“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Ciklet Nereden Geldi?

1841‘de bir ayaklanmayla Başkan Anastasio Bustamante’yi devirerek, yönetimi ele geçiren Santa Anna, 1845’e değin iktidarda kalır ve 1845’te Küba’ya sürülür. ABD ile savaş başlayınca geri çağrılır; ABD’yle savaşın başlamasının ardından ABD başkanı James Polk’la görüşmek üzere ülkeden ayrılır. Polk’a barış sözü vermesine karşın, Meksika’ya dönüşünde ordunun başına geçerek ABD birlikleriyle çarpışmaya girer. General Winfield Scott tarafından bozguna uğratılır. Ne de yenilmiştir ama! Texas, California ve New Mexico’nun, 15 milyon ABD Doları karşılığında ABD’ye satılmasını öngören antlaşmanın imzalanmasından önce başkanlıktan ayrılarak sürgüne gider. 1847’de o takma bacağı, savaş ganimeti olarak ele geçirilen enteresan bir olay bu bacak olayı. Bacağın daha sonra iadesini isteseler bile verilmemiş. Sonrasında Jamaika’ya, 1853’te de Kolombiya’ya yerleşir ama tekrar göreve çağrılır. 59 yaşında yanlış anlaşılmasın! 🙂 İşte tam da o dönem kendini ömür boyu diktatör ilan eder. 1855’te Ayutla, Juan Alvarez ve Comonfort’un önderliğindeki devrimle iktidardan uzaklaştırılır, Küba’ya döner.
İşte yine idolü Napolyon gibi, güçten mahrum kaldıktan sonra birkaç kez sürgün edilir. Diktatör olarak son görevini takiben yaptığı şeylerden sonra, eski Meksika liderini olası bir yere, şimdilerin New York Staten Adası’na getirilir. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı William Seward ile 1866’da Karayipler adası St. Thomas’ta bir araya geldikten sonra, ABD girişimini destekleyeceği konusunda bizimkini ikna eder ve Anna Meksika’da iktidara dönerek, Napolyon’un yeğeni Fransız İmparatoru Maximilian’ı indirir. Santa Anna, 1866 Mayıs’ında New York’a geldiğinde, aldatıldığını öğrenir. Staten Island’da geçirdiği yıllar sırasında boş durmaz Sapodilla ağaçlarından çiğnenecek kıvamda bir şey yapar ve bunun lastik olarak kullanılabileceğini düşünür. Kişisel sekreteri ve tercümanı, arkadaşı Thomas Adams’a materyali gösterdiğinde, amatör mucitte merak uyandırır ve o da bunu bir lastik yerine koymak için kullanabileceğini düşünür. Santa Anna bir ton malzemeyi getirir, önüne koyar ve Thomas’ın deneme yaptırır. Bu denemelerin iktidara dönüşünü finanse edebilecek bir düşmeyle sonuçlanacağını uman 70’lerindeki Santa Anna ve Adams, başarısız bir girişimle 30.000 dolar harcasa da bu girişim, sakızı bulmalarına yardımcı olur. Amerika’ya lastik niyetine ciklet satmaya girişirken, oğlunun sakız çiğnediğini fark ederek bugün bu çiğnediğimiz iğrenç sakızları icat ederler! Başlıyor oğlu derhal pazarlamaya! İlk önceleri büyük ahlaksızlık olarak düşünülen ciklet nam-ı diğer sakız hızla yayılarak hayatlarımızdaki lanet yerini alıyor. Tabi ailecek çok zengin oluyorlar. Lakin bizimki bu işten bir şey kazanamıyor. Staten Adası’nda yıllar geçirdikten sonra, Santa Anna’nın ülkesine geri dönmesine, ölümünden iki yıl önce izin verilir. Dönmüş ama ne dönmek; kör, topal, çulsuz ve yalnız!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP