“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Gerçek Bir Rus Avangardı: El Lissitzky

“19. yüzyıl sanatının tarihi, çağının en çok aranan ve en iyi ödenen ustalarının tarihi değil; tersine karşı-gelenekçi olma korkusuzluğunu ve inatçılığını gösteren, zamanın egemen geleneksel kurallarını eleştirerek korkmadan didik didik eden ve sanatlarına yeni olanaklar yaratan insanın sanatı olarak ön görülmüştür.” der sanat tarihçisi Ernst Gombrich. 20. yüzyılın ilk çeyreği de sanatsal değişim ve yeni oluşumların baş döndürücü hızlara ulaştığı bir dönem olur. Yeni düşüncelerin ortaya çıktığı bu dönem, sanat alanında da yeni ve özgür adımların atılmasına vesile olur. Nesnellikten ilgisini koparan resim, yaratma özgürlüğüne kavuşmuş ve bakışını çok daha fazla genişletip görünebilir olan şeyleri iletmenin aksine nesnelerin soyut düşünsel varlığını görünür kılmaya başlar. Ressamımız El Lissitzky’nin de yaptığı budur.

 

Ressam, mimar ve grafik tasarımcısı. Olağanüstü geometrik ifadelerin yaratıcısı. Resime yaptıkları kadar teknoloji devrinin yeni tipografisini ilk geliştirenlerden olmasıyla grafik tasarımında da değeri büyüktür. Heyecanlı, hareketli, kuşkusuz çok zeki, ince yapılı, kısa boylu, biraz kavruk, hafif züppe ancak kesinlikle işini ciddiye alan bir sanatçı. Tasarımda yükselen yeni nesil onun omuzlarını kullanırken Lissitzky’i yakından tanıyalım, hakkını verelim.

 

Anavatanı Rusya’da, sanat okuluna kabul edilmeyen ve daha çok El Lissitzky ismiyle tanınan Lazar Markovich El Lissitzky, 1890 yılında bugün doğdu. Neden sanat okuluna kabul edilmemiş biliyor musunuz? Yahudi olduğu için. O yıllarda yapılan ayrımcılığın, ırkçılığın yansımalarını ve imha edemediğimiz kalıntılarını görüyoruz ne yazık ki günümüzde hala.

 

Rus avangard, süprematist ve konstrüktivist ressam El Lissitzky Rusya’nın Poçinok kentinde doğar. Annesi fanatik bir Yahudi, babası Rusça ve İbranice’sine ek olarak İngilizce, Almanca bilen ve bu dillerden; Shakespeare ve Heine’den çeviriler yapan kültürlü, açık fikirli, biraz da maceracı bir adam. 1890’ların başında göçmen olabilmek için amerikaya gitmiş, ancak hahama danışan karısı tarafından geri çağrılmış. Erken yaşlarında sanata ilgi duyan Lissitzky, çocukluğu boyunca, şu anda Belarus’un bir parçası olan Vitebsk kentinde yaşar. Daha sonra büyüannesinin yanında Smolensk’te 10 yıl geçirir ve Smolensk Gramer Okulu’na gider. Çizime olan ilgisini ve yeteneğini her zaman göstererek, 13 yaşında yerel bir Yahudi sanatçı olan Yehuda Pen’den ders almaya başlar. 1909’da Saint Petersburg’daki bir sanat akademisine başvurur, ancak reddedilir. Çarlık rusyasının ırkçı yönetimi nedeniyle diğer birçok Yahudi gibi, Lissitzky de Almanya’da mühendislik-mimarlık okur. 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla kesilen eğitim yılları sırasında uzun ve geniş kapsamlı yolculuklara çıkar. Fransa, italya, almanyada mimarisini ilginç bulduğu yapıları görür aynı zamanda halk sanatı, barı resim ve heykelinin kuralları ve Japon baskılarıyla ilgilenir. Kadere teslim olup, boş durmaz anlayacağınız. Tutkuları vardır ve peşinden koşar.

 

1912’de, eserlerinin bir kısmı ilk defa St. Petersburg Sanatçılar Birliği’nin sergisinde yer alır. Wassily Kandinsky gibi eski Rus İmparatorluğu’nda doğmuş diğer gurbetçi sanatçılar gibi Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar almanyada kalır. Moskova’ya döndükten sonra Riga Politeknik Enstitüsüne katılır. Lissitzky kısa süre sonra kendisini Yahudi sanatına adar, yerel Yahudi sanatçıların eserlerini sergiler, eski sinagogların geleneksel mimarisini ve süslemelerini incelemek ve birçok Yidiş çocuk kitabını örneklemek için Mahilyow’a gider.

