“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

DÜZENLEME Mİ, SANSÜRÜN KUŞTÜYÜ YATAĞI MI?

Kendilerine belirlenen süre içerisinde Türkiye’ye birer temsilci atamayan Twitter, Periscope ve Pinterest’e, ‘Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ (BTK) kararına göre reklam yasağı geldi. Böylece bu sosyal medya ağlarının Türkiye’deki reklam verenlerden elde edeceği gelirin musluğu kapatıldı. Mevcut parçaları bir araya getirerek, hafızamızı da biraz tazeleyerek Türkiye’de uzun süredir tartışılmakta olan ve hepimizi son derece ilgilendiren bir sorunun büyük resmini çizeceğiz şimdi: İnternete yapılan yasal müdahaleler düzenleme mi yoksa daha kapsamlı sansürün kuştüyü yatağı mı?

Temmuz 2020’den beri yapılan yasal düzenlemeler, “sosyal ağ sağlayıcı” tanımını yaşantımıza soktu; kullanıcıların internet ortamında sosyal etkileşim amacıyla metin, görüntü, ses, konum gibi içerikleri oluşturmalarına, görüntülemelerine veya paylaşmalarına imkan sağlayan gerçek veya tüzel kişiler, sosyal ağ sağlayıcı olarak tanımlandı. 1 milyondan fazla kullanıcı sayısına sahip tüm sosyal ağ sağlayıcılar Türkiye’ye birer temsilci atamalıdırlar, dendi Ekim 2020’de yürürlüğe giren yasa ile. Temsilci atamayan sosyal ağlara para cezası verildi. Bu böyle yeni bir modeldi; kapatma yolundan çok parasal yaptırım yoluna gidilecek, “Almanya modeli” diye hoş gösterilen bir model… Para cezasına rağmen temsilci atamayan sosyal medya ağı artık ülkemizden reklam alamayacak; BTK, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı (VDK) ve ilgili tüm kamu kurumları bu süreci denetleyecek; reklam veren olursa o da ceza yiyecek.
Kamuoyunda “sosyal medya yasası” olarak bilinen bu düzenleme kapsamında, Google (YouTube), TikTok, Spotify, Netflix, LinkedIn, Facebook (Instagram, WhatsApp) Türkiye’ye temsilci atamayı ve yükümlülükleri yerine getirmeyi bir bir kabul ettiler. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, yükümlülüğe uymayı reddeden sosyal ağların bant genişliğinin daraltılabileceğini hatırlatıyor. Evet, size bakarak konuşuyor sevgili Twitter, Periscope ve Pinterest… Bant genişliğini daraltmak için başvuru yapabiliyor BTK başkanı…
Bakan Yardımcısı Sayan’a göre bu gelişmeler “dijital faşizm ve kural tanımazlığın” Türkiye’de hakim olmasına izin vermemek anlamına geliyor. Bu düzenlemenin sosyal medyada taciz, istismar, iftira, hak ihlalleri gibi özgürlük kisvesi altında işlenen suçların önüne geçeceğini ifade ediyor Sayan. Yani bir anlamda, her şey özgürlük için, diyor iktidar. İnsanın neredeyse sevinesi geliyor, değil mi?
AKP, yasal düzenlemeyi suç unsuru içeren veya hakaret, özel yaşamın gizliliğinin ihlali, küfür gibi sakıncalı içerikler nedeniyle yaşanan “muhataplık sorununun” aşılması gerekçesine dayandırıyor; internet kullanıcılarının kişisel başvurularında veya kamu kurumlarının bildirimlerinde yaşanan zorlukların aşılması için sosyal ağ sağlayıcılarla muhataplık ilişkisi kurulması şart, diyor. Muhalefet ise yeni bir sansür kapısının açıldığı görüşünde. İşte bu noktada büyük resmi görme ihtiyacımız ortaya çıkıyor.
Yeni düzenleme ne getiriyor?
AKP’nin “Almanya modeli” olarak lanse ettiği yasa ile getirilen bazı tartışmalı düzenlemeler şöyle:
Yasada öngörülen yükümlülükleri yerine getirmeyen yer sağlayıcılara verilen idari para cezalarının artırılması öngörülüyor.
Buna göre yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan veya yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcı hakkında, 10 bin liradan 100 bin liraya kadar verilebilen idari para cezası, 1 milyon liradan 10 milyon liraya kadar çıkarılacak.
Unutulma hakkı: Geçmiş silinecek
 
