“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Gemiyle Dünyayı Turlayan İlk Kaptan; Ferdınand Magellan

Dünyanın etrafını ilk kez turlayan gemilerin meşhur kaptanı Ferdinand Magellan ve mürettebatının tarihi yolculuğu, 1519 yılında bugün başlar.

Onlar daha bilmiyordur ama bu macera tam üç yıl sürecek ve sayısız kayıplar verilecektir. Hikayenin tamamını bildiğimiz bu yerden, gelecekten dönüp bakıldığında da yaşanacakları bilmenin, çok azı için caydırıcı bir etkiye sahip olacağını görebiliyoruz. Özellikle, hedefi uğruna, topraklarını ve kralını reddetmiş Magellan için. 

Evet, Magellan’ı İspanyol bir denizci olarak tanımamıza giden yolda hayatı Portekiz topraklarında başlamıştı. Burada kardeşiyle birlikte ticari gemilere yazılmış ve 7 yıl süresince Hindistan’a çıkan keşiflere katılmış, Afrika ticaretinde yer almış, hatta kendini çatışmaların ortasında bile bulmuştu. Mesleğinin yüksek enerjisini sevmişti, dönemin en önemli ticareti olan baharatın kaynağına giden yeni rotalar oluşturturma fikri, artık onun hayat amaçlarından biriydi. 

Bugün Doğu Hint Adaları olarak bildiğimiz döneminin Baharat Adalarına yeni bir rota açacak gemilerin başında olacaktır ve projesi için Portekiz kralı Manuel’in desteğini almak ister. Fakat tüm ısrarlarına rağmen Kral onu tekrar tekrar reddeder. Sürekli hayal kırıklıklarının öfkesiyle bu defa Magellan kralını reddeder ve yeni bir kraliyet desteğinin peşinde İspanya’nın yolunu tutar. Burada doğru kişilerle bağlantı kurar, akıllı bir evlilik yapar ve denizlerde keşif yapan birliğe ve en nihayetinde krala giden yolu bulur. Magellan iddia ettiği kadar iyi bir rota açıcıdır anlayacağınız, sadece biraz da şansın yanında olmasına ihtiyacı vardır. 

En sonunda 1519 tarihinde, bir süre önce vedalaştığı ailesi ve çocuklarını bir daha hiç göremeyeceği gerçeğinden habersiz, en büyük hedefini gerçekleştirecek olmanın heyecanı içinde alev alev bir Magellan, 5 gemi (Trinidad, San Antonio, Conception, Victoria, Santiago) ve 270 kişilik mürettebatı, Atlantik okyanusunu geçmek için yola çıkar. Otuz küsür günün ardından Güney Amerika kıyılarına yaklaşır ve Güneye doğru seyrederler. Uzun süren yolculuk ve Güneyin sert denizi mürettebatı isyana sürüklemiştir. Öncü olarak gönderdikleri Santiago, korkunç bir fırtınada harap olur. 

Gemi enkazından kurtarılan mürettebatı da üstlenerek beş ay daha kürek çektikten sonra 21 Ekim 1520’de bugün Magellan geçidi olarak anılan, Panama kanalından önce Atlantik ve Pasifik arası geçişin tek ve ölümcül yolu olan geçide ilk adımlarını atarlar. Düşünsenize daha oraya varmak bir yıl sürdü. Geçidin zorluğu mürettebat içindeki huzursuzluğun artmasına sebep olmuştur. O kadar ki San Antonio mürettebatı, kaptanlarını ikna eder ve gemi, gerisin geri İspanya’nın yolunu tutar. 

Geriye kalan bu üç gemi, tarihte Avrupa topraklarında doğup Pasifik okyanusuna çıplak gözle bakan, bilinen ilk insanlar olmuştur. Bir ayı geçkin süre geçidi aşmakla mücadele eden gemiler, kendini Pasifiğin sonsuzluğa uzanır gibi genişleyen sularında bulur. Geride bıraktıkları rotanın zorluğundan olacak, Pasifik Okyanusu’nun sakinliği karşısında -oysa bu okyanus da tayfunlar, tsunamiler gibi zorlu hava şartlarıyla doludur- etkilenen Magellan ona “Mar Pacifico” adını layık görür. İspanyolca “Durgun Deniz” anlamına gelen isimle Pasifik Oknayunusun isim babası olmuş olur. 

Pasifik’i aşmak tahminlerinden de uzun sürer ancak 3 ayın sonunda, Filipinler’e yakın mevkide konumlanan okyanus adası Guam, karşılarına çıkan ilk kara parçası olur. Tarihler Mart 1521’dir. İki yıla yayılan serüven amacına çok yakındır. Bu topraklarda yemek stoğunu yenileyip Filipinlere doğru yol alarak bir durak daha yaparlar. Cebu Adasına vardıklarında oradaki halka hristiyanlığı yaymaya çalışacak kadar rahatlamışlardır. Zorlu okyanus rotalarını geride bırakmanın rehaveti içlerindeki Avrupalı sömürgeciliğini yeniden ateşlemiştir. Onlar adayı o kadar benimsemek isteyince Cebu halkı komşu ada Mactan’la olan çatışmalarında Magellan’dan yardım ister. Ellerindeki Avrupa silahlarının üstünlüğüne inanan Magellan, bu teklife hayır demez. O kadar ki saldırıyı bizzat yönetir. Ne de olsa her türlü üstünlüğe sahiplerdir(!) Mactan Adası’nın karşılığı sağlam olacaktır ve bu çatışmada zehirli okla vurulan Magellan, 27 Nisan 1521 günü, hedefine en yakın olduğu, yıllardır hayalini kurup, önce ülkesini reddedip sonra başka topraklarda mevki alarak elde ettiği başarıyla çıktığı aylarca süren, iki okyanus aşarak vardığı yerde hayata gözlerini yumar. 

Onun böyle bir sebepten Baharat Adaları’na varamadığı bilmek, hayallerinin yarattığı heyecanı ve ona yaklaşmanın verdiği özgüveni ne kadar da yanlış bir amaç uğruna harcadığına şahit olmak bir ders niteliğinde. Magellan ölür ama mürettebat hedefe devam eder. Bir gemiyi daha yolda gark ettikten sonra kalan iki gemi nihayet, Maluku Adalarına varır. Buradan İspanya, Sevilla’ya varacak olan, sadece Victoria olacaktır. Eylül 1522’de, yola çıkışından tam 3 yıl sonra topraklarına varan baharat dolu geminin içinde, 270 kişilik esas mürettebattan yalnızca 18’i kalmıştır. Yalnızca 18 kişi, destansı yolculuğu tamamlamıştır. Ünlü İtalyan eğitmen ve kaşif Antonio Pigafetta da bu 18 kişiden biridir. Baharat yolunda katedilen dünya turunun tamamını günlüklerine kaydetmesi ve bu kayıtların günümüze ulaşması büyük bir şans. 

Magellan, Baharat Adalarına açılan pratik bir rota bulamamış olabilir. Ancak onun bu cesareti Avrupa’ya, Dünyanın düşündüklerinden çok daha büyük olduğunu göstermiş oldu. Serüven boyunca kayıt edilen ve haritalandırılan rota, kendinden sonra gelen gemiciler ve kaşiflere büyük bir referans sağladı. Varlığından haberdar dahi olmadıkları bir okyanus keşfedildi. En önemlisi de, hala tartışılmakta olan “Dünya düz müdür, yuvarlak mı,” tartışmasına noktayı koydu. 

Yani bir süreliğine.

Teknik detay: Bir noktadan yola çıkıp dünyayı turlayarak aynı noktaya geri gelen kişi, teknik olarak Magellan değildir. Bunun sebebi yolun sonuna yaklaşırken ölmesi de değildir aslen. Baharat Adalarına yaptığı son yolculuktan 10 sene önce Cebu’dayken (veya Malaka) aldığı kölesi Enrique, Magellan’la Avrupa’ya gelmiştir. Ardından Baharat Adaları’na yeni rota açma serüvenine dahil olarak yeniden Cebu’ya geldiği 1521 Nisan’ında, dünya çevresinde tam tur attığı bilinen ilk insan olmuştur. 

Kaynak: History

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

YORUM YAP