“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Dünyanın Nabzı: Schumann Rezonansı

Schumann Rezonansı, 1952 yılında fizikçi Winfried Otto Schumann tarafından ilk kez öne sürülen, 1957 yılında Schumann ve Konig tarafından kanıtlanan ve ilk spiritüel tasviri 1960 yılında Balser ve Wagner tarafından yapılan, dünyanın zemin temel ve frekansı ya da nabzı olarak da bilinir.

Aslında 1893’ten beri bu konuya ilişkin tahminler ve araştırmalar yürütülmüş olsada, bugün yeryüzü-iyonosfer arasında gerçekleşen küresel rezonansın teorik yönlerini inceleyen ilk kişi W. O. Schumann olduğundan rezonans ismini ondan almaktadır.

Schumann Rezonansı Nedir?

Dünya yüzeyi ve iyonosfer arasındaki boşlukta meydana gelen doğal frekansa yani titreşime Schumann Rezonansı denir. Aralarındaki o boşluk kapalı bir dalga kılavuzu görevi gördüğü için rezonans uzaya genişledikçe azalmaz, aksine kapalı boşluk içinde dengelenir. Küresel çapta, sınırlı boyutlar içinde hareket eden aşırı düşük frekanslı (ELF) bu rezonansın bünyesindeki veriye ilişkin etkiler çok geniş bir yelpazede sayılabilir. Bu yüzden hem dünyamız hem de bizler için birçok açıdan çok önemlidir.

Schumann Rezonansı’nın elektromanyetik spektrum aralığı 3 Hz’den 60 Hz’ ye kadardır. Temel ve normal kabul edilen değeri ise 7.83 Hz’dir. Fakat günümüzde 12 Hz civarında olduğu ölçümlenen rezonansın, 13 Hz değerine geldiğinde terse dönerek sıfırlanacağı tahmin edilmektedir.

Uzun yıllar boyu 7.83 Hz temel değerinde bulunduğu sanılmıştır, hatta askeri haberleşme sistemi dahil olmak üzere elektromanyetiğe bağlı sistemler buna bağlı hesaplanarak kurulmuştur. Fakat aslında 1980’lerden itibaren hızla artarak bugün 12 Hz değerlerine ulaşmıştır. Rezonansın bulunduğu değerden farklı hesaplanarak sistemleştirilmesi doğal olarak çokça hataya sebep olmuştur.

Schumann Rezonansı Nelerden Tetikleniyor?

Yıldırımlar, güneş ışınları, elektrik akımları, elektriksel güçler, gündüz/gece farklılıkları, güneş aktiviteleri gibi sebeplerle Schumann Rezonansı tetiklenir ve değişir. Özellikle yıldırım deşarjlarının rezonansın tetiklenmesindeki birincil doğal sebep olduğu düşünülmektedir.

Schumann Rezonansı’nın Gözlemlenmesinin Önemi

Schumann Rezonansı’nın verilerinin gözlemlenmesi bizleri birçok konuda etkilediğinden dolayı büyük önem arz etmektedir.  Küresel yıldırım aktiviteleri, iklim dengesizlikleri, küresel ısınmayla ilgili manyetik anomaliler, kısa vadeli deprem tahminleri, deniz hidrokarbon parazitleri gibi çeşitli konularda bilgi sağlayabilmemiz için gözlemlenebilir ve kullanılabilir.

Bu noktada iklimin, manyetik anomaliler sebebiyle dünyanın fiziksel ekseninin kaymasından etkilendiğini söyleyebiliriz.

Schumann Rezonansı’nın İnsan Sağlığı İçin Büyük Önemi

Elektromanyetik enerjilerin zararlı etkileri olabileceği gibi bazı temel frekans değerlerinde faydalı etkileri de olabileceği kabul edilmiştir. Schumann Rezonansı’nın da temel değeri beynimizin alfa frekansına denk düşmektedir. Hatta beyinde epifiz bölgesini en üst düzeyde etkileyen, uyaran sinyaller topluluğu olarak da kabul edebiliriz.

İnsan bedeninin ürettiği manyetik alanın aşırı düşük değerlerde olması sebebiyle, teknik olarak kullanılan ölçüm cihazlarıyla dahi zor ölçülür. Bahsi geçen alana biyomanyetik alan denir ve Doğu/Çin geleneksel tıbbı iç organlarımızın oluşturduğu bu biyomanyetik alanın değerinin dengeden çıkması sonucu, psikolojik ve fiziksel hastalıkların ortaya çıkabileceğini savunur. Hatta buna bağlı olarak Batı’da ‘normal’ tedaviyi kabul etmeyen hastalıklara karşı dışarı etkilerle manyetik alanın dengelenmesinin sağlandığı taktirde tüm bedenin iyileşebileceği fikrine dair araştırmalar yapılmaktadır. Araştırmalar sonucunda ise ‘normal’ tedavi yöntemlerini kabul etmeyen ve iyileşmeye gitmeyen dokularda, iyileşmenin başlatılabildiği ortaya çıkmıştır.

Schumann Rezonansı’nın bulunuşundan çok daha öncesinde insan beyninin frekans değerleri bulunmuştur. Schumann Rezonansı ve Beyin Alfa frekansı değerleri arasındaki benzerlik tespit edildiğinde ise, dışşal manyetik alanın insanlar tarafından doğal bir süreçle algılandığını ve bunun yeni keşfedilen bir duyumuz olduğu söylenmiştir.

Schumann Rezonansı insan beyin dalgalarının dünya versiyonu olarak sayılabilir. Bu yüzden insan bedeni bir anten ya da kanal gibi davranarak içsel ve dışsal manyetik alanla dengeyi sağlamaya çalışır. Bu yaklaşım biyoenerji tedavilerini de açıklayan en kanıtlı yaklaşımlardan biri olarak kabul edilir.

Yani Schumann rezonansının temel değerinde kalmasının önemi insan vücudunda birçok şeyi beyin Alfa frekansı kanalıyla etkiliyor olması. Kısaca sayacak olursak anksiyete, uykusuzluk, baskılanmış bağışıklık, kan basıncı, kalp ve damar ile ilgili nörolojik hastalıklar, muhtemelen şiddet eğilimi, hızlı yaşlanma, düşünce dengesizliği gibi birçok sonucu ortaya çıkarabilmektedir.

Schumann Rezonansı ve Güneş Sistemimizde Bulunan Diğer Gezegenler

Schumann Rezonansı yalnızca Dünya’da değil, diğer gezegenlerde ve uydularında da – farklı değerlerde olsa da – görülür. Gezegenlerde gerçekleşen yıldırımlar Schumann Rezonansı imzası doğrultusunda incelendiğinde o gezegenin atmosferinde ne tür atom ve moleküllerin olduğuna dair bilgi alabiliriz.

The Astrophsyical Journal’da yayınlanan bir makaleye göre araştırmacılar Schumann Rezonansı’nı incelemenin güneş sistemimizdeki diğer gezegenleri öğrenmek için kullanılabileceğini ve hatta bu incelemenin güneş sisteminin nasıl oluştuğuna da ışık tuttuğunu söylemişlerdir.

Goddard Uzay Uçuş Merkezi: ‘‘Bu tekniği, bir gezegenin yüzeyinden yaklaşık 600 mil yukarıda ne kadar su, metan ve amonyak olduğuna bakmak için kullanabiliriz.’’

Su, metan ve amonyak (uçucu maddeler) farklı gezegenlerde farklı miktarlarda bulunurlar ve gezegenlerin oluşumuna dair ipuçları verebilirler. Buna dair başka teknikler de mevcuttur fakat Schumann Rezonansı tüm gezegen çapındaki suyun küresel yoğunluğu hakkında bilgi verebileceğinden, daha geniş yelpazede veri sunmaktadır.

Simoes: ‘’Eğer dış gezegenlerdeki bu tür atomların bolluğunu anlayabilirsek güneş sisteminin evrimleştiği orijinal bulutsudaki bolluk hakkında daha fazla şey öğrenebiliriz.’’

Schumann Rezonansı ve Zaman Algımız

Schumann Rezonansı temel değeri (7.83 Hz) değiştikçe, beynimiz ve sinir sistemimiz bu değişikliklere uyumlanmaya çalışır. Bu sebeple zaman algımız dahil değişmiş olabilir. Günümüzde 12 Hz değerlerinde seyreden rezonansın küresel çaptaki manyetik alanlar için bir kaos ve kargaşa hali yarattığı söylenebilir. Bu kaos hali zaman zaman algılarımızla oynuyor ve bizi etkisi altına alıyor olabilir. Hatta bu yüzden günler çok hızlı geçiyor, aylar hemen bitiyor gibi algılıyor olabiliriz. 24 saatlik zaman dilimini 16 saatmiş gibi algılamamızı sağlayan şey, bu rezonansın temel değerinden çok daha yüksekte olması olabilir. Saatlerimizin her şeyi 24’e bölerek göstermesi sebebiyle, algılarımızı yansıtmadığını söyleyebiliriz.

Kaynak:

https://en.wikipedia.org/wiki/Schumann_resonances#:~:text=The%20Schumann%20resonances%20(SR)%20are,Earth’s%20surface%20and%20the%20ionosphere.

https://www.nasa.gov/mission_pages/sunearth/news/lightning-planets.html

http://www.eng.ankara.edu.tr/wp-content/uploads/sites/362/2015/01/B%C4%B0YOENERJ%C4%B0-TERAP%C4%B0S%C4%B0N%C4%B0N-B%C4%B0L%- YC4%B0MSEL-B%C4%B0R-A%C3%87IKLAMASI-VAR-MIDIR.pdf

Zehirli Mikrofon – Youtube Kanalı / ‘FREKANSLAR VE EVRENİN İŞLEYİŞİ – HAKAN YEDİCAN – 1.BÖLÜM’ adlı videosu

2001 yılının Temmuz ayında Sakarya'da doğdu. Sakarya Üniversitesi'nde Görsel İletişim Tasarımı 2. sınıf öğrencisi. 10 yıl kadar karate branşı ile uğraştı. Milli sporculuk geçmişi var ve 2017 yılında dünya üçüncüsü oldu. Sanatın her alanına duyduğu ilgiyle okuduğu bölümü entegre ederek daha da gelişmeyi hedeflemektedir. Özellikle sinemaya çok ilgi duyuyor. Bilgilenme, farketme, tanıma ve üretme süreci hayatının her anına eşlik ediyor.

YORUM YAP