“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

ERTELE-ME SAATİ

Bilgisayarın başında oturuyorum. Arada gözüm sağ alt köşedeki dijital saate takılıyor. Saat 18.32. Onunla neredeyse bir saattir bir anlaşmazlığın içindeyiz. Gözlerim bir ekranın sağ alt köşesine, bir tam ortasına gidip, gelip duruyor. Sanki o ilerledikçe ben oturduğum sandalyeye inatla daha da bir yapışıyorum. Neyin inadıysa artık? Durdurabilecek misin sanki? İçimden hızlıca hesap yaparken birden kendimi onunla hararetli bir tartışmanın içinde buluyorum. Bir ben konuşuyorum, bir saat…

Ben: Son on dakika. On dakika sonra bu masadan kalkıyorum.

Saat: 18.37. Eskisi gibi kulağa bazen sinir bozucu gelebilen tik tak sesim de kalmadı halbuki ama ilerliyorum yolumda, kendimden emin adımlarla, birer birer…

Ben: Havanın kararmasına da daha var zaten. Akşamlar uzun…

Saat: 18.42. Hiç renkte vermiyorum halbuki ama karşımdaki için ne yazık ki aynı şeyi söyleyemeyeceğim…

Ben: Tamam, beş dakika daha. Söz. Sonra kesin, bu sefer hiç kaçarı yok. Beş dakika sonra bilgisayarımın kapağını kapatıp hemen yanımda yere serdiğim matta spora başlıyorum.

Saat: 18.44. Gözünün içine baka baka nasıl da ilerliyorum ama…

Ben: Sonuçta beş dakika geç ya da erken başlamışım ne fark eder. Beş dakika daha geç bitiririm olur biter.

Ben: Ya da spor yaparken hareket aralarında verdiğim moladan kısarım. O da gayet mümkün.

Saat: 18.47. Dursam tesiri yok, ilerlemesem gönül razı değil…

Ben: 18.47’de spora başlamak için garip bir saat. En iyisi saat tam 19.00 olsun.

Saat: 18.57. Eskiden olsa tam üç dakika sonra bir kuşu penceremden dışarı çıkararak insanları harekete geçirirdim ama nerde o eski günler…  

Ben: Yarın mı yapsam?

Ben: Akşamları da günbatımını izlemek ayrı güzel oluyor. Özellikle de Eylül ayında! Spor kaçmıyor da günbatımı için aynı şeyi ne yazık ki söyleyemeyeceğim.

Ben: Yanlış hatırlamıyorsam dolapta da biraz şarap kalmıştı.

Saat: 19.00. Ohooo ben ne diyorum, o ne diyor.

Ben: Dur ben en iyisi bir buzdolabına bakayım. Eğer, şarap yoksa kesin spor yaparım.

Saat: 19.02. Bence en iyisi sen yoluna ben yoluma…

Ben: Aaa, olacak iş değil tam günbatımını izlemeye yetecek kadar şarap kalmış. Yapacak bir şey yok, zaten böyle olması gerekiyormuş. Bu bir işaret!

Ben: Günler torbaya mı girdi sanki, sonuçta yarın yeni bir gün!

Saat: 19.09. “Git, çabuk kaybol, gözüm görmesin seni,” diyeceğim ama kontrol bende değil.

Saat: 19.10. Gerçi diğer bir yandan da kaybolmuyor olmam sana en büyük ceza.

Ben: Sonuçta atalarımız boşuna “Terazi var, tartı var. Her şeyin bir vakti var,” dememiş. Vardır mutlaka bir bildikleri.

Saat: 19.12. Ooo, o zaman bu durumda şunu da unutma “Erteye kalan, arkaya kalır.”

Dışarıdan bakıldığında durum, hepi topu kırk beş dakika hareket etmek için sarf ettiğin bu enerjiyi sporda harcasaydın daha az yorulurdun gibi görünüyor olabilir ama ruh harekete geçmek istemedikten sonra zaman ne yapsın? Ona ne yaparsanız yapın, ne derseniz deyin, o hep tüm gerçekliğiyle, bir an bile çizgisini bozmadan oradadır. Bazen tam karşınızda duvarda, bazen cebinizdeki telefonun ekranında, bazen fırınının küçük ekranında, bazen de kolunuzda… Bizi bir an bile yalnız bırakmamasına rağmen ya da elinde olmayan sebeplerden dolayı geride kaldığında bile yine her şeyin, en büyük suçlusu ya da sorumlusu, her zaman odur. Çok hızlı akar, şikayet ederiz; yavaş ilerler “Hadi, ne geçmek bilmedin” diye söyleniriz, çoğunlukla da onu hiç istemediği bir yarışa sokma çabası içine gireriz. Biz işimize geldiği ölçüde her şeyi ona yüklüyoruz ama hani bir gün olur da o ağzını açar, yüzyıllardır koruduğu sessizliğini bozar ve konuşmaya başlarsa ne olur?

1991, İzmir doğumludur. İlk, orta ve lise yıllarını Çakabey Okullarında, Lisans Eğitimini İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji bölümünde, Yüksek Lisansını ise Hollanda’da Maastricht Üniversitesi Gelişim Psikolojisi alanında tamamlamıştır. 5 senedir Disletik ve DEHB’li çocuklara özel eğitim vermekte ve PASS Bilişsel Müdahale Program’larının İngilizce ’den Türkçe ’ye çevirisi ve kültüre uyarlanması konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Şu anda İzmir’de Akademidisleksi’de çalışmaktadır. Bunun yanında www.birsuruseyler.com adresli kişisel bloğunda yazdığı yazılarını paylaşmaktadır.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Baban

    Seninle gurur duyuyorum aşkım kalemine sağlık

    reply

YORUM YAP