“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

BÜYÜK VERİ VE DATAİZM

Hepimiz kişisel verilerimizi çoktan bola döke yüzlerce yere vermişizdir. Büyük Veri’nin önünde boynumuz kıldan ince.  Ya gerekli izinleri vereceğiz ya da bize sunulan hizmetten mahrum kalacağız. Sözleşmelerin hepsini okuyarak imzalamaya kalksak yılda iki haftamızı bu işe vermek gerekir.

Akıllı telefonların hem bizim hem de çevremizdeki neredeyse herkesin faydalandığı çeşitli ücretsiz hizmetlerle hayatımızı ne kadar kolaylaştırdığı, sosyal yaşamımızın ne kadar ayrılmaz bir parçası haline getirdiği ortada. Bu uygulamalar sayesinde Büyük Veri, ne zaman uyuduk, ne zaman uyandık, ruh halimiz ne durumda, çevremiz kimlerden oluşuyor ve onlarla ilişkilerimiz nasıl, arzularımız ve tasarılarımız nedir biliyor. Bu bilgiye vakıf olmak için gerekli veriyi ve onları işleme hakkını teslim edenler de bizleriz.
Dünyanın gündemi hayli süredir Büyük Veri. Dünyayı yönlendiren, şekillendiren kişi ve kuruluşlar karar alırken Büyük Veri’yi değerlendirerek alıyorlar. Dünyanın en değerli şirketleri Büyük Veri’yi etkili kullandıkları için bulundukları konumlarda bulunuyorlar. Hem kendi sektörlerine hem de diğer sektörlere dair anlamlı görüye sahip olabilmelerini ve bu alanları domine edebilmelerini Büyük Veri’ye borçlular. Veri, 21. yy.ın petrolüdür, altınıdır denmesi boşuna değil. Veri, ekonomiye trilyon dolarlarlık bir katkı oluşturuyor. Petrol ve sanayi devleri tarih oldu. Dünyanın en değerli şirketlerinin başında elektronik, bilgi teknolojisi, yazılım geliştirme ve internet alanında faaliyet gösteren şirketler var.
Tarihimiz boyunca hiçbir zaman sahip olmadığımız boyutta bu bilgi denizi ile ne yapmaktayız? Ne yapacağız? Büyük Veri, insanlık için bir nimet olduğu kadar bir tehdit de olabilir mi? Nesnelerin interneti yakın gelecekte dünyayı her unsuru ile internete bağlanmış dev ve komplike bir kozmik ağ haline getirdiğinde Büyük Veri, bugün bizim diğer canlılara, bizden olmayana çektirdiğimiz zulmü bize çektirebilir mi? Ya da bizi ortadan kaldırabilir mi?
Yuval Noah Harari, Homo Deus kitabında yarına dair spekülasyonlarda bulunuyor ve insanın istekleri ya da deneyimleri etrafında dönmeyen bir dünya öngören yeni bir tekno-dinden, Dataizm dininden söz ediyor:
“Dataizm evrenin veri akışından meydana geldiğini ve her olgunun ya da varlığın değerinin veri işleme sürecine yaptığı katkıyla belirlendiğini öne sürer ve aynı matematik kanunlarının hem biyokimyasal hem de elektronik algoritmalara uygulanabildiğini gösterir. Sonuç olarak hayvanlar ile makineler arasındaki duvarı yıkan Dataizm, elektronik algoritmaların bir noktada biyokimyasal algoritmaların sırrını çözeceğine inanır. Dahası elektronik algoritmaların biyokimyasal algoritmaların tüm sırlarını çözerek onlardan üstün hale geleceği günü beklemeye başladı bile. (…) Dataistler veri işleme görevinin insan beyninden katbekat üstün kapasiteli elektronik algoritmalara devredilmesi gerektiğini söyler.
Dataizm dininin en yüce değeri bilgi akışıdır. (…) Dataizme göre insan deneyimleri kutsal değildir. İnsanlar, zamanla gezegenimizin sınırlarını aşıp galaksiye hatta tüm evrene yayılacak “Nesnelerin İnterneti”ni yaratma amacıyla kullanılan araçlardan ibarettir. Bu kozmik bilişim sistemi, her yerde olacak ve her şeyi kontrol edecek, insanlarınsa sisteme dahil olup onunla kaynaşmaktan başka şansı kalmayacaktır.”
