“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Deprem ve Bizdeki Artçıları

Yaşamımıza AKUT girdi, deprem vergisi girdi, Dask girdi, deprem çantaları girdi ama yaşamımızdan çıkanların yeri dolmadı. 

1999Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 Depremi olarak anılan felaketin etki alanı çok genişti. 

Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul ile civar il ve ilçelerde büyük bir yıkıma sebep olan deprem, Ankara’dan İzmir’e kadar çok büyük bir alanda hissedildi. 

Elektrikler kesik, imkanlar kısıtlıydı. Dış dünya ile irtibat kesilmişti. Oysa ilk 24 saat depremde çok önemliydi. İlk arama-kurtarma çalışmaları halk tarafından gerçekleştirildi. İnsanlar kötü haberi, önce radyodan duydular. Ertesi gün televizyon ekiplerinin olay yerine varması sonrasında Türkiye gördüklerine inanamadı. 

Aradan 21 sene geçti ve Türkiye halen gördüklerine inanamaya devam ediyor. Deprem toplanma alanlarının AVM yapılmasına, bazı açık alanların yüksek binalar ile çevrilmesine her gün inanamayarak devam ediyoruz. Konu ile ilgili ya da ilgisiz binlerce bilim insanı, günlerce TV de konuştu detay verdi önlemleri anlattı ancak değişen hiçbir şey olmadı. 

Halen tam vefat sayısına bile ulaşılamayan can kayıplarının, milyarlarca lira tutarındaki mal kaybının üzerinden 21 sene geçti. 

Akıllandık mı? Bilinçlendik mi? Tedbirli miyiz? 

Yaşamımıza AKUT girdi, deprem vergisi girdi, Dask girdi, deprem çantaları girdi ama yaşamımızdan çıkanların yeri dolmadı. 

Bugün, depremde vefat eden binlerce can için yeniden dualar edeceğiz, yakınlarına sabır dileyeceğiz, tv de yapılması gerekenleri ve yapılmayanları dinleyeceğiz. Sonra yine taşeron firmaların depreme uygundur dediği evlerimizde yaşamaya devam edeceğiz. 

(İTÜ) İnşaat Mühendisi Murat Akyüz Bey ile konu üzerine, Kakımlı Kadın okuyucuları için bir söyleşi gercekleştirdim. Eminim okuduğunuzda siz de benim gibi 5. soru cevabından sonra yaşadığınız alanda kolonlara bakarak 6. soruya geçeceksiniz. 

SORU 1:(Cemile Türkmen) Deprem nedir ve nasıl oluşur? 

Murat Akyüz: Yerküreyi oluşturan levhalar birbirlerine, biz insanların hissedemeyeceği hızda ilerler, zaman zaman birbirlerine temas edip zorladıkları, sürtündükleri, yer yer birbirlerinin altına girer veya üstüne çıktıkları olur. Bu levhaların sınırları ise deprem bölgeleri olarak isimlendirilir. Dünyada oluşan depremlerin birçoğu da bu kuşaklar üstünde yer almaktadır. Bu bahsettiğimiz konularda ortaya çıkan bir sürtünme, kuvvet oluşmakta ve bu sürtünme kuvvetinin açığa çıkması gerekmektedir. Bu kuvvet aşıldığı anda ise depremler meydana gelir. Depremin meydan geldiği kırılgan nitelikteki kayaların, bu basınç altında kırılmasına ise artık hemen herkesin bildiği “fay” ismi verilmiştir. 

Soru 2: Deprem şiddeti, magnitüde ve Richter Ölçeği dendiği zaman ne anlamalıyız? 

M.A: Burada magnitüde ve Richter Ölçeği dediğimiz kavramlar aynı kavramlardır ve oluşan depremin ortaya çıkardığı enerjinin tanımlamasında kullanırız. Logaritmik olarak ölçülür. Logaritmayı özetlemek gerekirse “küçük sayıları büyütürken, büyük sayıları küçültür ve grafik üzerinde okunmasını kolaylaştırır.” Depremin şiddeti ise yerleşim yerlerindeki hissedilen etkisinin ölçüsüdür. Bu etki depremin büyüklüğü, odak uzaklığı ve derinliği, yapıların depreme karşı reaksiyonları olarak değerlendirilir. İkisi genel olarak aynı anda kullanılsa bile farklı kavramlardır. 

Soru 3: Deprem olan her yerde fay hattı var mıdır? 

M.A: Cevap biraz şaşırtıcı olabilir ama hayır, yoktur. Bazı depremlere aktif yanardağlar sebep olurken, bazılarına ise yer altında meydana gelen çöküntüler sebep olabilir. Her ikisinin de enerjileri düşüktür ve yereldir. Bizlerin esas odaklanmamız gereken depremler tektonik depremlerdir ve Türkiye’de bu tektonik kuşak içindedir. 

