“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Geçmiş Pandemilerden Çıkarılan Dersler

İnsanoğlunun ne kadar dayanıklı olduğunu, tarihi pandemilere bakarak da anlayabiliriz. Gerek Hıyarcıklı(bubonik) Veba gerek İspanyol Gribi gibi yıllarca toplumları kırıp geçiren salgınların üstesinden gelen insanoğlu, bazı kritik önlemler geliştirdi. 

Bunların başında karantina gelir. İtalyanca kırk günlük süreci ifade eden “quarantino” kelimesinden gelmektedir. Bunun da sebebi; 14. yy’da doktorların, hıristiyanlıkta bir önem arz eden kırk sayısının tıpta da yeri olduğuna inanmasından kaynaklanır. 30 günlük (trentino) süreçler de vardır ama en sık kullanılan, kırk günlük olandır. 

Karantinanın tıbbi bir uygulama olarak kullanıldığı ilk yer, bugün Dubrovnik olarak bildiğimiz, o dönem Ragusa olarak anılan liman şehridir(1377). İtalya’da ortaya çıkan ve patlayan Hıyarcıklı(bubonik) Veba ya da Kara Veba salgını neticesinde Ragusa Limanı’na yanaşan tüm gemileri ve içindeki her şeyi, dezenfeksiyon amacıyla kırk gün limanda, civar adacık veya kasabalarda tutma ve şehre kesinlikle sokmama kararı alınmıştır.  

Sosyal mesafeyi bugünün pandemisinin bir ürünü olduğu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. İtalya’daki bir sonraki büyük salgın, 17. yy’da gerçekleşti ve bu dönemde satışlarına devam etmek isteyen işletmelerin başında Toskana şarapçıları geliyordu. Bulaşıcı hastalığın yoğun olduğu bölgelerde evlerin duvarlarına küçük pencereler açıldı ve şaraplar budan servis edilmeye başlandı. Öyle ki o dönemden bugüne dek tarihi yapısını koruyan İtalya’nın Floransa şehrindeki “şarap pencereleri,” COVID-19 ile birlikte yeniden hayata geçti ve halka buradan şarap, kahve veya dondurma servisi yapıldı. 

Maske ve sosyal mesafenin bir arada işlendiği veba maskeleri de pandemi tarihinin yaratıcı ilklerinden. Doktorların fantastik korku karakterleri gibi göründüğü maskelerin gagavari burun uzantısının amacı, hastasıyla ilgilenen doktorlarla hastaları arasındaki gerekli mesafeyi korumaktı. Hatta bu uzantılara, hastalık savuşturduğuna inanılan kokulu yağlar sürülürdü. 1918 pandemisine gelindiğinde ise maske, salgının yayılmasındaki en önemli önlem oldu ve birçok yerde zorunlu hale getirildi. 

Kişisel hijyen ve yüzey temizliğinin hastalıkların yayılmasına olan katkısının fark edilmesiyle önemi de arttı. El yıkama alışkanlığı yirminci yüzyıla kadar bir alışkanlık değildi çünkü mikropların varlığının bir teori olarak ortaya atılması 1800’leri bulmuştu. Fakat sadece sık sık el yıkayarak bile birçok hastalıktan korunabilindiği iyice idrak edilince sosyal alanlara tuvaletler kurulmaya başlandı. El yıkama ve sabun kullanmanın reklamları yapıldı. Banyo ve tuvalet dendiğinde aklımıza ilk gelen beyaz fayanslar da bu umumi tuvaletlerin getirisi oldu. Çünkü fayans temizliği kolaydı ve beyaz renk her türlü kir hemen gösteriyordu. 

Açık havanın insan sağlığı açısından önemli olduğu ve şehir planlamasına dahil olmasında da salgınların katısı bulunur. Salgın neticesinde geliştirilen alternatif eğitim ortamları yaratma fikriyle düşünülen ilk şey açık hava sınıfları olmuş. Başlangıçta Almanya’da geliştirilen açık hava okulları, birçok ülkeye ilham olmuş ve Tüberküloz salgınıyla birlikte yaygınlaşmıştır.

Kaynak: History

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

YORUM YAP