“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

GARP’IN KÜÇÜK DÜNYASI

Hayat tarifsiz tuhaflıklarla, felaketlerle ve anlaşılmazlıklarla doludur.

Ve biz onu yaşamaya mutlulukla devam ederiz.

George Roy Hill, 1982 yılında The World According to Garp adlı filmiyle bize Robin Williams’ın ustalıkla canlandırdığı Garp’ın hayatını sunuyor. Onu bebekliğinden itibaren tanımaya başlıyoruz. Filmin ilk ve son görüntüsü de ona ait. Yönetmen kahramanla bağımızı ilk saniyeden kurarak onun için sevinip üzülmemizi sağlıyor. Filmi onun bebekliğiyle açmasının sebebi de sonradan başına gelecek olayların daha etkili olması için incelikle tasarlanmış.

George Roy Hill’ın bu konudaki başarısı tesadüf değil. Yönetmenin sinemasında karakterlerin hayatlarındaki seçimler büyük önem taşıyor. En ufak tercih bile karakterin küçük dünyasını sarsacak sonuçlar üretme gücünde.

Mücadele eden genç bir yazar olan Garp; hayatı, işi ve çok sevdiği eşiyle kendine ait, sade bir hayat istiyor. Annesinin onu her şeye rağmen büyütmesi gibi o da bir aile kurmak istiyor. Bu defa ailenin babası da olsun istiyor. En çok arzuladığı şeyin uğrunda çabalıyor. Tabii onun küçük dünyasını gerçekleştirme arzusu sürekli hayatın kirli gerçekleriyle kesintiye uğruyor. Dünyada sayıları hızla artan feminizm düşmanlarını karşına alıyor Garp. İnsanların acılarını kazanca çevirmeyi amaç edinmiş muktedirleri karşısına alıyor.

Garp’ın aşk hikayesini amerikanın siyasi tarihiyle birlikte izlerken absürt sahnelere de tanıklık ediyoruz. “Forrest Gump’ı sevdiyseniz bu filmi seversiniz,” demek istemesem de diyorum fakat arada bir iyimserlik farkı var. Ne kadar çabalasa da Garp için her şey iyi olmuyor. Dünyanın kötü yüzünü George Roy Hill her filminde olduğu gibi Garp’ın dünyasında da gözler önüne seriyor.

Roger Ebert, filmi sevdiğini ama ne hakkında olduğunu anlamadığını söylüyor. Filmin en büyük eleştirilerinden biri de “Bu filmin önermesi ne?” sorusu. Bu soruyu en iyi yanıtlayan sahne Garp’ın pencereden hayatının önemli sahnelerine baktığı kısımda yatıyor. Her seferinde başka bir önemli anı gören Garp, kendine dışarıdan bir gözle bakıyor ve istediği gibi yazmaya ancak öyle başlayabiliyor. Onun karakterini çevresi oluşturuyor. Bunu en iyi küçüklüğünde eline tutuşturulan kitaptan ve çatıya uçmak için çıkmasından anlıyoruz. O bir çocuk ve uçmak istiyor. Bunu bir bakıma hayatının son saniyelerinde başarıyor da.

İlginç bilgiler (Spoiler içerebilir):

Christopher Reeve başrolü geri çevirdi. Sonradan Jeff Daniels başrol olarak kabul edildi ancak seçmelerde Robin Williams’a yenildi.

Glenn Close, Robin Williams’ın annesini canlandırıyor, ancak kendisi ondan sadece dört yaş büyük.

Filmin açılış ve kapanışını kapsayan Beatles şarkısı “When I’m Sixty-Four” idi. Bu film için garip bir tema şarkısı, çünkü karakterlerin hiçbiri 64’e kadar yaşamıyor; Garp otuzlu yaşlarında ölüyor; Jenny de 40’lı yaşlarında öldürülüyor ve Helen’in yaklaşık 34’ün ötesinde yaşadığını görmüyoruz.

Chicago Sun-Times’tan film eleştirmeni Roger Ebert filme dört yıldız üstünden üç yıldız verdi.

Yönetmen George Roy Hill’ın cameosunu eve düşen pilot olarak görmek mümkün. Kitabın yazarı John Irving ise güreş maçı hakemi olarak cameo yapıyor.

Küçük dünyamızda değişmeyen felaketlerin çerçevesinde gelişen olayların ilginç bir anlatısı Garp. İzlemesi zevkli. 1982’deki tartışmaların hala tazeliğini korumasıyla da üzücü.

1995 yılında İstanbul’da doğdu. “Şahsi Düşler ve Onur Kırıcı Gerçekler” adlı kitabı 2015’te, “Noktalı Virgülle Biten Bir Kitap” adlı kitabı 2017'de İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV bölümünden mezun oldu. Bkm Mutfak’ta skeç yazarlığı yaptı. Kısa filmleriyle uluslararası festivallere katılıp ödüller kazandı. Yazarlık ve yönetmenliği sürdürüyor.

YORUM YAP