“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Deprem Sonrası Tepkim Normal Mi?

Hayatın kaçınılmaz bir parçasıdır travma. Yaş aldıkça onunla olan ilişkimiz de derinleşir. Kolektif travmanın anlaşılması, bireysel travmanın tanımlanmasından daha zordur ve çoğumuz, toplu travmanın etkilerini kendimizin de deneyimlediğini fark edemeyebilir. Bu, birçok kişinin şu soruyu sormasına neden olur: Kolektif travma nedir?

İstanbul Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı tarafından yayımlanmış olan bir broşürde travmanın tanımı şu şekilde yapılmış:

“Travma, bireyin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü derinden tehdit eden olay ya da durumdur. Kavramak ve baş etmenin oldukça zor olduğu bu deneyimi bireysel belleğimize yerleştirmekte güçlük çekeriz. Benzer biçimde, yaşayan bir organizmaya benzeyen toplumun da toplumsal acılar ve kayıpları sindirmesi güç olabilir… Toplumsal travmalar sadece travmayı yaşayan bireyleri değil, bu duruma doğrudan ya da dolaylı biçimde tanık olan tüm toplum kesimlerini etkileyebilecek niteliktedir.”

“Travma” terimi tipik olarak travmatik bir olayın, bir kişi veya birkaç kişi üzerindeki etkisine atıfta bulunurken; kolektif travma, tüm insan gruplarını, toplulukları veya toplumları etkileyen ve kapsayan travmatik bir deneyimin etkisini ifade eder. Kolektif travma, sadece bireylere sıkıntı ve olumsuz sonuçlar getirmekle kalmayıp aynı zamanda bir topluluğun tüm yapısını da değiştirebilir. Toplu bir travma tepkisine yol açabilecek durumları, bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla sıralarsak: savaşlar, doğal afetler, toplu katliamlar, terörizm, salgınlar, sistematik ve tarihsel baskılar, ekonomik durgunluklar, kıtlık veya şiddetli yoksulluk vb. olayları sayabiliriz. Bu gibi travmatik deneyimler yaşanırken gerçekler çoğu zaman ters yüz olur. Kafa karışıklıkları pek çok toplumsal dalgalanmayı da beraberinde yaratır. Çok sayıda ve şekilde farklı düşünce, duygu, semptom veya tepki deneyimleri yaygınlaşabilir. Acaba verdiğimiz bu tepkiler normal mi diye kendimizi sorgulayabiliriz. ‘Tepkim normal mi?’ sorusunun cevabı eğer şiddet unsuru barındırmıyorsa, büyük olasılıkla ‘Evet’tir. Şöyle ki; kolektif travma, bir grubun hafızasına kazındığı için bireysel travmadan farklıdır ve onu anlamlandırmak için hafızanın devam eden bir yeniden inşası ve yeniden üretimi süreci gerçekleşmesi gerekir. Bu sürecin sağlıklı olup olmadığı ise tamamen farklı bir konudur. Kolektif travmanın hafızası, gelecekteki olası zararlara karşı geneli uyardığı için; zaman, mekan ve gerçek kaynaktan bağımsızlaşarak farklı şekillere bürünebilir. Olası varoluşsal tehditlere karşı uzun vadede artan bir duyarlılığa yol açabilir.

Toplumca kötü bir olaya ya da duruma maruz kaldıktan sonra genel olarak yaşanabilecekler şu şekilde gerçekleşir:

  • Bazı durumlarda, toplu travmanın semptomları hayatın günlük işleyişine müdahale eder. İnsanlar genel olarak konsantre olmakta güçlük çekebilirler. Travmatik olayları hatırlatan şeylerden kaçınmak için aşırı çaba sarf edilmesi gibi davranışlar da yaygın olarak görülebilecektir. Toplu travmaya maruz kalan topluluklarda eğitimsel, işle ilgili veya sosyal aktivitelerin akışında gariplikler ve düzensizlikler yaşanabilir.
  • Topluluğu oluşturan bireylerde; tehlikeli durumlara karşı normal bir tepki olarak başlayan kaygılanma hali, doğrudan maruz kalınan bir sıkıntı yokken de etki göstermeye devam ettiğinde patolojik hale gelebilir. Bunun sebeplerinden bir tanesi, medyanın travmatik bir olayı ele alış biçimidir. Klinik araştırmalara göre; grafik görüntülere çok fazla maruz kalan kişiler, takip eden günlerde daha fazla kaygı bozuklukları yaşayabilmektedirler. Sosyal medyanın tabii ki yardımcı olabileceği zamanlar da vardır. Deneyimlerle ilgili acıyı paylaşan diğer insanlarla iletişimde olmak, destek ağları yaratmak gibi iyileştirici durumlar bazen sosyal medya aracılığı ile sağlanabilmektedir. Bazen ise sosyal medya travmatik olay sonrasında nefret gruplarının tetikleyici sözel saldırılarının merkezi de olabilmektedir -ki bu grupların hareketleri, travma sonrası sosyal ayrışmayı derinleştiren bir yapıya dönüşebilir. Toplumsal birlik ve beraberliğin ve son kertede de ‘umut’ duygusunun en büyük düşmanıdır bu tarz yaklaşımlar.
  • Kolektif travma da aynen bireysel travmadaki gibi zararlı madde kullanım bozukluklarını ve depresyonları nüfuz genelinde tetikleyebilir. Yüksek düzeyde sıkıntı ve hayatla başa çıkma zorluğu, toplu travma mağdurlarının dünyadan izole ve bağımsız hissetmelerine neden olabilir. Böyle durumlarda mutlaka desteğe başvurmak gerekmektedir. Ayrıca dayanışma halinde olmak böyle durumların riskli sonuçları olmaması için de vazgeçilmezdir.

 

  • Toplu ve tarihsel travmanın en yıkıcı sonuçlarından birisi de hiç şüphesiz nesiller arası aktarım üzerindeki yıpratıcı etkisidir. Travmatik deneyimler yaşamış kişiler travma tepkilerini bir sonraki nesle aktarabilir. Örneğin, aşırı şiddet ve acı içeren bir olaydan sağ kurtulan insanlar; travmatik olay yaşanırken gerçekte orada olmasalar bile, travma belirtileri gösteren çocuklar yetiştirmeye devam edebilirler. Yaşanan toplumsal travmaların yarattığı hasarlar giderilmediğinde yüksek oranda işlevsiz hale gelen toplum bireyleri ile karşı karşıya kalınabilecektir.

Travmatik bir olaydan sonra, nasıl tepki verdiğinizi ve topluluğunuzun olaya nasıl tepki verdiğini gözlemlemek, yararlı bir farkındalık yaratacaktır. Kederli ve öfkeli geçirilen bir süreçten çıkış; insan hayatına değer veren bir devlet erkine ve kitleler nezdinde de sağlam bir bakış açısına ihtiyaç duyar. Yas tutma sürecine nasıl saygı duyulacağını ve umut duygusunun nasıl yeşertileceğini anlamak, bir topluluğun yaralarının sarılabilmesi için atılması gereken ilk adımdır. İyileşme yolundaki süreç; hem acılı kayıpların varlığında yaşamanın devam eden yükünü, hem de bu acıya farklı tepkiler üreten yaşam tarzlarını saygıyla kabul etmeyi ve hayatta kalanların ortak güçlerini inşa etmenin yeni yollarını düşünceli bir şekilde teşvik etmeyi içermelidir. Tek sorumluluğun toplumda olmadığı, devlet mekanizmasının öncülük ettiği sağlıklı mekanizmalar ile yardımlaşılan ve birlik olma duygusunun hakim olduğu bir ortam yaratılırsa, gruplar ve toplumlar daha olumlu değişimler yaşayabilecektir. Birbirleri tarafından desteklendiklerini hissederek ortak bir amaç için bir araya gelebileceklerdir. Hatta paylaşılan bu beraberlik deneyimi, psikolojik olarak daha az hasar yaşanmasını da sağlar ve böylece olumlu direnç stratejileri geliştirmek kolaylaşır. Bazen ortak acı toplumu iyileştirebilecek bir sonuç bile doğurabilir. Birbirlerine yardım etmek için birlikte çalışanlar gelecek nesillere kötü etkilerin aktarılmasının da önüne geçebilecektir belki de, kim bilir. Kolektif travmanın iyileşme sürecini incelemek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulurken, kanıtlar, birey için işe yarayan şeyin toplum için de etkili olduğunu göstermektedir. Hayatı anlamlandırmak, karşılaştığımız zorluklarla uzlaşmamızı ve onlardan daha güçlü çıkmamızı sağlar. Kendimizde ve diğerlerindeki varoluşu onurlandırmanın gerekliliğini kabul etmek, bireysel ve toplu travmalardan iyileşmenin önemli bir parçasıdır.Kolektif travmalar sırasında ve sonrasında stres, endişe, keder hissetmek doğaldır. Herkes farklı tepki verir ve hatta duygularınız zamanla değişir, ancak nasıl hissettiğinizi anlamak ve kabul etmek önemlidir. Düşündüğümüzden daha dirençli olma eğilimindeyiz, bu nedenle kolektif bir travma sırasında duygusal sağlığımıza iyi bakmamız, kendimizi ve ailemizi korumak için acil bir ihtiyaç ortaya çıkarsa daha net düşünmemize yardımcı olacaktır. Kolektif hasardan bireysel olarak iyileşebilmenin yollarını açacak birkaç ipucu:

Sabırlı ve nazik olun: Bu, kendiniz ve diğerleri için geçerlidir. Unutmayın, biraz zarafet ve şefkatle zor yollar daha rahat aşılır.

Neyi kontrol edebileceğinize odaklanın: Kontrol edemediğiniz şeyleri bırakmak için elinizden gelenin en iyisini yapın. Bunun yerine sözleriniz, eylemleriniz, fikirleriniz, çabalarınız, hatalarınız ve davranışlarınız gibi yönetebileceğiniz şeylere odaklanın.

Gün içinde kısa anlarda nefesinize odaklanın ve kısa molalar verin: Sadece doğal nefesinize odaklanmak ile o hiç durmayan zihniniz de rahatlayabilecektir.

İletişim kurun: Duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı başkalarıyla (arkadaşlar, aile veya uygun profesyoneller) paylaşmak önemlidir. İlişkilerinizi sağlıklı bir biçimde sürdürdüğünüzden ve güçlü bir destek sistemi oluşturduğunuzdan emin olun.

Bilgi sahibi olun: Güvenilir ve resmi bilgi kaynaklarıyla bağlantı kurun. Özellikle sosyal medyada söylentilerden kaçının ve daima kaynaklarınızı kontrol edin.

Sınırlarınızı bilin: Gerektiğinde fişi çekin. Ayrıca, zihninizi aktif ve meşgul tutmak için yeni ve eğlenceli aktiviteler yapmaya çalışın. Bu aktiviteler gerçeklikten kaçışa değil de sizin duygu durumunuzu anlayabilmenize ve iyileştirmenize hizmet etsin.

Umarım insanlık olarak geçmekte olduğumuz bu trajediler çağından, insanlar ve tüm canlılar adına daha iyi, yaşanabilir bir dünya oluşur. Kaybettiklerimizin yasını birlikte tuttuktan, paylaşılan duygusal deneyimlerimizi hazmettikten ve farklılıklarımıza değil de ortak yönlerimize odaklandıktan sonra, uzun ömürlü ve sevgi temeline dayanan barış dolu bir dünyanın tadını çıkaracağımız günlere kavuşmak daha kolay olacaktır.

Kaynakça:
Kiera Van Gelder-Individual vs. Collective TraumaDanielle Render Turmaud- What is Collective Trauma?Amy Morin-How Collective Trauma Impacts Your HealthFabiana Franco, Ph.D, LLC- Understanding Collective TraumaLaDonna J. Hayden- Collective trauma and our reactionsUzm. Klinik Psikolog Cansu Torun- Toplumsal Travma Nedir?

Yazar Şerife Günaydın Karaköse, 1980 Adana doğumlu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Çağ Üniversitesi Özel Kamu Hukuku Yüksek Lisansı'nı bitirmekle hukuk dünyasına girdi ve avukatlık mesleğine halen devam ediyor. "Three", "The Shadow House","Happiest Hour" , "Uzaya Kaçan Küpe" ve "Keyfi Yanılsamalar" isimli kitapları hem Amazon hem de Barnes and Noble da online olarak yayımlandı(https://m.barnesandnoble.com/s/Serife+Gunaydin+Karakose). Yazarın denemelerini aktardığı www.allbyourselves.blogspot.com adlı bir blogu mevcut; aynı zamanda @mind_index instagram profilinde de sanattan bilime, felsefeden psikolojiye kadar pek çok konu hakkında da içerik üretiyor.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Dondu

    Güncel bir konuda çok güzel bilgilendirme içeren yazı olmuş kalemine yüreğine saglik

    reply

YORUM YAP