Düzenlemeyle kişilik haklarına saldırı, iftira, hakaret gibi nedenlerle içeriğin engellenmesi veya çıkarılmasının yanı sıra “unutulma hakkı” da kullanılabilecek.
Bu durumda kişilerin isminin geçtiği ve “kişilik haklarına saldırı” olarak nitelendirdiği paylaşımlar arama motorlarında görülmeyecek.
Teklife göre, Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcı, en az 1 kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirleyecek.
Bu kişinin iletişim bilgilerine kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitesinde yer verilecek.
Sosyal ağ sağlayıcı bu kişinin kimlik ve iletişim bilgilerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) bildirecek.
Temsilcinin gerçek kişi olması halinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması zorunlu olacak.
Beş kademeli ceza
Temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağ sağlayıcısına, BTK tarafından bildirimde bulunulacak.
Bildirimden itibaren 30 gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde sosyal ağ sağlayıcıya, önce 10 milyon lira idari para cezası verilecek.
Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde 30 milyon lira daha idari para cezası verilecek.
İkinci kez verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, ise Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişilerin sosyal ağ sağlayıcılarına reklam vermesi yasaklanacak.
Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren 3 ay içinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ise BTK, sosyal ağ sağlayıcısının internet trafiği bant genişliğini önce yüzde 50, 30 gün içinde bunu da yerine getirmemesi halinde yüzde 90 oranında daraltılması talebiyle sulh ceza hakimliğine başvuruda bulunabilecek.
Hakim ikinci başvuru üzerine yüzde 50’den az, yüzde 90’dan fazla olmamak koşuluyla bant daraltma kararı verebilecek.
Kararın gereği, 4 saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilecek.
Temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmesi halinde, verilen idari para cezalarının dörtte biri tahsil edilecek, reklam yasağı kaldırılacak ve hakim kararları kendiliğinden hükümsüz kalacak.
İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara BTK tarafından bildirimde bulunulacak.
48 saatte yanıt verecek
Sosyal ağ sağlayıcısı, içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi ile özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesini gerektirecek içeriklere yönelik kişiler tarafından yapılacak başvurulara, en geç 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz yanıt vermek zorunda olacak.
Olumsuz yanıt halinde ise gerekçeyi belirtmek zorunda olacak. Olumsuz içeriğin yayından çıkarılması ve engellenmesi taleplerine 48 saat içinde yanıt verilmemesi halinde 5 milyon, kararların uygulanmaması halinde ise 10 milyon TL para cezası verilecek.
6 ayda bir rapor
 
