“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

DİNLİ-YORUM: Bakışınızı Değiştirecek 7 Podcast Önerisi

İnsanlık, bütün tarihi boyunca gözleriyle ve görme yetisiyle hiç bu kadar yakından ilişkilendirilmemişti. Uzunca bir süredir kullandığım küçücük telefonumda herhangi bir sosyal medya uygulamasına girdiğimde kafamın içinde sesler yankılanmaya başlıyor; “beni gör”, “şimdi kahvemi gör”, “okuduğum kitabı gör”, “tatilde n’aptığımı gör”, “sevgilimi gör”… 

Görmeyle olan ilişkimiz belki de en ilkel zamanlara dayanıyor olsa da, duyma yetimiz henüz anne karnındayken gelişmeye başlıyor. Henüz doğmamış bebek, ‘dış dünya’da onunla konuşan ebeveynin sesini duyup rahatlayabiliyor. Ayrıca söylenene göre, anne karnında klasik müzik dinleyen bebeklerin nöron gelişimi daha sağlıklı oluyor. Duyma duyumuz da en az görme duyumuz kadar yaşamımızın temelini oluşturuyor. Şöyle düşünün; ne duyuyor ne de dudak okuyabiliyor ve ne de işaret dili biliyorsunuz. Çok telaşlı bir ortamdasınız ve insanlar sağa sola koşturuyor. Ansızın birisi sizi kolunuzdan kapıyor ve bir yere doğru götürüyor. Bu sırada konuşuyor ama ne konuştuğu hakkında hiçbir fikriniz yok. Ya sizi biriyle karıştırdıysa? Ya sizi asıl tehlikenin olduğu tarafa sürüklüyorsa? Devasa ağzını neredeyse yüzünüze yapıştırıyor ve size bir şeyler hakkında bağırıp çağırıyor. Ne dediği hakkında en ufak bir fikriniz yok ama korkuyorsunuz. Kendinizi anlatamıyorsunuz, gördüğünüz bir şey var ama sesini duyamıyorsunuz. N’apardınız? Hiçbir şey. En azından benim aklıma bu noktada bir şey gelmiyor.

Dokunmatik ekran teknolojisinde -kelimenin tam anlamıyla- çığır açan Apple sayesinde/yüzünden bizler günümüzde ekran ekosistemine zorla yerleştirilmiş nesneler haline gelmekteyken, yine Apple’ın ortaya attığı yeni bir medyanın peşinden koşuyoruz: Podcast. Biliyorsunuz, bu akıllı nesneler ilk çıktığında onların küçük olduğunu vurgulamayı pek seviyorduk. “Pod” kısmı oradan geliyor, “kapsül” demek. Yani yanınızda her yere taşıyabileceğiniz, portatif bir şey. “Cast” eki ise İngilizcede “yayın” anlamına gelen broadcast sözcüğünden kesilmiş. Bu ikisi birleştiği vakit, “taşınılabilir yayınlar” tarzında bir anlama sahip “Podcast” sözcüğü karşımıza çıkıyor.

Podcasting, Podcast

2000’lerin başında Apple,  Çin’de neredeyse parasız çalıştırdığı insanlara ucuz iş gücü karşılığında yaptırdığı ve modern köleliğin en “meşhur” nesnesi haline gelen iPod ve iPhone’lara eklediği “Podcasts” uygulamasıyla birlikte bu tarz yayınları kullanıcısının hizmetine sunmaya başlamıştı. Ancak, son yıllarda Spotify’ın dinleme alışkanlıklarımıza derinden müdahale etmesiyle birlikte o zamana kadar Apple’ın tekelindeki “podcast kültürü” daha fazla insana yayıldı. Böylece, her insanın günlük ortalama 40 dakikasını harcadığı Youtube’a 1 dakikada 300 saatlik videonun yüklendiğini düşünürsek, böylesi bir görsel hükümdarlığın karşısında podcastlerin yeni bir medya haline gelebilmesi büyük bir başarı sayılır.

