“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Gaz’layın 2023’e gidiyoruz!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da yaptığı kongrede Türkiye’nin 2023 vizyonunu açıklamıştı seneler önce. Geçenlerde ise “Türkiye tırmanışta, görmek istemeyenler var. 105 Milyar Dolar rezervimiz var. Türkiye, dünden güçlü!.. Türkiye adeta bir uçuşun içerisinde, kalkınmamızı devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz.”dedi. Bugün doğalgaz bulduğumuz ve 2023’te kullanmayı hedeflediklerini açıkladı. Bu beni 2023 hedeflerini sorgulamaya mecbur bıraktı. Çünkü hedefler bir hayli birikmiş durumda. 

Cumhuriyetin 100. yılına denk gelen ve maddeler halinde sıraladığı Türkiye’nin 2023 hedeflerine bir göz atıp, kaçını gerçekleştirmiş bir bakalım, hatırlayalım istedim. 

Bundan seneler önce Cumhuriyetimizin 100 kuruluş yıl dönümünde farklı bir Türkiye düşlüyoruz. İşte proje inşallah seçim kampanyasıyla birlikte açıklanacak. 12 yılda neler hedefliyoruz, ilk 4 yılda, ikinci 4 yılda ve üçüncü 4 yılda neler yapacağız ve 2023’te nereye geleceğiz.” demişti.

Ve şöyle eklemişti; 

 ”İnşallah 2014 yılında hedefimiz 1 trilyon dolarlık gayri safi yurt içi hasıla. 2023’te ise Türkiye’nin inşallah milli gelirini 2 trilyon dolar seviyesinde görmek istiyoruz. Hedefimiz bu. Bunun için çalışıyoruz.” 

O seneler doların kaç olduğunu söylememe gerek yok sanırım.  Bugün kendisi başkanlık sistemine geldiği günden beri bile Türk Lirası, Dolar karşısında %32,1, Euro karşısında %32,4 değer kaybı yaşadı. Bırakın öncesinden vazgeçtik artık. Muharrem İnce meydanlarda söylemişti “Erdoğan kazanırsa, dolar 8-10 lira olacak, memleket batacak.” diye. 

Peki bugün milli gelirimizi bilen var mı, merak edip bir bakan? 

Ben söyleyeyim size, bakmadınız. Neden bakasınız ki? 

Baksaydınız bilirdiniz. 

2013’te milli gelir 951 milyar dolar, kişi başı milli gelir ise 12 bin 480 dolardı.

2018 milli gelirimiz 789 milyar dolara düştü. 

2019’da 36 milyar dolar daha azalan milli gelir 753 milyar dolar, kişi başı milli gelir 9 bin 127 dolardı.

Altı senede milli gelir de %20, kişi başı milli gelirde ise %27 gerileme demektir bu, gelirin beşte biri uçup gitti velhasıl. Bugün gelirimiz 2007’den daha düşük! 

Oysa 2023 hedeflerini açıklarken;  82 milyonla kişi başına düşen milli gelirin 25 bin dolar olmasını sağlayacağız.denmişti.

Türkiye ekonomisi 2019’da yüzde 0,9 oranında büyüdü lakin dolar cinsinden kişi başı milli gelir düştü. Ama %0,9’luk büyüme demek, 2009 kriz zamanından farkımız yok demektir. % 4.8’lik küçülme olmuştu o dönem. Türkiye’nin 2019 yılındaki toplam ihracatı 171 milyar 531 milyon dolar olurken ithalat ise 202 milyar 705 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Oysa 13 yıl sonra inşallah ihracat 500 milyar dolara, dış ticaret hacmi ise 1 trilyon dolara ulaşmış olacak.denmişti. 

Bugün işsizlik oranı %20’leri görmüş vaziyette. Oysa; ‘İstihdam oranını yaklaşık 10 puan artırarak çalışan nüfusumuzu da inşallah 30 milyona çıkaracak, Türkiye genelinde işsizlik oranını yüzde 5’lere kadar çekeceğiz.” denmişti. 