Sosyal ağ sağlayıcıları içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi ile özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi başvurularına ilişkin istatistiksel ve kategorik bilgileri içeren Türkçe raporları 6 aylık dönemlerle BTK’ya bildirmekle yükümlü olacak.
Ayrıca sosyal ağ sağlayıcıları Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırmak için gerekli önlemleri alacak.
Sosyal ağ sağlayıcıları ayrıca “içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” ile “özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi” başvurusu uyarınca hazırlayacakları ilk raporlarını, 2021 yılının Ocak ayında BTK’ya bildirecek ve internet sitesinde yayınlayacak.
Taraflara ilişkin IP adresi, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgilerini içeren “trafik bilgisi” tanımına “port bilgisi” de eklenecek.
Şimdi bu düzenlemenin yakın geçmişine gidelim, yasa teklifinin AKP ve MHP oyları ile kabul edildiği günlere…
Temmuz 2020
Erdoğan, özellikle kızı Esra Albayrak’a Twitter’da hakaret edildiği dönemde sosyal medya konusunu yeniden gündeme taşımış sosyal medyaya tamamen karşı olduğunun altını çizmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz,” ifadelerini kullanmıştı.
Temmuz 2020’de, muhalefet tarafından sosyal medyaya sansür getirecek yasa teklifi olarak tanımlanan yasa teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Yasaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Siber Haklar Uzmanı Yaman Akdeniz, “Bundan sonra muhalif görüşlü haber sitelerinin içerikleri ilk aşamada hedef olup, hükümetin ve siyasetçilerin hoşuna gitmeyen tüm haberler geriye dönük olarak silinecek ve geçmiş AKlanacaktır” dedi.
Muhalefet de yasayı hoş karşılamamıştı. CHP ve İyi Parti tarafından sansür yasası olarak adlandırıldı yasa ve ifade özgürlüğüne saldırılara mahal vereceği öne sürüldü.
Muhalif siyasiler neler demişlerdi? 

CHP’li Veli Ağbaba, “‘Sosyal Medyaya Sansür Yasası’ AKP ve MHP oylarıyla yasalaştı. Demokrasi, İnsan hakları ihlalleri, basın, düşünce ve ifade özgürlüğünde zaten sicili bozuk olan Türkiye’yi bir de sosyal medyaya sansür uygulayan ülke konumuna getirdiler. Yazıklar olsun… #SansürYasasınaDurDe” paylaşımında bulunmuştu.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ise yasaya ilişkin, “İktidar, kanun teklifinin genel gerekçesinde, bu düzenlemenin gerekçesini temel hak ve özgürlüklerin korunmasında devletin sorumluluğu üzerine kurmaktadır. Peki, gerçek bu mu? Teklifin niteliği bu mu? Hayır, değil. Kesinlikle değil. Bu teklif, var olan rejimin, tek adam yönetiminin kendi güvenliği, kendi bekası için istediği düzenlemeleri söylemsel olarak ters yüz ederek bunları toplum için düzenlemeler şeklinde sunma çabası içindedir. Söylemsel oyunlara gerek yok. İktidar hakikati ters yüz ederek toplumdan rıza almaya çalışmaktadır ama bu rızayı alamayacak, bunu bilelim,” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan ise düzenlemenin Meclis’te kabul edilmesine, ” Sansür Yasası yine bir gece yarısı operasyonu ile Meclis’ten geçti. Bunun için de yarınlarda kandırıldık diyeceklerdir,” paylaşımı ile tepki göstermişti.