Peki podcast nasıl oldu da bu kadar hızlı bir şekilde birçok farklı kimlik ve statüden dinleyiciyi bir araya getirebildi? Uzun yolculuklarda arka arkaya birçok video izlemek hem internet kotamız hem de insanın sabit bir noktaya uzun süre bakamaması yüzünden pek mümkün olmuyor. Buna karşın çoğu podcast uygulaması bizlere ücretsiz olarak birçok dilde ve farklı konularla yüzlerce podcast sunuyor. Telefonunuzdan kolayca ulaşabildiğiniz bir podcast bölümünü istediğiniz zaman, istediğiniz ortamda dinleyebiliyorsunuz ve ücretli ya da ücretsiz abonelikler sayesinde yeni bölümlerden kolayca haberdar oluyorsunuz. Bununla birlikte birçok podcast uygulaması size yayın yapma olanağı da sunuyor. Teknolojin son geldiği noktada takipçilerinizle olan etkileşiminize dair istatistikleri güncel bir şekilde takip de ediyorsunuz.

Her insanın, kendini insan yığınlarının önünde görsel olarak var edecek özgüven ve özsaygıya sahip ol(a)madığı şu dönemde, podcast yayıncılığı kendini “sözle” daha iyi ifade eden insanlar için kullanışlı bir medya alanı sunuyor. Bundan dolayı ülkemizde de görsel varlığından önce düşünsel varlığıyla toplum içinde yer bulmaya çalışan pekçok insanı podcast camiasında görebiliyoruz. Bu yazımda sizlere şahsen çok beğendiğim ve bakışınızı yeniden yaratacağına inandığım 7 podcast önereceğim. Keşifli dinlemeler…

not: bu liste tamamen kişisel zevklerime dayalıdır ve karışık sırayla sıralanmışlardır.

Halk için, halka rağmen entellik: Fularsız Entellik

Her bölümünde kimi zaman birbirinden farklı konularla kimi zamansa seri haline getirdiği konularla karşımıza çıkıyor. Kimliğini tam olarak bilmediğimiz ve görsel mecralarda maymun maskesi ile karşımıza çıkan Immanuel Tolstoyevski tarafından hazırlanan podcast bu yazıyı yayınladığım tarihte Türkiye’de en çok dinlenen podcasti.

Şefiiiiim: O Tarz Mı?

Genellikle Can Bonomo, İsmail Türküsev, Bengi Apak ve Can Temiz tarafından hazırlanan programda her bölümde belirlen bir tema oluyor. Dinleyicilerinden gelen ve genellikle başlarından geçen utanç verici bir anılarını anlattıkları ya da kafalarının karıştığı bir olay için akıl danıştıkları e-postaları okuyorlar. Ancak o e-postaları okurken kişilerin isimleri anonim olarak tutulup, günün teması seçilen dizi, film ya da oyundaki karakterlerin adlarıyla okunuyor. Kalabalık bir ekip oldukları için çoğu zaman farklı yorumlarla karşılaşabiliyoruz. Kısaca öyle bir podcast ki, Pazartesi sabahı işe istemeye istemeye giden bir beyaz yakalıyı bile güldürebilecek ve modunu yükseltecek bir enerjiye sahip.

Malumatfuruş: Zihnimin Kıvrımları

Kendime idol edindiğim, her konuda fikri olan ve bildiğini bilmeyenden esirgemeyen Serdar Kuzuloğlu nam-ı diğer “İnternet Ekipler Amiri” tarafından hazırlanan podcast ve video serisi, görsel ve işitsel medyanın başına gelmiş en önemli şeylerden. Her bölümünde spesifik olarak geniş bir yelpazeye sahip bir ana konu belirliyor Kuzuloğlu, -kendi anlattığına göre- günlerce okuyor, yazıyor ve inceliyor. Ardından kaynaklarını tek tek dinleyicisi/izleyicisiyle paylaşıyor. Onunla etkileşime giren kişiyi de bir noktada etkilemek istediği aşikar; sonuçta değişim mikrodan makroya olabilecek bir şey.

İşitsel Bellek: Nasıl Olunur?

Başarılı bir gazeteci, yazar ve programcı olan Nilay Örnek tarafından hazırlanan podcast programı, Türkiye toplumunun sosyolojik, psikolojik ve ekonomik açıdan işitsel belleğinin çok önemli bir parçası halinde fikrimce. Eylül 2020’de sekseni geçkin konuğuyla mesleklerine ve bulundukları konuma nasıl geldiklerine dair sohbet tadında röportajlar gerçekleştiren Nilay Örnek, birçok açıdan klişe olmayan ve dinleyicisini de podcastin önemli bir parçası haline getirebilen bir yapıda.

Velev ki Ahlaksızız: Mental Klitoris

Seks, cinsellik, cinsel sağlık, cinsel şiddet, toplumsal cinsiyet ve hazza dair kavram ve konuları konuklarıyla birlikte “masaya yatıran” bir podcast. Yazının girişinde de bahsettiğim gibi podcastin bir özgürlük alanı yaratmasıyla hayat bulan ve toplumun genelinin olmasa da podcastlere erişimi olan genç neslin bilinçlenmesi açısından önemli bir proje.

Her Şeyin Başladığı Nokta: İlk Sayfası

Mirgün Cabas ve Can Kozanoğlu tarafından hazırlanan podcast’te, konuk edilen yazarın kitabının ilk sayfasını okuduktan sonra yazara nasıl yazdıklarını ve nasıl yazar olduklarını soruyorlar. Türkiye edebiyatının en önemli yazarlarını konuk alan podcast, herkesin podcast listesine eklemesi gereken bir arşiv.

Podcastler Kulubü: Flaps Club

Flaps Club’ı podcast olarak dinlemeden önce YouTube’dan videolarını takip ediyordum. Kim olduklarıyla ilgili pek bilgim yok ancak Türkiye’nin entelektüel ve çağdaş nesillerini temsil eden düşünür ve sanatçılarla yaptıkları birçok röportajları var. Ben yazı da çok sevdiğim ve severek dinlediği/okuduğum/izlediğim Prof. Dr. Ahmet Arslan’la olan röportajlarından bir kısmı buraya bırakıyorum.

Eski Dünyaya Yeni Dokunuş: Radyo Tiyatrosu — Kakımlı Bonusu

Türkiye’nin hikaye anlatıcılığı ve tiyatro tarihinin en önemli oluşumlarından biri olan Radyo Tiyatrosu’nun arşivi de podcast olarak bulunmakta. Zeki Alasya, Tuncel Kurtiz ve Kenan Işık gibi üstadların da yer aldığı, yerli ve yabancı yazarların oyunlarını dinleyebilir ve nostaljiye boğulabilirsiniz.

“Ah be! Keşke şu da listede olsaydı” diye içinizden geçirdiğiniz herhangi bir öneri varsa bizimle yorumlarda paylaşmayı unutmayın!
Bilgi paylaştıkça çoğalır.

yıkıcı, yaratıcı; okuyan, yazan, düşünen ve bu yüzden görmek isteyen karbon-bazlı bir yaşam formu. • DEU GSF'de sinematografi öğrencisi; kakimli.com'da içerik üreticisi ve sosyal medya yöneticisi; @degisenbakis'ta izleyicinin bakışını yeniden yaratmayı amaçlayan bir yaratıcı; @deus.ex.machinax'ta tasarımsal açıdan kendini yeniden keşfeden bir yapay-zeka; @lafingidisi'nde anlamını yitiren kelimeleri kovalayan bir araştırmacı. • bunlar onun hakkında bilinenlerin bir kısmı. dahası için nereye bakacağınızı biliyorsunuz.

YORUM YAP