Soru 4: Deprem anında yapılması gerekenler nelerdir? 

M.A: Her şeyden önce paniğe kapılmamak gerekir. Kapalı bir mekândaysak (ev, ofis vb.) hayat üçgeni oluşturabileceğimiz bir eşyanın yanına uzanmak hayat kurtarıcı olabilir. Kapı veya kiriş altlarından uzak durulmalıdır. Olası bir çökme anında yapıda ilk göçme eğiliminde olacak yerler kolon-kiriş birleşim yerleridir ve buralara sığınmak hayatımızı riske atmakla aynıdır. Deprem boyunca aynı zamanda ölümcül olabileceği düşünülerek başımızı ellerimizin arasına alarak korumamız da önemlidir. Deprem sonrasında ise –istisnalar hariç- deprem toplanma alanına gidilmelidir. 

Soru 5: Yapımızın depreme dayanıklı olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? 

M.A: Bunun birçok tespit yolu mevcuttur. Tavsiyemiz bunu bir mühendis eşliğinde laboratuvar ortamında testlerinin yapılmasıdır ancak buna imkan olmadığı takdirde gözlemle yapılabilecek ve bunun sayesinde bir fikir edinebileceğiniz durumlar mevcuttur. 

– Kolon boyutlarının kontrolü. Kısa kenarının 25 cm’den az olmaması 

– Kolon-kiriş birleşim yerlerinde herhangi bir yapısal hasar, deformasyon olmaması 

– Kolonlarda boyuna çatlak olmaması ki bu durum yapını taşıma kapasitesinin sınırda olduğuyla ilgili önemli ipuçları vermektedir. 

– Bir diğer konu ise taşıyıcı kolon sürekliliğidir. Yapıdaki tüm kolonların tüm katlarda mevcut ve aynı hizada olması gerekmektedir. 

Bunlar en basit gözlem değerlendirme yöntemleridir. 

Soru 6: Yapı sağlam olsa bile yine de risk var mıdır? Örneğin zeminle alakalı ne gibi şeyler yapılabilir? 

M.A: Yapının sağlam ancak inşaatın yapılacağı bölgenin zemin değerleri, üzerine yapı yapılmasına uygun olmadığı durumlarla ne yazık ki karşılaşıldı. En büyük örneği ise 17 Ağustos 1999 depremidir. 17 Ağustos’ta yaşanan bu depremde bazı yapıların sağlam kalmasına rağmen belli katlara kadar zemin içerisine gömüldüğü görülmüştür. Buna sebep olan durum “zemin sıvılaşması” dediğimiz durumdur. Zemin sıvılaşması suya doygun zeminin içerdiği boşluk suyunun yükselmesi ve zeminin sıvı gibi hareket etmesi olarak en basit şekilde tanımlayabiliriz. Bu tür yerlerde inşaat yapılması tamamen yasaklanmalı ve mevcut yapı var ise önlemler derhal alınmalıdır. Alınmayacak önlemler ilerleyen zamanlarda telafisi mümkün olmayacak durumlara sebebiyet verecektir. 

Zeminin taşıma kapasitesi, yapının en önemli ve ilk noktasını oluşturur. Dolayısıyla zemin etüdünün mutlaka yapılmış inşaatın olması olmazsa olmazıdır. 

Soru 7: Deprem sonrasında yapı sağlam duruyor olsa bile yine de kontrol etmek, ettirmek gerekli midir? 

M.A: Mutlaka yapılması gereklidir. Dışarıdan sağlam gözüken yapılarda bile gözle tespit edilmesi zor durumlar yaşanabilir. Mutlaka bir bilirkişi nezdinde yapının tüm taşıyıcı sisteminin gözden geçirilmesi gerekmektedir 

Cemile Türkmen. ODTU kimya mezunuyum ve aktif olarak mesleğimi yapıyorum. Bunun yanı sıra sosyal medya üzerinden “sarıbezlikadınlar” platformunun kurucusuyum.Kadınlarımızın daha çok kitap okuması ,tiyatroya gitmesi, seminerlere katılarak vizyonlarının genişlemesi ve böylece bakış açılarının degişmesi kendime gönüllü olarak edindiğim misyon. Çünkü böylece toplumun bilinçleneceğine inananlardanım. Ve tüm bunları bu platforma ücretsiz olarak sunuyoruz. Öğrenmenin eğitimin bilginin sonu yok ve tüm bunları etrafıyla paylaşan insanların da sonsuzluğu olmalı. Okuyalım okutalım eğitilelim eğitelim ki geleceğe en büyük yatırımı yapalım.

YORUM YAP