CHP Milletvekili Rafet Zeybek, kanun için aceleci davranıldığı belirtmişti. “Bu, bir intikam duygusuyla yapılıyor. Hiçbir yasa intikam duygusuyla hazırlanmaz” diyen Zeybek, “İntikam duygusuyla hazırlanan hiçbir yasanın bu ülkeye hiçbir faydası olmaz. İhtiyaç için yapılır, millet için yapılır. Bunlar böyle muhalif sesler de çıkarıyor, bunlar bir kontrol altına alınsın yani bunlar bir susturulsun, bunlar da devletin bir organı değil ama biz bir şekilde kontrol altına alalım düşüncesiyle hareket edilmiştir, maalesef öyle hareket edilmiştir ama bakın, bunu yarın bir gün hepimiz birlikte göreceğiz,” eleştirisini yapmıştı.
Uzmanlar neler demişlerdi? 
Siber Haklar Uzmanı Yaman Akdeniz, “Türkiye’de yeni ve karanlık bir dönem başlıyor,” uyarısında bulunmuştu, “Hükümet ‘vatandaşın derdini çözüyoruz’ derken sadece kendi derdini çözdü. Amaç susturmak ve kendi karanlık dönemlerini aydınlatmak” ifadelerini kullanmıştı. Konunun Anayasa Mahkemesi’ne taşınacağını belirten Akdeniz, geçmişte erişim engeli getirilen ve AYM kararıyla engelleri kaldırılan Twitter, Youtube ve Wikipedia ile ilgili olayları hatırlatmış ve yeni yasanın AYM kararlarına aykırı olduğunu öne sürmüştü. “Bundan sonra muhalif görüşlü haber sitelerinin içerikleri ilk aşamada hedef olup, geriye dönük hükümetin ve siyasetçilerin hoşuna gitmeyen tüm haberler silinecek ve geçmiş AKlanacaktır. Amaç bu, vatandaşı korumak falan değil,” diyerek yasayı eleştirmişti Akdeniz.
Türkiye’de zaten son derece kısıtlayıcı bir internet düzenlemesi olduğunu ve halen 400 bin dolayında siteye erişim engeli olduğunu belirten Akdeniz, teklif ile sosyal medyanın kullanılamaz hale gelebileceğine işaret etti.
Akademisyen Kerem Altıparmak ise yasadaki bir boşluğa dikkat çekmişti: “Teklif yasalaştı. Boşluk şu. Yasa eğer bir temsilci bulundurulmazsa bant daraltmaya kadar varan yaptırımlar öngörüyor ama yasada öngörüldüğü gibi verileri Türkiye’de tutmuyor. Bunun yaptırımı ne? Hiçbir yaptırımı yok. İçerik çıkarma kararını ifade özgürlüğüne aykırı olduğu için uygulamadı. Uygulanmayan kişi de gitti dava açtı ve kazandı. Parayı kimden alacaklar? Masa/sandalye mi satılacak? Temsilciye şirketin borçlarını yıkamazsınız. Zaten yıksanız ne olacak, milyonlarca lira para cezasını bir kişiden nasıl tahsil edeceksiniz? Bu durumda Twitter, Türkiye’ye temsilci atasa ama ilkelerinden vazgeçmese ve verileri de Türkiye’ye getirmese bu yasa çalışmasına engel değil.” Altıparmak, “Sosyal ağların yerinde olsam atarım bir kişi, koyarım masa ve sandalyeyi, , ifade özgürlüğü ve diğer temel haklara aykırı karar ve talepleri uygulamam. Bu yasaya göre kimse de bir şey yapamaz. Sonrasını nasıl sansür yapacağım diye hükümet düşünsün,” diyerek yasayı ciddiye almadığını ifade etmişti.
“Kolektif hafıza yok edilecek, yatırımcı için caydırıcı”
CHP’nin Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, yasanın yaratacağı sakıncaları AKP’ye de ilettiklerini belirtti: “İktidara, ‘Almanya’da var, bize de gelsin’ anlayışının yanlış olduğunu anlattık. Onların isteğine göre olduğunda Almanya’da da var, kötü olduğunda Almanya’yı tanımayız… Ki Almanya’da da sorun olduğunu, 2 yıl tartışıldığını anlattık. Teklif kesinlikle sansüre neden olacaktır. Almanya’da bir haber sitesinin kapandığı neredeyse görülmemiştir, Türkiye’de onlarca, yüzlerce örneği var.
Facebook’un bir araştırmasında, Türkiye’deki KOBİ’lerin yüzde 60’ının Facebook üzerinden ticaret yapıp 15 milyar liralık katma değer ve istihdam yarattığı tespitine yer verdiğini anımsatan Adıgüzel, sosyal ağ sağlayıcılarına “reklam yasağı” yaptırımının yatırımcıyı bu anlamda olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
Adıgüzel, yasa teklifi ile getirilen “unutma hakkının” ise “kolektif hafızanın” silinmesi yolunu açacağını belirtiyor:
“Bu son derece sakıncalı. Aslında AKP’de adı yolsuzluklara karışanlar veya geçmişte FETÖ ile ilişkisi olanlar, bu yöndeki haberleri kaldırtabilirler. Böylece toplumun kolektif hafızasının silinmesinin yolu açılmış olacak.”
Erdoğan: “Bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz.”
AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda video konferans yöntemiyle katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şöyle demişti: “Bu millete, bu ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor. Onun için de bir an önce biz bunları parlamentomuza getirip bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını istiyoruz. (…) Benzer saldırıları farklı vesilelerle daha önce de yaşamıştık. Bu tür ahlaksızlıkların artmasında bu mecraların kontrolsüzlüğünün rolü vardır. Niçin Youtube, niçin Twitter, niçin Netflix gibi sosyal medyalara karşı olduğumuzun ne demek olduğunu anlıyor musunuz? Bu ahlaksızlıkları ortadan kaldırmak için. Bunlar ahlak sahibi değil. Bu millete layık olmayan bu gelişmeleri yaşamak, görmek istemiyoruz.”
Sonrasında bu açıklamalar çok tepki alınca Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, basını Erdoğan’ın sosyal medyaya dair açıklamalarını bağlamından koparıp çarpıtmakla suçlamıştı ve şöyle demişti: “Bugün kimi sosyal medya platformları ne yazık ki vatandaşlarımızın haklarını gasp etmektedir. Söz konusu sosyal medya platformları cinsel istismar, müstehcenlik, kumar, dolandırıcılık, suça teşvik, terör propagandası, hakaret gibi kanunlarımızın suç saydığı konularda vatandaşlarımızın haklarının korunmasına yönelik hiçbir katkı sunmamakta, aksine tüm uyarılarımıza rağmen bu suçların işlenmesine zemin teşkil etmektedir. Ayıca bu platformlar ülkemizde kontrolsüz şekilde kazanç elde etmekte, hiçbir vergi yükümlülüğüne tabi olmaksızın faaliyet göstermektedir.”
Sosyal medya kıymete bindi
Türkiye’de dijital medya yatırımlarının büyüklüğü 2019 yılında 2,94 milyar TL’ye ulaştı. Bu, toplam medya yatırımının üçte birine denk geliyor. Sosyal medya yatırımları yüzde 46 arttı, dijital medya televizyonu geçti. Diyebiliriz ki pandemi ile birlikte dijitalleşme hızlandı ve ana akım medya iyice önem kaybederken dijital mecralar artan önem kazandı. Bu mecraları domine etmek güç kaybetmeye başlayan hükümetin işine yarayabilir. Muhalefet, söz konusu düzenlemeyi siyasi iktidarın, “muhaliflerini susturmak” için bir “sansür mekanizması” olarak kullanacağından neredeyse emin.
Endişeler neler? 
 