“İlköğretimde yüzde 100 okullaşma oranını neredeyse yakaladık. Bunu da gerçekleştireceğiz. Ortaöğretimde yüzde 100 oranına ulaşmış olacağız.” Eğitimi zaten Allah affetsin günahları boynuna. Onu da dün sorgulamıştım

İnşallah 2023’te Sağlık Sigortası sisteminin dışında kalan vatandaşımız olmayacak. Bunu başaracağız. Ve 100 bin vatandaşa düşen hekim sayısı 2002 yılında 87’ydi şu anda 153’e çıkardık. Bu çok önemli bir rakam. 2023’te ise 100 bin vatandaşa düşen hekim sayısını en az 210 seviyesine çıkarmış olacağız.” denmişti. Halkın hali ortada, hastanelerde vatandaştan çok rant dolaşıyor. Biz de sosyal medyada zavallı insanlara yardım toplamaya çalışıyoruz. Sadece cinayet değil, sağlık sektöründeki başarısızlığımız da öldürüyor bunu unutmamak lazım. 

Dünyanın en büyük 10 limanından biri Türkiye’de olacak. Kendi uçağımızı kendi uydumuz, yerli tasarımla, yerli teknolojiyle kendimiz üretiyoruz ve üretmeye devam edeceğiz. Kendi savaş gemimizi, kendi tanklarımızı, kendi insansız hava uçaklarımızı üretmeye başladık. Çok daha büyük projelerin altına imza atıyoruz, imza atacağız. Kendi savunma uydumuzu, Türk mühendislerince tasarlıyor, imal ediyor ve Göktürk uydumuzu uzaya gönderiyoruz.denmişti. Yani buraya yazacak söz bulamıyorum. Uzaya çıksak haberimiz olurdu diye düşünüyorum. 

Havacılık organize sanayi bölgeleri, gemi inşa organize sanayi bölgeleri kurarak Türkiye’yi 3 kıtanın üretim ve lojistik merkezi haline getireceğiz. Toplam 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın tamamına yakını 2023 yılına kadar suyla buluşacak. 2023 yılına kadar bütün vatandaşlarımız geniş bant internet erişimi imkanına sahip olacak. En az 3 nükleer enerji santrali tamamlanmış olacak. Bugün yıllık 28,5 milyon kişi olan turist sayısı 2023 yılında inşallah 50 milyona çıkmış olacak ve gelirimizi de 50 milyar dolara çıkarmış olacağız. GAP, DAP ve KOP gibi bölgesel projeleri tamamlamış, dünyanın tahıl ambarına, tarım merkezine dönüşmüş bir Türkiye inşa edeceğiz.

İnternet sansürlü; ambarda tahıl, ülkede turist yok. Gelmek isteyenin de yakında önünü kesecekler zaten. Riskli ülkelerden biri haline geldik zira. 

“Demokratikleşme adımlarını kararlılıkla sürdürecek, Türkiye’yi bölgenin en ileri demokratik standartlarına sahip ülkesi haline getiriyoruz, getireceğiz. Özgürlükleri daha da ileri standartlara kavuşturacağız. Daha ileri demokrasi, yeni bir anayasayla, katılımcı, özgürlükçü anayasayla büyük Türkiye vizyonuna denk düşen GÜÇLÜ BİR ANAYASAYLA GELECEĞİ KUCAKLAYACAĞIZ’’ Ne gücümüz kaldı, ne anayasamız ne de bir geleceğim…

Bir de şu 63 adet maddeyi açıklamışlardı. Hadi üzerinde çalışalım.

 

1- Partilerin kapatılmasının tamamen kaldırılması.

2- Parti kurulmasında kısıtlayıcı ve yasaklayıcı hükümler kaldırılacaktır.

