“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Sahne Sanatları

“Herkes aslında cehennemden çıkmak için yazmıştır, ya da resim yapmıştır, heykel yapmıştır, taslak yapmıştır, kurmuştur, bulmuştur.’’ sözlerinin sahibi doğdu bugün, çok ama çok özel bir isim; insanı tüm çirkinliği ile, o vahşi doğamızla, doyumsuzluğumuzla; beyinlerimizdeki pislik, bilinçaltımızdaki lekeler ile, sahteliğimizi

Şüphesiz ki Nazım Hikmet’in yazdığı en sansasyonel oyunlardan biri olan “Ivan Ivanoviç Var mıydı, Yok muydu?” Nazım’ın, Josef Stalin’in ölümünün ardından Sovyet teması bağlamında yazdığı ilk oyundur.

Bugün bizimle Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı konumu üzerinden konuşuyor Yeşim Özsoy fakat kendisi aynı zamanda GalataPerform’un kurucusu. Oyunculuğun yanı sıra tiyatronun her alanını destekleyen derneklerle (ÇGSG [Çağdaş Gösteri Sanatları Girişimi], DAGS [Disiplinler Arası Genç Sanatçılar], OYÇED) çalışan ve

Spotify’ın yeni getirdiği "Sanal Etkinlikler" özelliği bizlere yalnızca yakınımızda bulunan etkinlikleri değil, dünya çapındaki tüm etkinlikleri önerecek. Böylelikle Spofiy’da sanatçıların profillerine girdiğinizde yakında verecekleri “sanal konserleri” de görebileceğiz. Bilet aldıktan sonra, aynı canlı konserlerde olduğu gibi belirlenen gün ve saatte

Norveç doğumlu bir oyun yazarıdır Henrik Ibsen ama onu oyun yazarlığıyla kısıtlayamayız. O bir düşünür, bir filozoftur adeta. İnsanoğlunun kendini, kendi gerçeklerinden korumak için geliştirdiği savunma duvarını deler tuttuğu ayna ile. Onun tuttuğu aynaya uzun uzun bakmak her yiğidin harcı

1841 Kuzey Prag.Moldau ırmağının kenarında bulunan Nelahozeves adlı küçücük bir köydeyiz. Bu küçük kasabada bugün dünyaya gelen Bohemyalı Antonín Dvořák, zamanının ötesinden bizlere seslenebilen dev birine dönüşecek. Büyük müzik ve mücadele insanı iyi ki doğdunuz.  Dvořák çok özel biri. 1885 senesinde

Işık’lar içinde uyu dünya güzeli kalbiyle güzelleşen, yeteneği ile sahnede devleşen, ruhları iyileştiren özel kadın! 1944 senesinin bu sıcak Ağustos gününde hayatlarımıza girmek üzere doğar Ayşen Gruda. İstanbul Yeşilköy’den doğan bu güneş, aslında avukat olmak istiyor. Kara Tren makinisti babası

Nevâbit, yeni çıkmış ayrıksı otların kendi yolunu bulma maceralarında bizlere güzel sesler bırakan bir grup. Bugün onlarla röportaj yaparak hem ayağı yere basan hem de hayaller içinde uçan bir portreyi, sorularla şekillendirme şansım oldu. Huzurlarınızda Ahmet Akgün ve Ömer Ergül.