Birincisi para cezaları ve vergiler ağız sulandırıcı olsa da sosyal medya ağlarının Türkiye’den çekilmesi ve vatandaşın özgürce muhalefet yapabildiği son alanının da ortadan kalkması endişesi duyuluyor.
 
Evet, sosyal medyada müdahale edilmesi gereken taciz, linç, trollük, kişilik haklarına saldırı, kişisel verilerin korunmaması vs. sorunlar var. Ancak yasa hükümlerinin amacının ötesinde kullanılabilme ihtimali geçmiş olaylar gözetilince akıllardan çıkmıyor.
Bütün kamunun menfaatini gerektiren temel hak ve hürriyetleri orantısız bir biçimde kısıtlamaya varabilir işler. Ayrıca “unutulma hakkı” düzenlemenin en endişe verici kısmı olarak ön planda.
Almanya modeli, deyince mükemmel model denmiş olmuyor. Mültecilerin çoğalması ile tetiklenen aşırı uç siyasi hareketlerin ırkçı söylemleri yüzünden Almanya 2017’de bir düzenleme yaptı ve sosyal medya sağlayıcılarını bu tip söylemlere yer verdiklerinde bunlardan sorumlu tuttu. Ancak bu yasanın amacını aşıp aşmadığı Almanya’da hala tartışılıyor. Sivil toplum kuruluşları ve muhalefet kanunun yeniden düzenlenmesini talep ediyor.

