerini kavrayıp resmedebilmesi şaşırtıcı.

İsa’nın onu tanımladığı gibi oturduğu yere kaya gibi yerleşmiş Peter ve dikkatle Paul’u dinliyor (“Sen Peter’sin ve bu kaya üzerine kilisemi yapacağım.” Matthew 16:18). Ancak elini kitap ayıracı gibi tutuşundan anlıyoruz ki kendisinin değinmek istediği başka bir nokta var ve sırasını bekliyor.

Bu tablosu, barındırdığı kontrast ışıkla Caravaggio tarzını en çok kullandığı resmi. Rembrandt kontrast ışıkla sadece şekilleri değil, her iki adamın karakterini de resmediyor. Mantığın ışığı altında resmettiği Paul, eğitimli ve akıllı biri. Peter ise bildiğini okuyan, sezgileriyle hareket eden bir karakter.

Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi, 1632
O dönem tüm Avrupa’da araştırma yapıp, patent alma dönemi… Sanatçının sipariş üzerine yaptığı ilk grup portresi. Dr. Tulp, yedi üyesi bulunan Cerrahlar Loncası önünde halka açık otopsisini yapıyor. Halk bildiğiniz para ödeyerek seyrediyor bu otopsiyi. Rembrandt kas yapısını göstermek için Dr. Tulp’un kadavranın ön kolunu kestiği anı seçmiş. Tablo anatomik açıdan hatalı görünse de, resmin psikolojik yoğunluğunu yansıtıyor. Halka açık otopsiyi, bir gösteri gibi görüp resme bir sahne izlenimi veriyor. İlgiyle izlenen bir otopsi, oluşan kötü kokuyu unutturmuş gibi. Ölmeden önce birçok suç işlemiş olduğu bilinen kadavra ile de günah ve disseksiyon arasında ahlaki bir bağ kurduğuna dair mesaj veriyor.

Gece Nöbeti, 1642
Rembrandt’ın kariyerinin zirvesi olarak gösterilen dönemde yaptığı, 17. yüzyıl Hollanda Barok sanatını yansıtan bir janr sahnesini canlandıran bu eser ilk olarak boyutuyla dikkat çekiyor. Tam tamına 363 x 437 cm! Bir milis birliğine ait subay grubunun portresi. Bu tip portrelerde grup üyeleri düzenli bir sırada veya ziyafet halinde karşımıza çıkardı. Ancak Rembrandt’ın tablosunda geleneksel portrecilik kuralları bozularak, sıradan bir obje, ustaca kullandığı ışık-gölge aydınlatması ile dramatik hareketlerle, canlı bir sanat eserine dönüşüyor.

Tablodaki devinimin kareografisi ve yarattığı tiyatro havası; bakışlar, muhafız alayının alegorik amblemindeki sarı giysili kız gibi sembolize figürler ve bakış açısı daraldıkça düzleşen boyanın oluşturduğu yoğunluk ile birleşince güçleniyor.

Nehre Giren Kadın, 1654
Rembrandt, eşi Saskia’nın vefatından yedi yıl sonra yapıyor bu tabloyu. Tablodaki kadının Hendrickje Stoffels adındaki aşık olduğu hizmetçisi olduğu düşünülüyor, resimdeki yakınlık ve sıcaklıktan yola çıkarak.

Tenine değen soğuk suyun uyandırdığı duyguya tamamen kendini veren kadın, kendisine bakan kişinin hiç farkında değil. Karanlıktan aydınlığa çıkıyor görüntüsünü elde etmek için kahverengi fon üzerine sınırlı renkler kullanıyor. Belirgin fırça darbeleri, üzerinde buruşuk keten kumaşı olan derinin yumuşak dokusuyla güçlü bir kontrast oluşturuyor.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Ümmühan alkım

    Yorumunuz çok etkileyici… takipçiniz olacağım

    reply

YORUM YAP