3 – Partilerde tektipleştirici hükümlerin kaldırılması.

4- Parti kapatmalarına son verilmesi. 

5- Partiye değil, gerçek kişilere ceza verilmesi.

6- Siyasete katılmanın önündeki tüm engellerin kaldırılması.

Bu kısma kadar başarılılar. Oysa bir tek Allah’tan korkuyorlardı.

7-  Seçimlerle ilgili mevzuatın topyekün gözden geçirilmesi.
(Değiştirdiler, 18 senede 17 seçim gördü bu millet.)

8- Temsilde adaletin sağlanması için tedbirler alınması. 

(Alınmadı.)

9- YSK’nın yeniden yapılandırılması.

(YSK’nın yaşadığını zannetmiyorum.) 

10- Başkanlık, yarı başkanlık ve partili cumhurbaşkanı meselelerinin tartışılması. 

(Ellerinden geleni artlarına koymadılar, başardılar. Bizi bugün, tek bir kişi yönetiyor.)

11- Şartlar ne olursa olsun mutlaka yeni bir Anayasa’nın ülkeye kazandırılması.

(Şartlar ortada.)

12- Dokunulmazlık meselesinin yeni anayasa çerçevesinde evrensel kriterlere göre yeniden düzenlenmesi.

(Adamına göre dokunulmazlık var. Evrensel değil, bireysel kriterlerde düzenlendi.)

13- Yargının hızlandırılması, il yargılanma ve demokratikleşme bağlamında 4. Yargı Paketi’nin kanunlaştırılması. 

(Yargı tek kişiye bağlandığından aşırı hızlandı tabi.)

14- Nefret suçu ile ilgili düzenleme yapılması.

(TCK’da ‘nefret ve ayrımcılık’ isimli bir suça yer verilse de bu denli ve her gün gerçekleşen nefret suçlarını Türkiye’de önleyecek bir mekanizma yok. Evrensel insan hakları hukuku ile çoğulcu, katılımcı demokrasi yerine gözlerini İstanbul Sözleşmesi’ne diktiler bir de. )

15- Yurt dışı teşkilatlarımıza adli müşavir atanması. 

(Yapılmadı.)

16- İhtisas mahkemelerinin sayı ve çeşidinin artırılması. 

(Yapılmadı.)

17- Yargılamada etkinlik ve şeffaflığı sağlamak için sesli ve görüntülü bilişim sisteminin hayata geçirilmesi.

(Bak bu beni baya güldürdü. Sesli ve görüntülü güldürdü hem de! Elbette yapılmadı.)

18- Hafif suçlarda mahpusluğun istisnai hale getirilmesi.  

(Yapılmadı: Hafif suçlular hatta suçsuzlar içeri attılar, katil ve tecavüzcüleri tahliye ettiler. Ergenekon örneğinde olduğu gibi birçok suçsuz insan sanık, mahkum oldu. Yeterince yattıktan sonra tanık oldular. Mesela bugün Osman Kavala hala haksız yere içeride tutulmakta.)

19- Yargıtay ve Danıştay’ın iş yükünü azaltarak bu kurumların içtihat mahkemelerine dönüştürülmesi

20- Mahkûm veya tutukluların eşleriyle bir araya gelmeleri.

21-  Anadilde savunmanın sorun olmaktan çıkarılması

22- Anadilde kamu hizmetlerine erişim.

23- Bağımsız kolluk denetim merkezinin kurulması.

(Hukuki kısımlara bir şey yazmasam daha iyi, zaten hak-hukuktan bahsedemez haldeyiz. Halk olarak yeterince tweet ve post paylaşmazsak kimse ceza dahi almıyor.) 

24- Kişisel verilerin korunmasına yönelik yasal düzenleme yapılması.

(Yapılmadı, aksine kişisel verilerimize göz dikildi. Yasa çıkarıldı.)

25- Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik komisyonunun kurulması.