 

Mayıs 1919’da, ülkemiz insanları Kurtuluş Savaşı’la yeniden varolma mücadesine başlarken Lissitzky Yahudi sanatçı Marc Chagall‘dan bir davet alır ve yeni kurulan ve 1920’de mimarlık bölümünün başına geçeceği Halk Sanat Okulu’nda grafik sanatlar, baskı ve mimarlık dersleri vermek için Vitebsk kentine döner. Artık sanatı kendi toplumu için olan sanatçı burada bildiğiniz propaganda posterleri tasarlama ve basma işleriyle uğraşır. Marc Chagall ayrıca, özellikle ressam ve sanat teorisyeni Kazimir Malevich ve Lissitzky’nin eski öğretmeni Yehuda Pen olmak üzere diğer Rus sanatçıları davet eder. Kazimir Malevich, eli boş gelmez, çoğu Lissitzky’ye ilham verecek birçok zengin fikir getirir yanında. Avangard ressamımız bu süreçte süprematizme yönelir ve Malevich’in rehberliğinde hareketin daha da geliştirilmesine yardımcı olur birlikte efsaneleşirler.

 

Süprematizm; kübizm ve geometrik soyutlama anlayışlarından beslenmiş, temel geometrik şekillerin, yalın bir biçimde bir araya getirilerek sade kompozisyonların oluşturulduğu, idealist imgelerin ve doğadaki unsurların yer almadığı, nesnesizlikten yola çıkılan, hiçlik anlayışının hakim olduğu ve duyguların tinsel olarak ifade edildiği bir anlayıştır basitçe. Süprematizmin her şeyin anlamdan ve değerden yoksun olduğunu savunan felsefesi, aynı zamanda toplumsal düzene başkaldıran ve devlet, din, aile gibi otoritelere karşı çıkan sürü-dışı tarafı bakımından elbette eleştirilip, yuhalanmış. Nesne gibi figür, natürmort, mekan algısı, ışık ve benzeri öğelerden de asla bahsedilmez, dolayısıyla hikayecilikten de uzaktır. Doğa unsurları içermeyen bir sanattır. Bu içeriksizlik hiçliği meydana getirir. Ele alınan konu “hiçbir şey”dir. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde oldukça etkili olan akım; El Lissitzky haricinde Luibov Papova, Olga Rozanova ve Ivan Puni gibi önde gelen Rus sanatçılar tarafından da benimsenmiş ve sürdürülmüş.

El Lissitzky’nin “Beyazları Kırmızı Kamayla Vurun” adlı yapıtı, Kızıl Ordu’nun anti-komünist ve emperyalist güçlerinin savunmalarına hücum edişini simgeliyor.

 

Daha 19 yaşındayken sadece Yahudi olduğu için Petrograd Akademisi’ne kabul edilmeyen Lissitzky, 1919 yılında gerçekleştirdiği “Beyazları Kırmızı Kamayla Vurun” adlı işiyle Rus devrimine olan inancını ve süprematizm etkileriyle sağlamlaşan tasarım ve anlatım gücünü ortaya koyar. Malevich, süprematizmin muhteşem geometrik soyutluğu, ressam sehpasını resmetmeyi, saf biçim ve rengin en köktenci anlatım biçimine dönüştürür; ancak bunu devletin hizmetine en dinamik biçimde sunan El Lissitzky olur. 1919 taş baskısı “Beyazları Kırmızı Kamayla Vurun” daha fazla siyaset yüklü olamazdı. Tabloda kırmızı kama beyaz daireye giriyor. Bu, Kızıl Ordu’nun, komünizm karşıtı ve emperyalist Beyaz Ordu’ya hücum edişini simgeliyor. Bu erken dönem çalışma pozitif ve negatif alanlarla zekice oynar. Lissitzky’nin süprematizmin düzlüğünü üç boyutlu görsel düzleme dönüştüren bir grup mimari tablo, çizim ve taslağı müjdeler. 1980’lerde Billy Bragg önderliğinde İşçi Partisi’ni destekleyen İngiliz aktivist müzik grubu Red Wedge (Kırmızı Kama)’in ismi de işte bu yapıttan esinlenilmiş.

 

almanyada mimarlık eğitimi almış ve sonrasında bir ressam olarak ekmeğini kazanmış sanatçının teknik deneyimi, belki de meslek yaşamı boyunca “amaca yönelik kurulum”un onun zihnini nasıl meşgul ettiğini açıklıyordur. El Lissitzky, bir sanatçının işlevinin uygulamaya yönelik bir değişiklik yapmak olduğu kanısındadır ve sanatsal tasarımını üzerine kurulmuş olduğu ve insanlar aracılığıyla var olan yeni dünyanın simgesi olarak görür.

 

Yukarıda gördüğünüz “Proun 19D” isimli resim, ressamın “Proun” adı verdiği bir resim serisinin bir parçası; bu terim, El Lissitzky’nin iki boyutlu resim ve mimari yapıların geleneksel konuları arasındaki ilişkiyi araştıran bir dizi soyut çalışma için birleştirdiği bir terim. Her parça ne iki boyutlu ne de üç boyutlu olarak değil, herhangi bir ortamda uygulanabilecek kendi kendine yeterli bir estetik konsept olarak tasarlanır. Ta 1925 yılında Gutenberg modeli baskı sistemlerinin yerine fotomekanik yöntemlerin geçeceğini görmüş, Proun serisiyle döneminin form anlayışını alt üst etmiş bir insandır.

 

Proun 19D yağlı boya ile yapılmıştır, ancak üç boyutlu tasarım belirgindir. Çok büyük cisimleri çağrıştırmasına karşın zarif bir yönü vardır, şekiller havada zarafetle salınır gibi görünürler. El Lissitzky’nin çalışmalarının bir parçasını Sovyet deneyinin projesi ile paylaştığı coşkulu ruhun uzak görüşlü fikirlere uyumlu olarak kurulacak dünyaya doğru ilerlemeye duyulan inanç oluşturur.

 

1923 yılında Berlin’de açacağı kişisel sergisi için tasarlayıp kurduğu Proun odasıyla sanatını belirli bir noktaya getirdiği Prounlardan mimarlığa yumuşak bir geçişin olmayacağını farkedip hayali Proun mekanıyla gerçek mimari mekanın ifade edilemeyeceğini görür. Prounlar gelişme ve ilerlemelerini ancak fotoğraf ve film sanatında sürdürebilirlerdi ve üçüncü boyutun gerçek mekânsal tanımıysa ancak mimarlıkta mümkündü. 1924-1926 yılları arasında birçoğu fikir projesi aşamasında kalan mimari tasarımlar yaptı. Bunların arasında henüz okul yıllarında ilk eskizlerini yaptığı “Lenin Tribünü”, bir kulüp binası tasarımı, “Wolkenbügel” adını verdiği tamamı sekiz eş yapıdan oluşacak yüksek büro binasının tasarımlarını sayabiliriz. 1921’de mimarlık bölümü başkanlığı yaptığı Wchutermas’taki okula (Sovyetlerin Bauhaus’u) 1925 yılında mobilya tasarımı ve iç mimari konularında ders vermek üzere tekrar çağrıldı. 1927’de Moskova’da düzenlenen tipografi sergisi ve 28 yılında Köln Uluslararası Baskı Fuarı’nın tüm basılı malzemesinin tasarım ve hazırlanması, sergi mekanının düzenlenmesi işleri yapan Lissitzky 28’de Stalin’in başlattığı beş yıllık kalkınma planıyla birlikte 1932 yılına kadar sürecek ve onun üçüncü mimarlık dönemi olarak gösterilen, daha gerçekçi ve pratik mimari çözümlere yöneldiği bir sürece girdi. Bu projeler arasında rusyadaki konut gereksinimine çağdaş bir çözüm önerisi olan, değişebilirliğin arandığı komün konut projesi ve modüler mobilya tasarımları sayılabilir.

 

1932’de Stalin bağımsız sanatçı sendikalarını kapattı ancak Lissitzky, 1930’ların sonlarına kadar ününü korur. Tüberküloz olması, fiziksel yeteneklerini günden güne düşürür. 1939 New York Dünya Fuarı için Sovyet pavyonu dekorasyonunda çalışır. 21 Aralık 1941’de Moskova’da hayata gözlerini yuman sanatçının gerçekleşmesini göremediği son işi; çöken nazi imparatorluğunu hitlerin iskeleti için kazılmış bir mezarda simgelediği plakettir.

 

Kaynak:

http://gmk.org.tr/uploads/news/file-1447095673333076244.pdf

https://monoskop.org/El_Lissitzky

YORUM YAP