Bizdeki erişim engelleme yetkisi ve üslubu ile Almanya’daki birbirinden farklı. Almanya’da erişimi engellenecek platform bağımsız bir panelde itiraz hakkına sahip ve kendini savunabiliyor, Türkiye’de ise 5651 sayılı kanun dolayısıyla bütün bakanlıkların ve BTK’nın önce erişim engelleme kararı verme hakkı var. Yani önce kapatılıyor sonra kendini savunuyor.

Muhalif medya ve sosyal medyadaki özgür agora hükümetin ve yasa uygulayıcıların insafına kalırsa ve yıldırıcı cezalar gelirse ortadan kalkabilir. Sosyal medya sağlayıcılar ülkede durmaz, vatandaş da kendisine konuşacak bağımsız meydan bulamayabilir.

İşin ekonomik boyutu da var… MediaCat’in Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan, sosyal medyaya herhangi bir yasak getirilmesi takdirinde bu kanallara iş yapan insanlardan çok, bu kanalları izleyen, bu kanallarda kendilerini ifade eden toplulukların etkileneceğini düşünüyor.
Özkan’a göre sosyal medya özellikle pandemi gibi kriz zamanlarında sosyal girişimcileri desteklemesi ve KOBİ’ler için önemli bir pazarlama aracı haline gelmesi dolayısıyla son zamanlarda daha çok önem kazandı:
“Sosyal medya ve dijital medya, çevresinde büyük bir ekosistemin oluştuğu, milyonlarca insanın iş yaptığı kanallar. Özellikle büyük reklam bütçeleri olmayan KOBİ’lerin işlerini geliştirdiği, kendilerini var ettiği bu kanalları kapatmak toplumun her kesimini etkileyecektir.”
Yasaklara doyamadık…
Türkiye’de daha önce de pek çok internet sitesi ve sosyal medya platformu çeşitli dönemlerde yasaklanmıştı.
İfade Özgürlüğü Derneği’nin Mayıs 2020 verilerine göre 415 bin alan adı, 140 bin link, 42 bin tweet, 12 bin 450 YouTube sayfası, 7 bin 200 Twitter hesabı, 6 bin 500 Facebook hesabı engellenmiş durumda.
Google’un sahibi olduğu YouTube en çok engellenen platform ülkemizde. 2007’de Yunan bir kullanıcının Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret içeren bir video yüklemesi sonrası yasaklandı. O dönemde Erdoğan, CHP’lilerin çarşaflı kadınlara kötü muamele ettiğine dair videoların YouTube’da bulunmasından şikayet etmişti. Bunun üstüne bir gazeteci “Youtube’a girilmiyor ki,” deyince “Ben giriyorum, siz de girin diye yanıt vermişti Erdoğan. DNS ayarını değiştiren, VPN programları veya aracı siteler kullanan erişiyordu sahiden de. O günden bugüne YouTube defalarca çeşitli gerekçelerle kapatıldı veya YouTube’a erişim yavaşlatıldı.
En büyük dijital ansiklopedi olan Wikipedia ve Türkçe versiyonu Vikipedi 2014 yılından itibaren çeşitli sansürlere maruz kaldı. Sansürler başlangıçta “kadın üreme organları”, “vajina” ve “testis torbası” gibi maddelere uygulandı. Bu sansürler uygulanırken ortada herhangi bir mahkeme kararı da bulunmuyordu. Söz konusu başlıklar bazı dönemlerde bazı servis sağlayıcılarından görülürken, diğerlerinden erişim mümkün olmuyordu.
2015’te AKP’nin TBMM’de çoğunluğu ilk defa kaybettiği 7 Haziran seçimleri öncesinde de “2015 Türkiye genel seçim anketleri” sayfası erişime kapatıldı.
Wikipedia’nın karşılaştığı en kapsamlı sansür ise 29 Nisan 2017’de başladı. Sansürün gerekçesi, ansiklopedinin İngilizce sayfalarında yer alan “Suriye iç savaşında dış müdahaleler”, “Kuzey Suriye’nin Türkiye tarafından işgali” ve “Devlet destekli terörizm” maddeleriydi. Kullanıcılar Wikizero uygulaması ile erişiyorlardı dijital ansiklopediye.