(Evrensel insan hakları hukuku ile çoğulcu, katılımcı demokrasi yerine gözlerini İstanbul Sözleşmesine diktiler. Tekrar ediyorum. Bunların hiçbiri yapılmadı.)

26- Darbelerin dayanağı olan mevzuatın ayıklanması.

(Bu madde neden açıklanmış ilginç?)

27- İsmi darbelerle anılan şahısların isimlerinin kamu alanlarından kaldırılması.

(Darbeye hazırlıklı olmak gerek tabi.)

28- Yargı birliğinin sağlanması.

(Yorumsuz.)

29- Askeri okullardaki müfredatın yenilenmesi. 

(Kurunun yanında yaş da yandı. Askerleri, erleri içeri attılar. Eğitim hakları ellerinden alındı. Eğitimli hava harp okulu öğrencileri içerde, erlerimizi ise köprüde katlettiler.)

30- Kürtçe tercümanlık (kamu hizmetlerinde)

(Bırakın Kürtleri, onlardan olmayan kimseye hizmet edilmiyor.) 

31- Kamu hizmetlerinden yararlanmada her türlü etnik ayrımcılığa son verilmesi..

(Ayrımcılıkta ve bölücülükte zirve yaptılar.)

32- Mevzuatta etnik ayrımcılık algısı yaratan bütün hükümlerin ayıklanması

(Ayrımcılıkta ve bölücülükte zirve yaptılar. )

33- Hukuk içinde terörle etkin mücadeleye devam edilmeli

(Sık sık aynı masadalar.)

34- Güvenlik için özgürlükten taviz verilmemesi

(“O da şort giymeseydi.” diyen kimdi sahi? ) 

35- Jandarmanın kolluk hizmeti sunan sivil bir yapıya dönüştürülmesi

(Sivil yapıma ve başkana hizmete uygun olmalı diye düşünüldü herhalde. )

36- Entegre sınır yönetimi sisteminin hayata geçirilmesi

(E-devlet bütün sosyal medya mecralarını geçti diye rapor yayınladılar. )

37- İşsizliğin yüzde 5’e indirilmesi

(% 20’nin üzerinde.)

38- Bölgeler arası gelişmişlik farkının kabul edilebilir düzeylere indirilmesi.

(Bölgeler değil, bireyler arası bile ezici farklılıklar var!)

39- Yoksulluğun yok edilmesi ve gelir dağılımındaki dengesizliğin asgariye indirilmesi

(Yoksulluk yok edilmedi. Açlık sınırı ile asgari arasındaki fark 162 ₺ oldu. Gelir dağılımındaki dengesizlik Cumhuriyet tarihinin en kötüsü, avrupa ikincisiyiz. Birinci Sırbistan. 

Oysa sosyal devlet, özü itibariyle, asgari refah seviyesinin korunması amacıyla devletin vatandaşlarına asgari bir gelir garantisi vermesini hedefler. Bu konuda 1942’de yayınlanan Beveridge Raporu, modern “sosyal devleti” doğuran adımlardan biridir.

“Bireyin veya bireyin ailesinin, hastalık, iş kazası, ölüm vb. riskler” nedeniyle düzenli bir gelirden mahrum kalma ihtimaline karşı “sosyal güvenlik sistemi kurulması, aile yardımlarını, çalışanlara yönelik sağlık hizmetlerinin merkezi olarak planlanması ve yeni bir istihdam politikası” yok. 

Tren biletine %300, mobil telefon harcına, %262, sigaraya %48, köprülere %147, alkole %62, beş bine yakın ürüne % 30 zam politikası mevcut. % 50 ek vergiler de cabası. Emekli ve memura % 5.75 zam yapılırken, halkın yoksul sayılması gereken tutar 7.000 lira üzerinde iken enflasyonu %11.76 gösterme politikası var.)

