“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Bilimsel Gerçekler

Dünya’nın değişiminin akıl almaz bir hızla ve acımasızlıkla gerçekleştiği bir dönemden geçiyoruz. Anımızda var olan her ruhun tanıklık ettiği, kabul ettiği veya reddettiği bu değişim süreci istesekte istemesekte gerçekleşiyor. Her birimizin hissettiği yeni düzenin ayak sesleri yaklaşıyor. Bu değişime yaklaşırken

Galileo bir zamanlar hayatlarımızı yanlış yorumladığımızı ve anlamadığımızı fark edip, “Tatların, kokuların, renklerin ve benzeri şeylerin hepsi bilinçte yatar, dolayısıyla bilincin sahibi uzaklaştırılırsa tüm bu nitelikler de yok olacaktır,” demişti. Galileo haklı olabilir mi? Hayatlarımız tamamen zihnimizde mı gerçekleşiyor?

Sevgilinin saçlarını okşamayı, ipek pijama giymeyi ve evinde koltuğa uzanmışken üzerine polar bir battaniye örtmeyi sevmeyen tek bir kişi bile yoktur. Peki, neden yumuşak ve tüylü şeylere dokunmak hoşumuza gider? Bu ve bunun gibi dokunsal deneyimlerden aldığımız haz, bazıları fiziksel

Kaygı, korkunun içe yerleşmiş, içselleşmiş hali… Korku denilen "bilinç" ile ilgili şeyin "duygu"ya dahil olmuş halidir. Haddini aşmış kaygı oldukça tehlikeli, insanın hayatını elinden alıverir, kendimize yabancılaştırır bizi.

Hangisinden önce başlasam diye çok düşündüm. Bugün Dünya Ruh Sağlığı Günü'ymüş. Psikiyatri tarihinin sütyen kadar eski olduğunu biliyor muydunuz? Peki ya psikiyatrinin tıbbın en eski konusu olduğunu?