Wikipedia’nın hukuk mücadelesi sonunda AYM’ye kadar götürdüğü itirazı Aralık 2019’da görüşüldü ve AYM sitenin açılmasına karar verdi.
Altıya karşı 10 oyla alınan kararda, içeriklerin zaman içinde değiştirildiği, maddeleri değiştirme yetkilerinin kısıtlandığı, erişimin bu şekilde engellenmesinin ifade özgürlüğüne orantısız bir müdahale olduğu ve demokratik toplum düzenine uygun olmadığı belirtildi.
Mart 2014’te Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının yayınlanmasıyla birlikte YouTube’un yanı sıra yasaklanan bir diğer site de Twitter oldu.
Yasak, dönemin Başbakanı Erdoğan’ın “Twitter mivitır hepsinin kökünü kazıyacağız. Uluslararası camia şunu der, hiç beni ilgilendirmiyor” sözünden bir gün sonra başladı, erişim engellendi.
Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 21 Mart’ta yasağı delip Twitter’a girdi, yasağın kabul edilemez olduğunu yazdı. Bir kez daha ben giriyorum, siz de girin, tavrında bir siyasi görmüş olduk böylece.
Nisan 2015’te Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesine dair görüntülerin yayınlanması nedeniyle siteye erişim tekrar engellendi. Görüntülerin kaldırılması sonucu site açıldı.
Twitter’a dair erişim engelleri, artık sitenin tamamen yasaklanması şeklinde değil, sakıncalı görülen tweetlere veya hesaplara Türkiye’den erişimin engellenmesi şeklinde gerçekleşiyor. 2014’ten bu yana Türkiye’nin Twitter’a gönderdiği ‘içeriğe erişim engelleme’ talepleri yaklaşık 25 KATINA çıktı.
Türkiye’de çok sayıda ajans, gazete ve haber sitesi de erişime engellendi. Çoğu sol gazetelerdi. Bazıları kanun hükmünde kararnamelerle de kapatılmıştı.
Sendika.org’un kaç kere engellendiğini değişen alan adından da anlamak mümkün. Site şu an sendika63.org alan adını kullanıyor. Bu da sitenin 62 kere engellendiğini gösteriyor.
Sendika64.org adresine gitmeyi deneyen kullanıcılar ise “Daha değil. Bir önceki sayıyı deneyin :)” uyarısıyla karşılaşıyor.
Ekşisözlük, WordPress, blogger, blogspot, myspace gibi blog siteleri de Türkiye’de dönem dönem yasaklandı.
Her platformun yasaklanma gerekçesi birbirinden farklıydı. Yasadışı bahis, porno, kişisel hakların ihlali gibi gerekçelerin yanı sıra, halkın belli kesiminin inandığı değerleri alenen aşağılamak gibi gerekçelerle de yasaklar getirilebildi.
Türkiye’de bugüne kadar çok sayıda site yasaklansa da, aralarında Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan gibi siyasetçilerin de yer aldığı bazı kullanıcılar yasaklı sitelere girmeye devam edebildi.
Yeni düzenleme AYM’ye takılmadan sosyal mecraları domine etmeye daha uygun ve sosyal ağları yıldırmazsa maddi olarak daha karlı diyebiliriz. Ama kar zarar muhasebesine gelince bazı şeylerin gerçek bir pahası olduğunu ve onu da biz halkın ödediğini tecrübeyle biliyoruz artık.
Kaynak: İHA, Birgün, BBC

MSGSÜ Sinema TV’de eğitim aldı. Prodüksiyon ve post prodüksiyon alanlarında çalıştı. Bugün, editör, çevirmen ve yazar olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

YORUM YAP