40- Kadınların işgücüne katılımının yüzde 38’e çıkarılması

(Kadınlar, iş çevresinde ve toplumda sürekli dışlanıyor. Pandemi ile birlikte en çok işsiz kalanlar kadınlar oldu. İşgücüne katılımımız % 25 civarında. Her 10 kadından 4’ü ise kayıt dışı çalıştırılıyor. Türkiye’deki erkeklerin işgücüne katılım oranı yüzde 72, kadınlarda bu oran ise 34,2.)

41- Kamuya 15 bin engelli alınması

(Bunu yaptılar şükürler olsun.)

42- Kayıtdışı istihdamın yüzde 15’e düşürülmesi

(Kayıtdışı istihdam bugün %30’un üzerinde. Bu hedef değiştirildi. 2023’te kayıt dışı istihdamın yüzde 28.5’e indirilmesi yeni hedef. Bu da tutmadı anlayacağınız. )

43- İş ve Meslek Danışmanı sayısının kısa vadede 4 bine çıkarılması

(Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler konusunda durumlar ülke tarihinin en kötü istatistiklerine sahip.)

44- Yeni bir kamu personel sistemi

(Kurdular kendi personellerinden kamu kurdular.)

45- Sosyal Güvenlik açığının GSYİH’nin yüzde 1’e düşürülmesi

(%56,9)

46- Koruma ve bakım altındaki çocukların yüzde 50’sinin özel okullara gönderilmesi

(Çocuklara tecavüz edenleri korumakla meşguller.)

47- Kamu hastane birliklerinin konulması

(Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) kapsamında büyük bir iddia ile getirilen ve kaynakların “etkili ve verimli” kullanılacağı savunulan KHB yapılanmasının ömrü 6 yıl sürdü. Neden, çünkü özel hastaneler daha karlıydı, KHB yapısını kaldırarak daha da zengin oldular.) 

48- 50 yaşın altındaki nüfusta yüzde 100 okur-yazarlık oranına ulaşılması

(Bu ülkede okur yazar olmayan 2 milyon 197 bin 257 kişiden yüzde 85,2’si kadınlar. Bu oran her sene geriye gitmekte. Burada da başarısız ve ayrımcılar. Geleceğimizi çalıyor ve ülkenin canına kast ediyorlar.)

49- Tüm genç nüfusun, asgari lise mezunu olması

(Eğitimde büyük sınıfta kaldılar. İlçe Milli Eğitim müdürlerinin atamasını AKP’li başkan duyurdu bu ülkede. Eğitimde eğitimsizlik var!)

50- İsteyen her lise mezununa üniversite

(Soruları veririz diye mi düşündüler acaba? Zira bunu başaracak eğitimi vermediler.)

51- Ar-ge harcamalarında dünyada 1. ligde olunması

(Değiliz. Birinci ligde markamız bile yok.)

52- Bilgi ve teknoloji ihraç eden ülke

(Bilgisizlik ihraç eden diyebiliriz, teknoloji engelleyen diyebiliriz ama ihraç eden diyemeyiz.Ama panik yok! Gitmeyi yüreğimizin kaldırmadığı hayvanat bahçelerinin Ankara müdür, Tübitak’in önemli birimlerinin birinin başına getirdik. Geleceğimiz çok parlak.)

53- YÖK’ün koordinasyon kuruluna dönüşmesi

(YÖK kendi koordine kurullarına dönüştü. Yazdırmayın bana şimdi gençlerin koordineli olarak nasıl geleceklerini çaldıklarını.)

54- Yuva yıkan değil, yuva yapan bir kentsel dönüşüm

(Vallahi, billahi vatandaşın yuvasını yıktılar.)

55- Yaşlı, engelli ve çocuk dostu yerleşim birimleri

(Yaşlılarımızdan, engelli vatandaşlarımızdan, kadın, çocuk ayırmadan herkesten özür diliyorum. Sık sık giderim darülacezeye, bu olmadı! Bu ülke vatandaşlarının insanlık haklarını gasp her alanda devam etmekte.)

