“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Daha Önce Olmuş, Şimdi Niye Olmasın?

Pandemiyi tüm ağırlığıyla yaşadığımız bu günlerde bile emin olabiliyorum ki gelecekte insanoğlu bu düzende ayakta kalabilirse baş etmekte zorlanacağı tek konu “iklim değişikliği” olacak. Sonumuzu bu getirecek muhtemelen. Araştırmalara göre daha önce bunu başarmış, Homo erectus gibi erken dönem insan türleri ani iklim değişikliğine ayak uyduramayıp yok olmuş. Bilim insanlarına göre homosapiensler ya yedikleriyle ya da daha iyi koşucular olmasıyla veyahut ürettikleri alet edavatları verimli kullanabilmesiyle bugünlere gelebilen tek tür olmuş. Peki, ya kaybolan tür kardeşlerimiz? Onların başına gelen yakında bizim başımıza gelmeyecek mi? Konu ile ilgili yapılan çalışmalar, soru işaretlerimizi aydınlatacak.

İtalya’daki Napoli Federico II Üniversitesi’nden Pasquale Raia ve meslektaşları, iklim modellemesi ve fosil kayıtları kullanarak iklim değişikliğinin Homo cinsindeki türlerin hayatta kalması üzerindeki etkisini belirlemeye çalıştılar. Kullandıkları fosil kayıtları, Homo habilis, Homo ergaster, Homo erectus, Homo heidelbergensis, Homo neanderthalensis ve Homo sapiens de dahil olmak üzere son 2,5 milyon yıl içinde yaşayan birkaç türün kalıntılarının 2754 arkeolojik kaydının bulunduğu bir veritabanıydı. Bu kayıtlar, son 5 milyon yılda sıcaklık, yağış ve diğer hava koşulları verilerini modelleyen iklim emülatörü ile çapraz referans alındı. Burada amaç, her türün hayatta kalabilmesi için uygun olan iklimsel ortamı ve bu ortamların zaman içerisinde ne kadar geniş bir alana yayıldığını belirlemekti. Araştırmacılar, Homo erectus, Homo heidelbergensis ve Homo neanderthalensis’in soyları tükenmeden hemen önce, iklimsel niş alanlarının önemli bir bölümünü kaybettiğini buldu.

Paleontolog Pasquale Raia, ‘’Türler, yaşayacakları geniş bir alan olduğu zaman hayatta kalırlar.’’ diyor. “Ancak, yaşanabilir alanlar azaldığında ve coğrafi olarak birbirlerinden izole edilmiş küçük alanlar kaldığında, türler yok olma girdabı olarak bilinen duruma girerler.” Bu sözler bizim de sonumuzu anlatmıyor mu?

Ekip, yaşanabilir alanların azalmasını ani iklim değişikliklerine bağlıyor elbette. Örneğin, Homo erectus’un yaklaşık 115.000 yıl önce başlayan son buzul dönemde soyu tükendi. Bu dönemin, türün yaşadığı en soğuk dönem olduğunu söylüyorlar. Neandertaller için Homo sapiens ile rekabet ortamının da türün yok olması için bir faktör olduğunu, ancak türümüzün varlığı olmasa bile iklim koşullarının değişikliğinin tek başına etkisinin yok oluşa yol açmaya yeterli olabileceğini buldu. Raia, kıyafet giymek ve ateş yakmak gibi yerel çevrelerini kontrol etme yetisine sahip türlerin bile iklim değişikliğinden etkilendiğini söylüyor.

Bazı araştırmacılar ise, iklim değişikliği gibi tek bir sebebin bir türü yok edemeyeceği görüşünde. Avustralya’daki Flinders Üniversitesi’nden Corey Bradshaw, türlerin nesli tükenmeye yaklaştıkça sebebi ne olursa olsun (rekabet, avlanma, veya üreme sorunları) menzillerinin zorunlu olarak azaldığını, bir türün menzili zaten azalmışsa, bu; iklim ortamının da düşüşte olduğuna dair yanlış izlenim verebildiğini söylüyor. ‘’Bizim bildiğimiz hiçbir türün nesli tek bir mekanizmaya bağlı olarak tükenmedi, her zaman bir kombinasyon oluştu. Örneğin, Pleistosen sonlarında pek çok megafauna türü söz konusu olduğunda, insan avcılığı ve iklim değişikliği gibi birçok etkileşimin etkisi olduğu ortaya çıkıyor.’’

İki yönden de bakarsak bizi bekleyen tehlikeye, insanlığı ve canlıları tamamen yok etmeyecek olsa dahi iklim değişikliği, yok etmesini dilettirecek kadar zarar vereceği aşikar. Tüm dünyanın büyük bir işbirliği içinde koronavirüs pandemisine çözüm aradığına yakinen şahit olurken sormadan edemiyoruz: Bu işbirliği ortamı küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele içinde devam edecek mi?

Kaynak:
www.sciencealert.com

YORUM YAP