“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Ecevit’e Kasa Atanlar Aranıyor!

Öğrencilerin 500 liralık kredi borçları için haciz gönderenler, Cengiz Holding’in tek kalemde 400 milyon dolarlık vergi borcunu siliyor.

Halk, emekçiler, öğrenciler perişan durumda iken el ele kol kola ihalelerde halkın sırtına biniliyor.
Şirketler, patronlar, hükümet el ele, geleceksiz bıraktıkları Türk Milleti’ni sömürüyor!
Son 10 yılda tüketim vergisi %500 arttı!
Dr. Ozan Bingöl yazdı geçenlerde rakamları;
“2020 yılı Ocak-Haziran döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 564,9 milyar TL, bütçe gelirleri 455,4 milyar TL ve bütçe açığı 109,5 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 493,6 milyar TL ve faiz dışı açık ise 38,2 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.
Maliye yönetiminin, ilk altı aylık dönemde oluşan 109,5 milyar TL’lik bütçe açığı konusunda “pandemi nedeniyle vergi gelirleri düştü, bütçe açığı arttı” mazeretini kullanması mümkün değildir. Mükellefler her şeye rağmen vergi ödeme ödevlerini yerine getirmiştir. Bu noktada devleti yönetenlere düşen görev; bu vergileri azami hassasiyetle, en doğru yerlere, israfa neden olmadan kullanmak ve bu kullanımları şeffaf şekilde kamuoyu ile paylaşmaktır. Ayrıca yıllardır vergiden payına düşeni alanlar artık gelirden de payına düşeni almalılar.”
2019’u, Merkez Bankası’nın ihtiyat akçesini – yani yarın savaş olsa kullanacağımız, doğal afet olsa kullanacağımız paraları – harcadığımız halde, 164 milyarlık bir açıkla kapatan ülkemiz pandemi ile daha da dibi gördü. Halk perişan! Zenginden alıp fakire vereceklerine fakirden alıp, zenginin vergi borcunu silen bir sistem karşısında diyecek pek de bir şey yok.
Maksim Gorki “Hainin Anası” kitabında şöyle der;
“Siyaset, Roma’daki zenginlerle bakanların; yoksulların daha fazla vergi ödemelerini sağlamak için yaptıkları bir şeydi!”
Türk halkına sormak isterim; sadece sizin mi devlete borcunuz var? Sadece halkın mı devlete görevi var? Her şeyini verdiğin halde alamadığın haklarını sormak aklına ne zaman gelecek?
Anayasanın eksiksiz uygulanmasını, tam bağımsızlığını, sağlık hakkını, özgürlüğünü, emeklerini ne zaman talep edeceksin?
Üç gelirleri var şu an;
 
Kazanç: Biz…
Portföy: Borsa, tahvil, kağıtlar vb.
Pasif: Emlak Yatırımı, Yol, Köprü vb.
Bunu niye yazdım? Çünkü muhasebe dünyasında en yüksek vergi kazanılandan gelir. En az hangisinde vergi olduğunu yazmama gerek yok bence, bakınca anlaşılıyordur.
Velhasıl yoksullar ve orta sınıf para için kendini paralarken, zenginler o paraları çalıştırıp daha da zengin olur.
Okullarda vergi dersi olmalı ve halk eğitilmeli, cahil bırakıldıkça sömürülenlerin sesi olmalı en azından insan. Ama olmaz, neden? Çünkü eğitim sistemi işveren olman yerine iyi bir işçi ol diye tasarlanmış hapishanelerdir.
Herkes vergisini brüt alıp, kendi vergisini kendi yatırmalı. Devlet için çalışıp, devletin payını daha siz görmeden alması normal değildir çünkü. Emekçi sensin; verdiğin vergiyi görmeli, onun farkında olmalısın.
Bunları yapamıyorsak, düşünemiyorsak Ecevit’e kasa atanlar bir adım öne çıksın artık!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP