“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

“Büyük Yavanlığın Zaman Kazandığı Susuz Gezegenlerin Arazisi!”

Nazım Hikmet yazısında, “Kimi şairler hayatın peşinde koşar, kimileri ise hayatı peşlerinden koştururlar,” demişti. Peşlerinden koşturanlar için şöyle eklemişti;

‘’Onlar yalnızca şair değildir çünkü; insana, doğaya yönelik yanlış olan her şeyin karşısında durmayı moral ve vicdan kaynağı yapmış, direnmenin – dik durmanın – asla pes edip yenilmemenin yöntemlerini geliştirmişlerdir. Sahiplendikleri ideolojileri en uç noktaya taşırlarken savaşçı, mücadeleci karakterlerine aşka dair tüm güzellikleri de katmayı ihmal etmemiş, böylece toplumsal sorumluluklarının yanına yeryüzüne ait, kendilerine ait duyguları da yerleştirmişlerdir.’’

Cesaretin kadar boş vermişliğin ciddiyetini, kelimelerle sevişmen kadar küfür etmeni, edebi olarak değil belki ama kendine haslığını sevdiğimiz Küçük İskender aramızdan ayrılalı bir sene geçti bile. Karamsarlığını sevmedik bazen, bazen ise vazgeçmişliğini…

“ölelim mi… demiştin, bak şimdi tam sırası” diye diye hazırlandığın ölümünden bugüne kararan dünyamıza bakınca insan haklılığına kızamıyor bir taraftan. Seni seninle anlatmak, almak gerek Üstad;

“Ben öldükten sonra nasıl bir ritüel olur diye düşünürsek, mesela Can Baba’nın mezarına şarap dökmek gibi bir şey de istemem ben. Benim arkamdan domuz gibi içsinler de istemem. Kim ne yapmak istiyorsa yapsın o beni ilgilendirmez de, benim istediğim benim öldüğümü duydukları gün mesela dansa gitsinler isterim. Yani dansa gitmeyenler dansa gitsin. Bir gün önce dansa gidenler de uzun zamandır çok özledikleri sevgililerini arasınlar. O arayanlar varsa ne bileyim parti versinler o gece, yani çok eğlensinler. Ben öldüm diye eğlenmesinler, böyle bir adam yaşadı diye eğlensinler.”

Bugün bir parti vermemiz bile yasak, birbirimize dokunamıyor, uzak duruyoruz. ‘’Büyük yavanlığın zaman kazandığı susuz gezegenlerin
arazisi”nde dans etmemiz bile batıyor. Neyse ki bazı günler Küçük İskender gibi nicelerini anarak, okuyarak, yaşayarak ve insanca yaşadıkları hayatları anarak varlığımızı sürdürebiliyoruz. Şükürler olsun sana, huzur içinde uyu.

 

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP