“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Charlie Hebdo ve Yeni Akit’in Cinsel Hayatı

Özgürlük, kavramı kavramamış, varoluşla ilgili bir farkındalığı dahi olmayan, bu kavramı yek amaç belleyip yaşama ve var olma amacından uzaklaşan ne varsa, kim varsa onların tutunduğu bir daldan fazlası değildir. İnsan zaten özgürdür. Bireyler zihninde bu paradoksu çözmelidir. Elbette bu kollektif olarak bilinçlerde var olmadığı sürece önümüze sıralanan engellerden mütevellit dikkatimizi hakikate veremez hale geliriz. Toplumlar ve koşullar insanı baskı altına almıştır. Oysa insan zihninde bireysel olarak bağımsızlığını ilan ettiğinde o engelleri aşabilir, koşulları ve böylece hayatını değiştirebilir. Özgürlük, anlamaktır. Bir kavrama sıkışmak değil, kendini kavramlarını yaratmaktır. İnsan kendini tasarlayabilir.

Fakat;
İnsan, ona verilmiş imkan kırıntısından geleceğini güvene aldığını zannetme gafletine düştüğü sürece özgürlükten korkacaktır. İnsan korkaktır. Özgür olmaktan korktuğu için özgürlük kelimesine sığınır. Zavallı bir durum. Bir yaşam biçimi olarak zihninde kilitli kalmak, kendini bilincinin en dipsiz kuyularına hapsetmeyi göze alarak korkakça çabalamaktan vazgeçerek kendini bu yapay evrimin kollarına bırakır. Şeytanın kucağına girmek bu olsa gerek.
İnsanlığın yapay evrimi konusunda çok düşünüyorum. Evrimin doğal akışını değiştiren insanlığı neler bekliyor hiç düşündünüz mü? Evrene açıldığımız bu günlerde eski dünyanın maden işçileri, geleceğin ayda madencilerine evrilecek.
Dünyanın maden işçileri, evrenin maden işçilerine evrilirken insan bir durup düşünmez mi; yahu bu aynı tiyatronun güncel versiyonu diye? Düşünmez. Çünkü düşünmek, özgürleştirir. Özgür olmaktan korkar insan. O yüzden özgürlük hakkında bile doğru dürüst fikri yoktur. Olsun da istemez zaten. Geri dönüş yoktur çünkü, bir kere keşfettin mi evreni ve bu dengenin içindeki yerini, artık korkmazsın.
Dinler, geleneksel değerler gibi zihne işlenmiş olgular insanın işini kolaylaştırır. Özgürlükten kaçmanın en nefis ve temiz yoludur ne de olsa. Aslında derinden bağlı olduğu Tanrı değil, teslimiyetin getirdiği rahatlıktır. Bir de korkmaları gereken bir Tanrı vardır. İyi ki vardır, çünkü özgürlükten korkmalarına paravan olur. Milyarlarca inançlı insanın içinde yaşadığı bu dünyanın geldiği noktaya bir gökyüzünden değil, ay manzarasından bakarsanız, emirlere uyarak nefsini aşarak iyiliğe ulaşmış insan sayısı oldukça azdır.
Adaletsiz ve ahlaksız iktidarları, kurumların, bireylerin kurumsallaştırdığı kutsal dinin izinden gitmediği açıkken, davranışlarını ahlaki değerlere göre sergilemeden, doğruyu yanlışı kendini yargılamaya gerek duymadan aşağılık eylemler, linç ve yağmaya elverişli toplumlar yaratabilmelerinin nedeni insanın korkak olmasıdır. O kadar korkaktır ki varlığına ihanet ederek özgürlükten kaçtığı gibi, inandığına da ihanet ederek insanlığa ve kendine sırtını döner.
İnsan bir gariptir işte. Bu girişi neden yaptım peki?
Erdoğan karikatürüyle tepki toplayan ve yayınları tartışma yaratan Fransız hiciv dergisinin o rezil kapağını gördüm çünkü. Charlie Hebdo dergisi ve buna onay verenler de kendini özgür zanneden korkaklardır çünkü. Bizde de bir benzeri Yeni Akit var mesela. İnsanlar özgürdür, değildir; korkaktır, değildir, önemli değil. Önemli olan, insan olmasıdır. Siz, özgürlüğü savunarak, ardına sığınarak birer korkak gibi o dine inanan insanları da politikacılarla birlikte aşağılayamazsınız. İnançlı bir ülkenin cumhurbaşkanını eleştirecekseniz bu, din üzerinden, bu kadar ahlaksız şekilde olamaz. Çünkü olursa bu sizin de eleştirdiğiniz o politikacıdan farkınız olmadığını gösterir. İkiniz de bir şeylere; bireylere, topluma, inanca, değerlere saygısızsınız demektir. Yeni Akit de böyle değil mi?
Politik mizah yaparken toplumu ve ahlaki değerleri tartarak karar vermeli ve bireylere saygılı olmak zorundasınız. Çünkü mizah; ucuz, basit ve kolay olmadığı gibi insanlar veyahut hayat da basit, ucuz ve kolay değildir. Yaşam da mizah gibi ince işçilik ister. Korkaklar ve saygısızlar bu işi beceremez.
Özgürlüğü yaşamak, hakikati deneyimlemekten başka bir şey değildir. Görüyorum ki hakikatten oldukça uzak ve sığ bir noktasınız. Biz hakikatin peşindekiler ufukta yelken açarken siz, “özgürüz biz” diyerek karada sığ bir noktadan “geri dön” diye kıçınızı yırtamazsınız. Özgürlüğün getirdiği sorumluluktan kaçamazsınız. Kendinizi kandıramazsınız.
Tarihin, toplumun ve evrimin bireylere aktardığı anlamlar ve değerleri değerlendirme gereği duymadan üstten bakmak da dini her şeyin üzerinde tutmak gibi özgürlüğü hiçe saymaktan başka bir şey değildir. Özgürlük, evvela kendi içimizdeki bu durumları aşmaktır. Biraz aşınız kendinizi. İyi, anlamlı bir hedeften uzak bu saldırılar, insan için faydasız hatta zararlı, zorlayıcıdır. İnsanların zihnine girerek kötü duygularını canlandırmak, inançlarına saygısızlık yapmak mizah değil, korkaklıktır. Özgür eylem istediği hedefe ulaşamasa bile o değere uygun bir biçim sergiler. Charlie Hedbo ve Akit gibi yayıncıların toplumsal özgürlük hedeflerini yeniden masaya yatırarak kendilerine bir değer eklemeleri gerekir. O ahlaka sahip, hakikatin farkındalar ise elbet…
Bireyler için ziyadesiyle adaletsiz olan bu dünyada, bireylerin inançları üzerinden zorbalıkla gösteriş yapmak sığ ve korkak insanların işidir. Kendi bağımsızlıklarını dahi ilan edememiş bu korkak kimseler ve yayıncılar mı haysiyetli bir toplumsal varoluşun savunucuları olacak! Yazık! Özgürlüğünü ahlaksızlığa teslim eden Charlie Hebo ve Yeni Akit gibiler, kendinizi daha fazla kandırmayı bırakın isterseniz. Kitleleri sinirlendirerek öfke ve nefret gibi kötü duygulara yol açacağını bile bile insanlara eziyet etmeniz, tamamen köle fantezinizden ibaret. Bu fantezilerinizi zevkli hale getirecek başka bir yer biliyorum ben. Otuz yedi yaşındayım, edindiğim tecrübelerime göre, özgürlüğünün meşruiyetini kaybetmiş insanların “özel hayatında çok matrak” olduğunu görmedim; aksine, yatakta oldukça basiretsiz ve korkaktırlar. Bu tip kimselere ve yayın kuruluşlarına tavsiyem; biraz rahatlayın da hayattan zevk alın.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP