“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

BU ÜLKEDEN, HEPİMİZDEN DAVACIYIM!

İstanbul Sözleşmesi Nedir? Ne Değildir?

Tarih: 11 Mayıs 2011
Yer: İstanbul
“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi” nam-ı diğer İstanbul Sözleşmesi imzaya açıldı. 1 Ağustos 2014 tarihinde ise yürürlüğe girmiştir.
İstanbul’da yapılan bu Avrupa Konseyi Dışişleri Bakanları toplantısında imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi’ne, ilk imzayı ise dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türkiye adına atmıştır. Türkiye buna ek olarak Mart 2012’de de oybirliği ile sözleşmeyi parlamentosundan geçiren ilk ülke olmuştur.
Bugünlerde ise bir ilke daha imza atarak sözleşmeden ilk çıkan ülke olmaya çalışılıyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un hiç yüzü kızarmadan “Nasıl imzalanmışsa, usulü yerine getirilerek çıkılır” diyerek yeniden başlattığı tartışma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “sözleşmenin feshi” dahil, kurmaylarına çalışma yapılması talimatıyla gündemde! Şimdi ben size iyice anlatayım da cinsiyetiniz ne olursa olsun öğrenin. Bugün aydın bir arkadaşımı arasam- yemin edebilirim- çoğu bilmez içeriğini bu sözleşmenin.
Sözleşme içeriği nedir?
Biyolojik veya hukuki, ailevi bağ olup olmadığına bakılmaksızın ev içi yani eski veya hali hazırdaki eşler, evlilik dışı partnerler, birlikte ikamet edilen aile fertleri, akrabalar veya birlikte ikamet edilen başkaları tarafından kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve şiddetle mücadeleye ilişkin standartlar belirlenmesi konulu bu sözleşme Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk belge öncelikle.
Kadınlar ve erkekler arasında hukuki ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin kadına yönelik şiddeti önlemede anahtar bir unsur olduğunu benimser ve kadına yönelik ayrımcılığı da yasaklar.
Daha önce kabul edilmiş kadınlara yönelik ayrımcılık ve şiddetle ilgili uluslararası standartları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve BM Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin içtihatlarını ve öğretideki görüşler yanında en iyi ülke uygulamalarını da kodifiye etmiştir.
Buraya kadar tamamsak gelelim fasulyenin faydalarına;
Sözleşme, hem özel alanda hem kamusal alanda şiddeti yasaklamaktadır.
Madde 3/a uyarınca, “kadına yönelik şiddetten”, ister kamusal ister özel yaşamda meydana gelsin, toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet eylemleri anlaşılacaktır. Şiddetin her türlüsüne karşı devlet sorumludur bırakın ölmeyi.
Madde 4/1 uyarınca ise, Taraf devletler, gerek kamusal gerekse özel alanda tüm bireylerin özellikle de kadınların şiddete maruz kalmaksızın yaşama hakkını sağlamak ve korumak için gerekli olan hukuki ve diğer önlemleri alacaklardır. Yani devlet, senin özgürlüğün ve güvenliğin için dört duvar arasında ya da kişiler arasında değil, sokakta, okulda, hapishanede, karakolda, camide, ofiste, kampta, piknikte, gece kulübünde her kamusal ve özel alanda seni korumak ZO-RUN-DA!!!!!
Yani diyelim sen evli değilsin ama aynı evi paylaşıyorsun, seni korumak zorunda!
Örneğin sen birinin kızısın, seni babandan korumak zorunda!
Örneğin sen bir transseksüelsin, kadınsın, seni korumak zorunda!
Örneğin sen birinin metresisin, seni korumak zorunda!
Örneğin sen bedeninle hayatını kazanıyorsun, seni korumak ZO-RUN-DA!!!!!
Sözleşme, şiddet mağdurlarına eşit koruma sağlanmasını öngörmekte ve mağdurlar arasında her türlü ayrımcılığı yasaklamaktadır. Yani insanlık dışı suçlamalarınızla şiddeti hafifletemezsiniz! Şiddetin hafifletici nedeni yoktur!!!
