“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

GELECEKTE UYANMAK İÇİN KENDİNİ DONDURANLAR

1960’lar amerikasında insanları gelecekte çözmek üzere dondurmak fikri ilk kez popüler oldu. 1930’larda edebiyatın öne attığı bir fikirdi bu. İnsanlık tarihinde bir kez daha sanat, bilime önayak oluyordu. ⁣

Tarihte bugün, 12 Ocak 1967 yılında kriyo tüpüne giren Amerikalı psikolog Dr. James Bedford, kendini kriyojenik donduran ilk insan olarak tarihe geçti. Çeşitli topluluklarda vücudunun dondurulma yıl dönümü “Bedford Günü” olarak kutlanmakta. ⁣

Bedford, böbrek kanseri olduğu için ölümü beklemek yerine tüpe girmeyi seçmişti; bu ya bir intihardı ya da onun inanışına göre kendini geleceğin bilimine emanet etmek üzere saklamaktı. ⁣

“VÜCUDUM KALSIN, KAFAMI KORUYUN LÜTFEN!”

James Bedford, bu şekilde dondurulan ilk insan olabilir ama son insan olmadı. Kriyoprezervasyon tekniği ile vücutları dondurma ve saklama işlemi hala sürdürülüyor. İnsanları sıvı nitrojende -200 derecede donduran özel kriyonik tesisleri halen hizmet veriyor. Para tasarrufu yapmak isteyenler sadece kafalarını dondurabiliyorlar. Diriltildiğinde yalnızlık çekmek istemeyenler evcil hayvanlarını da kendileri ile beraber dondurabiliyorlar. Bunların maliyeti yaklaşık 200 bin dolar. Bu vücutlardan bazıları hala abd’deki laboratuvarlarda saklanıyor ve günün birinde bilimin onları yeniden yaşama döndürebilecek kadar ilerlemesi umuluyor. ⁣

2016 yılında ingilterede kanserden öleceği kesinleşen 14 yaşındaki kız kriyojenik olarak dondurulma hakkını kazanmak için dava açtı ve babasının itirazına rağmen kazandı. Önce kanın pıhtılaşmasını engelleyici ve kanı vücuttan çeken işlemler uygulanıyor. Sonra ceset tanka yerleştirileceği dondurulma sürecine giriyor. Toplum bu şekilde dondurulan insanları yasal olarak ölü kabul etse de bilimsel bakımdan bu kişilere ölü denemiyor. ⁣

Nörobilimciler dondurulan kişilerin sağlıklı bir şekilde geri döndürülmesine şüpheyle bakıyorlar. Bütün o mikro girinti çıkıntıların çözülme esnasında hasarsız kalamayacağını savunuyorlar. Dondurulduktan sonra yaşama döndürülmenin henüz hiçbir garantisi yok ve buna dair bir kanıt da elde edilmiş değil. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde istenen tutarlılıkta ve kesinlikte sonuçlar elde edilemiyor. ⁣

Normalde bilim, insanlar üzerinde yapılacak herhangi bir deneyin hayvanlar üzerinde başarılı deneylerden sonra yapılmasını talep eder, ama nedense bu durumda öyle olmamış. Sadece memeliler üzerinde test edilen ve orada bile işe yaramayan bu teknik yine de şirketler tarafından ücretli hizmet olarak sunuluyor. ⁣

DEPODA KALMAK VE GÜNÜN BİRİNDE ÇIKMAK…

Şirketlerin söz verebilecekleri tek şey, hastaların yeniden canlanmasını sağlamak umuduyla tıbbi teknoloji gelişene kadar onları son derece düşük sıcaklıklarda, sıvı nitrojen içinde saklamak ve sürecin takibi. Daha fazlası değil.⁣

Peki bu şirketlerin parası biterse veya bir gün depolama teknolojisi ters giderse ne olur? Hala onlara bakma yükümlülükleri var mı? Bu da açık değil. ⁣

Diyelim günün birinde teknoloji ve tıp arzu edilen düzeyde gelişti, para mesele olmaktan çıktı ve barış içindeki dünya bu donmuş vücutları yeniden yaşama döndürmeyi seçti… Çözülen kişilerin beyin fonksiyonları ve kişilikleri aynı kalabilecek mi? Uyandıkları zamana ve kültüre adapte olabilecekler mi? Onları destekleyecek dostları ve aileleri olsa bile (bazıları ailecek vücutlarını donduruyorlar) bu uyum sürecinde nasıl hayatta kalacak ve neyle geçinecekler? Bu kişiler bakıma muhtaç, izole, korkmuş ve depresif olacaklarsa yaşamı uzatmaları neye hizmet etmiş olacak? ⁣

Yasalar vücudun kriyoprezervasyon teknikleri kullanılarak korunmasına izin veriyor; ancak kryonik teknik etik bakımdan cevaplardan çok daha fazla soru üretiyor. ⁣

MSGSÜ Sinema TV’de eğitim aldı. Prodüksiyon ve post prodüksiyon alanlarında çalıştı. Bugün, editör, çevirmen ve yazar olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

YORUM YAP