“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kültür

Gotik öykü denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan Edgar Allan Poe, Gammaz Yürek adlı öyküsünde ana karakterin, ak gözünden rahatsız olduğu yaşlı bir adamı öldürüşünü konu alıyor. Öykü boyunca tekrarlanan kelimeler, atmosferin düzenli olarak artan yoğunluğu ve sürekli kendini

Soyut gölgelerden ibaret sayılmadan görünür olabilmenin, sesini duyurabilmenin, doğru temsil edilebilmenin mücadelesi sanki sonsuz bir döngüye müebbetmişçesine dolanıp dururken yeryüzünde, Osmanlı’da Tanzimat’ın ilanı ile kadın hakları sorunu gündeme girmeye başlamıştı.

Kahve sayesinde oluşan sosyal hayatı ve mekânları aktardığım bu yazı dizisinde, bu hafta Etiyopya’dan Yemen’e, Arabistan’a ve Mısır’a uzanıyoruz.

Mordechai Gordon kendimizi ciddi ciddi ciddiye almama üzerine düşünceleri ele alıyor. Zamanında filozoflar neden kendimize gülmenin bir başkasına gülmekten daha kolay olduğunu düşünmüşler. Hatta Platondan beridir bu fenomen araştırılmaya devam etmiştir.

Hatırlamanın devrim sayıldığı günlerden geçiyoruz. Öyle aşırılıklar hakim ki çevremizde, yarına odaklanırken dünü ve bugünü unutuyoruz.

Pompei’de 2000 yıllık fast-food dükkanı gün yüzüne çıkarıldı, menüde ölü kuşlar ve kesilmeyi bekleyen horozlar var. Kulağa tuhaf mı geliyor?

Çizgi roman evreninden ilginç karakterleri ve konuları anlattığım yazı dizim “Süpersin, Sağ Ol”, “aile mesleği olarak süper kahramanlık” temasıyla devam ediyor…

amerikan kadın filozoflar, yirminci yüzyılın ortalarına değin “güya” yoktu. Tabii ki bu doğru değil, çünkü felsefi düşünceye elverişsiz bir aklın böyle olmaktan aniden çıkması, bir mevsimin diğerinden önce gelmesi kadar imkansızdır. Tabii, felsefi aklın eğitilmesi, işte bu başka bir konudur.

Sosyalleşmeye aşerdiğimiz ve sosyalliğin değerini iyice anladığımız bu zorlu koşullarda, mahallelerin en önemli buluşma, karşılaşma, çalışma, dinlenme ve sosyalleşme mekânı olan kahveevlerinin eksikliğini hayatlarımızda iyice hissediyoruz. Tarih boyunca da kahveevleri çeşitli nedenlerle kısıtlanmış, kapatılmış veya yasaklanmış. Her zaman özlenmiş.

Dünya’nın değişiminin akıl almaz bir hızla ve acımasızlıkla gerçekleştiği bir dönemden geçiyoruz. Anımızda var olan her ruhun tanıklık ettiği, kabul ettiği veya reddettiği bu değişim süreci istesekte istemesekte gerçekleşiyor. Her birimizin hissettiği yeni düzenin ayak sesleri yaklaşıyor. Bu değişime yaklaşırken