56- Köylere imar

(Köylerin ve köylülerin bundan haberi var mı?)

57- Nüfusunun 3’te ikisi büyükşehir belediyesi sınırlarında yaşayan bir Türkiye

(AKP’li birçok belediye, bütçe açığı sebebiyle yüzlerce arsayı satma kararını daha 4 Ağustos 2020’de aldı. İstanbul, semtleri ve farklı şehir ile köyler dahil buna. İhalelerdeki rakamlar cabası. Yazamayacağım, biraz araştırmaktan kimseye zarar gelmez. Keşfederek öğrenilen şey, akıllardan silinmez!)

58- Yeni bir köy kanunu

(Eski köye yeni adet ne iş? Adını vermek istemeyen bir köylü, satılan arazilerle ilgili şöyle diyor. “Bizim hayvanlarımız var. Buraların eski vasfı zaten meraydı. Köylüler hayvanları ile buraya çıkıyordu. Bizim için en önemlisi bu. Kullanılabilir meramız az”) 

59- Yurtdışında en fazla temsilciliği olan 5. ülke

(Altıncıyız. Birinci olsak kaç yazar ki? Dış politikamız sağolsun, yurtdışında bizi seven kalmadı. Daha geçenlerde ingilteresi, amerikası hepsi saldırdı. Swap faizleri 1000’in üzerini gördü. Yakında kötü şeyler olacak. Hazırlanın!) 

60- AB hedefinden şaşmamak

(AB’yi hiç önemsemem, kendilerine baksınlar önce. Lakin bu tavrım bunu da yapmadıkları gerçeğini değiştirmez.) 

61- Etkin ve aktif dış politikaya devam

(Rezil etmekte gerçekten çok etkin bir rol oynadılar. Dünya bize ya acıyor ya da dalga geçiyor.) 

62- Savunmada dışa bağımlılığı asgariye indirmiş bir Türkiye 

(S-400’lere kaç milyon dolar ödedik bu haldeyken haberi olan var mı? İki milyar doların üzerinde. O parayla milyonlarca ihtiyaç ve hak sahiplerine hakları verilebilirdi.)

63- Kuvvetlinin haklı olduğu tezine dayalı uluslararası sistemi sorgulamaya devam eden bir ülke.

(Madde beni gerçekten derinden etkiledi. Ülkemle uluslararası sistemi sorgulamaya devam edeceğim sanırım. Sonuçta yetmişe yakın hedeften sadece kendine hizmet eden on tanesi gerçekleşmiş. Çok bir şey yazmama gerek yok. En iyisi mi sorgulayayım ben.)

Mesela yıllar önce bunları söyledikten sonra buna bir yenisi eklendi bugün. Müjdeyi açıkladılar. Doğalgaz bulmuşuz. Hayırlı olsun, çok mutlu oldum. Emeği geçen herkesi tebrik ederim. Kullanım hedefimiz 2023’müş. Hayda! 2023 için verilen sözler tutulmuyor ki? Ben nasıl inanacağım? Onu da geçtim, sen onu kendi kendine karar vererek çıkaramazsın. Yemez. Yedirmezler.

 

Ayrıca her seçim öncesi ya petrol ya başka bir şey bulmuşuz. 

Her sene en az bir müjdemiz var hamd olsun.

Hedeflerin gerçekleşmesi mi? 

Acele etmeyin yahu! Siz de ha, aşk olsun! 

Daha var biraz, sabırlı olun. 

Hem bu doğal gaz size bir süre daha gider!

Haydi şimdi gaz’layın.

Sonuçta hedef 2023.

Tik Tak

Tik Tak

Tik Tak

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Selda ocak

    Sizi çok ama çok seviyorum ….iyiki …iyiki …emeklerinize saglik

    reply

YORUM YAP