Gelelim başka bir tür şiddete,
Sözleşme’de, ekonomik zarar veya ekonomik ıstırap da kadına yönelik şiddet biçimlerinden biri sayılır. Kimse seni para, ganimet üzerinden tehdit edemez, sefil edemez, ezemez! Psikolojik şiddet uygulayamaz, kendine muhtaç bırakma suretiyle senden faydalanamaz!!! Devlet seni korumak zorunda!!!
Sözleşme, yalnızca taraf devletlerin vatandaşı olan kadınlar için değil, sığınmacı ve hukuki durumu ne olursa olsun göçmen kadınlar için de koruma sağlamaktadır. Sen kim olursan ol devlet yardımcı olmak zorunda!!!! Suriyeli bir kadın tecavüze uğradı diye üzerini kapatamaz! Herkesi korumak ZO-RUN-DA!!!
BİTMEDİ!!!
Sözleşme, taraf devletlerden, belli koşullar nedeniyle şiddete açık hale gelmiş olan güç durumdaki kadınların özel ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulmasını talep ediyor. Sözleşme, kapsamındaki her türlü şiddetle mücadelede uluslararası iş birliğini öngördüğünden, yalnızca kriminal ve medeni konulardaki iş birliğiyle sınırlı değildir. Sözleşme, kapsamındaki istisnasız bütün suçların işlenmesinin önlenmesi için bilgi paylaşımı ve yakın tehlikeden korunmayı da içerir.  Yani kadın ölene kadar bekleyemez. Kaynaklarını şiddet mağdurları için, öleceğim diye haykıranlar için kullanmak ZORUNDA!!!
Ayrıca sözleşme, mağdurların başvurulabilir bölgesel ve uluslararası bireysel/toplu şikayet mekanizmalarına ilişkin bilgiye ve bu mekanizmalara erişim imkanına sahip olmalarını sağlama ve şikayette bulunan mağdurlara duyarlı ve bilgiye dayalı desteğin sağlanması yükümlülüğünü getirmektedir. YANİ DEVLET BÜTÇE AYIRIP DÖRT BİR YANDA BUNA UYGUN YAPILANMALAR GERÇEKLEŞTİRMEK ZORUNDADIR!
DAHA BİTMEDİ!!!
Bir de 6284 sayılı yasa var. Nahide Opuz davası vardı hatırlar mısınız bilmem. Unutmaya bayılırız zira. Devletin kendisini eşinin şiddetinden korumadığı gerekçesiyle AİHM’e başvurmuştu 2002’de. Mahkeme, Türkiye’nin şiddet gören bir kadını, savcılığa başvurduğu halde kocasından koruyamayarak ayrımcılık yaptığına hükmetti ve Türkiye tazminata mahkum edildi. AİHM tarihinde ilk defa aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle bir devlet mahkum edildi arkadaşlar. Bu İstanbul Sözleşmesi ve AİHM kararı, yukarda saydıklarım ve daha fazlası, dün bugün ya da 2011’de aniden olmadı. Yıllardır verilen bir emek, bir mücadele söz konusu!
6284 diyor ki;
a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.
b) Şiddet mağdurlarına verilecek destek ve hizmetlerin sunulmasında temel insan haklarına dayalı, kadın erkek eşitliğine duyarlı, sosyal devlet ilkesine uygun, adil, etkili ve süratli bir usul izlenir.
c) Şiddet mağduru ve şiddet uygulayan için alınan tedbir kararları insan onuruna yaraşır bir şekilde yerine getirilir.
ç) Bu Kanun kapsamında kadınlara yönelik cinsiyete dayalı şiddeti önleyen ve kadınları cinsiyete dayalı şiddetten koruyan özel tedbirler ayrımcılık olarak yorumlanamaz.
Bunlar ne demektir Türkçe anlatayım: Halkını eğiteceksin, şiddeti önlemek için, insanları korumak için temel insan haklarına dayalı eğitim verip, düzenlemeler yapacaksın. Şiddet görenleri öyle bir koruyacaksın ki şiddet gösterenler mağdur olacak. Şiddet gösterenleri öyle bir cezalandıracaksın ki kimsenin yüreği yetmeyecek insan haklarını ihlal etmeye. Kimsenin kimseye şiddet göstermeyi bırak, temel insan haklarını ihlal etmeyi göze alamayacağı bir toplum yaratmak zorundasın diyor.