Dataizmin de her din gibi uygulanabilir buyrukları var. Bu buyruklara göre bir Dataist çok fazla kitle iletişim aracına bağlanmalı, veri akışını olabildiğince artırmalı, bunun sonucunda olabildiğince çok bilgi üretmeli ve tüketmeli.
Dataizm, misyoner nitelikli dinler arasındadır; her şey, hatta bağlanmak istemeyenler bile sisteme bağlanmalıdır. Sadece insanlar değil, her türden nesne sisteme bağlanmalıdır. Beslediğimiz hayvanlar, ev eşyalarımız, bedenimiz, ormandaki bitkiler ve orman zeminindeki mantar ağı; hepsi nesnelerin internetine bağlanmalı… Ormandaki fauna artık kendi arasında konuşmamalı, rapor vermeli, trafikte araçlar birbirleriyle iletişim kurmalı, yerin altı ve üstü kat kat dile gelmeli, evrenin bu ağa dahil olmayan hiçbir parçası kalmamalı.
Böyle bir durumda veri akışını engellemek de günahların en büyüğü oluyor tabi ki. Ölüm veri akışının kesilmesi olarak görülebilir pekala.
Dataizmin çoğunluğun sempati duyabileceği bir niteliği de şu: Bilgi edinme özgürlüğünü her şeyin üstünde tutması; tıpkı kapitalistlerin her başarıyı ekonomik büyüme ile ilişkilendirmesi gibi Dataist misyonerler de tüm iyi ve faydalı şeyleri bu özgürlüğe bağlıyor. Veriyi özgür kılmak daha iyi bir dünya yaratmanın yolu onlara göre.
Bugün mahremiyetten, bireysellikten, özerklikten taviz vermek hatta vazgeçmek pahasına veri akışının parçası olmaya balıklama dalıyoruz. Veri akışı ile bağlantımız kopunca yaşamımız anlamsızlaşıyor, tüm dünyadan kopmuşuz gibi hissediyoruz, telaşlanıyoruz. Kimse görmeyecekse dağ zirvelerine tırmanmanın bir anlamı olmamalı ya da arkadaşlarımızla eğlenmenin içi boşalmalı; herhangi bir deneyim ancak başkaları tarafından algılanacak bir bilgi olarak akışa teslim edildiğinde değerli bir nitelik kazanmalı, öyle mi?
Dataistler kendi içimizde bir anlam bulmayı gereksiz görüyor. Zaten bir anlam falan da bulacağımız yok onlara göre. Bu nedenle şunu bunu içimizde tutup kendimize saklayıp mahrem toprağımızda sentezlemenin bir alemi yok, ancak paylaştığımızda bir değeri olabilir şeylerin. Konseri izlememize gerek yok, kaydedip büyük veri akışına aktarmamız daha yerinde olur. Peki o zaman anlam yaratma işi kimde? Tabi ki algoritmalarda. Onlar deneyimlerimizin ne anlam ifade ettiklerini kavrar, sonra da bize anlasak da anlamasak da ne yapmamız gerektiğini söylerler olur biter. Günlüklerimiz de online olmalı, özel anlarımız da… Sunabileceğimiz her şeyi sunmalı, gösterebileceğimiz her şeyi göstermeliyiz. Deneyimliyorsak kaydetmeli, kaydediyorsak yüklemeli ve paylaşmalıyız. İnsana ne olacak peki? İnsan bilişim sistemi belki geliştirilebilir diyor Dataizm ama sürümü yükseltilmiş insanlar bile yetersiz gelecektir bir noktada; algoritmaların akışı işleme ve kavrayış düzeyine erişemezler. Yani nesnelerin interneti günün birinde gereksiz hale gelmiş olan insanlığın üstünü çizebilir.
Kimsenin özel olmadığı ve herkesin sadece veri içinde bir kırıntı olduğu bir dünyaya doğru mu bakıyoruz? Sizce bunlar çok mu saçma? Olmayacak şeylerden mi söz ettik?
Bugün 28 Ocak 2021. İnternet üzerinden uygulamalar vasıtasıyla bizden haberli, habersiz toplanan bilgilerin kimi zaman iznimiz olmadan işlemesi konusunda farkındalık yaratmak, gizlilik ve veri koruma düzenlemelerini teşvik etmek amacıyla 2016 yılından beri kutlanmakta olan Veri Gizliliği Gününüz kutlu olsun. 

MSGSÜ Sinema TV’de eğitim aldı. Prodüksiyon ve post prodüksiyon alanlarında çalıştı. Bugün, editör, çevirmen ve yazar olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

YORUM YAP