6284 sayılı Kanun’un sağladığı hakları bilen var mı? 
1-Sığınak talep etme
2-Şiddet gören ya da tehdit altında olan kadınlar geçici koruma (yakın koruma) talep edebilirler
3- Şiddete uğrayan ya da tehlikede olan kadın; şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılmasını, kendisine yaklaşmasının engellenmesini, adresinin gizlenmesini, kimlik ve ilgili diğer bilgilerin değiştirilmesini isteyebilir
4- Şiddet uygulayanın silahını polise teslim etmesini, geçici velayet ve tedbir nafakası, geçici maddi yardım, oturduğu eve aile konutu şerhi konulmasını talep edilebilir
5- Herhangi birinin şiddete maruz kaldığını tanık olursanız 6284 sayılı Kanun’a göre, durumu 155’i arayarak ihbar edebilirsiniz.
Şimdi bu hakların hiçbiri uzun yıllardır bizlere sağlanmıyor. Bırak kadını, bölük pörçük ettiler bizi, haklarımızı hiçe saydılar, yok ettiler! AYRICA KADINLAR TARAFINDAN HAZIRLANAN BU ADİL SÖZLEŞME, erkeklere ve çocuklara yönelik ev içi şiddetten de söz eder ve şiddet mağduru kız ve oğlan çocuklarına ilişkin özel düzenlemelere yer verir. DEVLET HERKESİ KORUMAK ZORUNDA!!!!
Anayasa m.90/5 uyarınca, İstanbul Sözleşmesi kanun hükmündedir. Yani yıllardır bizlere yapılan kanunsuzluğun en büyüğüdür! Nahide Opuz kadar olamayan aydınlar bir adım öne çıksın, söyleyeceklerim var!!!!
İstanbul Sözleşmesi ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, İstanbul Sözleşmesi hükümleri esas alınır. Anayasa’nın 11.maddesi uyarınca, İstanbul Sözleşmesi hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Bugün ülkede olup bitenden rahatsızlık duyan herkes bunu ihbar etme, dava açma hakkını arama hakkına sahiptir. Bütün bundan rahatsız duyanlar ülkede can güvenliğimiz olmayışından, temel insan haklarımızın gaspından dava açabilir, hakkını arayabilir. Ama sosyal medyadan yazsak yeter değil mi? Ne yapacağım ya hak hukuk bilip? Okusam n’olur, haklarımı bilsem n’olur, ben ölmüyorum ki. Değil mi? Bırakın sosyal medyadan boş boş feryat etmeyi. Eyleme geçin. İnsanlığın hakkını insanlık aramak ZO-RUN-DA!!!
BUGÜN HEPİMİZ HAKKIMIZI ARARSAK, AVRUPA’YA SIĞINMA TALEP ETSEK BAK BAKALIM NELER OLUYOR? DİNSİZİN HAKKINDAN İMANSIZ GELİR, HALA ANLAMADINIZ MI? İLK İŞ BU ÜLKEDEN, DEVLETTEN, HÜKÜMETTEN, HAKİM VE SAVCILARDAN, HATTA BÜTÜN ÜLKENİN İNSANLARINDAN, HER BİRİMİZDEN ŞİKAYETÇİ OLACAĞIM. HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN HEPİMİZİN YAKASINA YAPIŞACAĞIM!
UYGULANMAYAN HER YASANIN, VERİLMEYEN HER HAKKIN, ATILAN HER TOKATIN, HER SÖZÜN, HER CANIN HESABINI HEPİMİZDEN SORACAĞIM. SADECE BUNLARIN DEĞİL DENİZE DÜŞÜP BENİ YILANA SARILMAK ZORUNDA BIRAKAN HAYSİYETSİZLİĞİNİZİN, BENİ KENDİ ÜLKEMDE ÇARESİZ BIRAKMIŞLIĞINIZIN HESABINI SORACAĞIM!
BU ÜLKEDEN VE EŞİMDEN, DOSTUMDAN, AİLEMDEN, ARKADAŞLARIMDAN, HEPİMİZDEN DAVACIYIM!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP