“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

GİDERKEN VİCDANINI DA BIRAK

Ne çok şey öğrendim senden. 

Ne de çok sevdin bu vatanı. 

Bizi, aziz milleti…

Nasıl da hiç vazgeçmedin,

Nasıl da çok sevildin ama…

 

Geçen sene bugünlerde yazmıştın; “Yıllar sonra bazı yazılarını okuduğunda, aslında kendi kaderini yazdığını anlar yazar,” diye…

 

Komşunun radyosunda, her sene bu mevsimde durmadan çalan yine o hüzzam şarkı var:

Böyle mi esecekti bu mevsimde bu rüzgâr,” diye sıralamıştın sözleri bir bir…

 

Samime Sanay pek güzel okur bu hüzzamı

Bugün, bütün kuşların vefasız olduğu bu sonbahar gününde, senin için dinleyerek yazıyorum bu vedayı sana Bekir abi…

 

Ayrılık mevsimidir bu aylar…

Aklında bir hüzzam şarkı…

Bir de ayrılıkların sızısı kalır,” diyor.

 

Ne sözler ama…

Çok şarkının sözleriyle doldurmak istemiyorum buraları. 

Gittin ya kalbimde bir sızı var… 

Büyük sevdalar yasak dinlemez” diye yazmıştın. 20 Ekim 2018.

Andımıza yasak gelmesine sinirlenmiştin. 

 

Şöyle bir cümle yazmıştın; 

Şimdilik nerede aydınlık bir yüz, kımıldayan bir dudak, ıslak bir çift göz görürsen…

Anla…

Andımız’dır o…

 

Bugün andımız senin için ağlıyor, bugün seni seven bütün aydınlık yüzlerin, dudakları kımıldıyor, gözleri ıslak…

Bugün yasak dinleyemez sevdamız sona erecek zannetme…

Biz vefasız kuşlardan değiliz, senin ardından seni yaşatmak için kelimelerine, cümlelerine, fikirlerine sahip çıkacağız. 

 

2016’nın bugününde ine nefis bir yazı yazmıştın. 

 

“29 Ekim ve 10 Kasım’da Orada Olacağız.”

 

Toplantı, gösteri, yürüyüşlerimize engel koymuşlardı. 

Yine kızmıştın. 

Haksızlığa uğramanın verdiği sızı kelimelerinden fışkırıyordu. 

Yazı şöyleydi; 

 

29 Ekim ve 10 Kasım’ı içine alan “Ankara’da toplantı, gösteri, yürüyüş yasağının” tek nedeni var ortak:

 Korku…” diye haykırıyordun korkaklara! 

            *

“Bizler ‘öldük-bittik’ diyoruz…

 Onlar ‘ölüp-bitmediğimizi’ biliyorlar…

 Taşına, toprağına, suyuna sinmiş memleketin…

 Kes canını, kırmızı akar…

 Kuşların özgürlükten yana uçtuğunu anlıyor… Dağların bağımsızlığının farkında… Denizlerin her rüzgarda daha çok dalgalandığını görüyor…

 Nehirlerin tersine akmayacağını biliyor…

 Korkuyor…

            *

Bu yasak onun için…

 Geleceklerin korkusudur…

            *

29 Ekim ve 10 Kasım…

 Aydınlanma tarihimizde iki önemli gündür…

 Mustafa Kemal ve cumhuriyet…

 Birincisi; yüreğimiz…

 İkincisi; aklımızdır…

 Her ikisini tek pakette yasaklamak ise tek kelimeyle:

 Korkudur…

            *

Cep telefonumda bir mesaj hâlâ duruyor:

 ‘…Ülken ve vatanın için gösterdiğin kahramanca direnişten vazgeçme…. Ülkeni işgale kalkan hainlere dersini vermek için direnişe ve demokrasi nöbetine devam… Meydanların sahibi aziz millettir- Recep Tayyip Erdoğan…’

 Otomatikman beni de çağırıyor…

 Gece vakti…

 İnsanları yatağından kaldırıp tankın önüne çağırırken tehlikede değiller de, atalarını anmaya gittiklerinde mi

 ‘tehlike’ geldi aklına?..

            *

Pekiiii…

 ‘Darbe olacağını bilmedin de, bombalı teröristlerin Ankara’ya geleceğini bir buçuk ay önceden mi bildin?’ diyeceğim ama…

 Mesele o değil…

 Korkusunu silmek-bitirmek istiyor…

 Ne silinir, ne biter…

            *

29 Ekim’de cumhuriyete koşacağız…

 10 Kasım’da Mustafa Kemal’e gideceğiz…

 

Sen hep bizim ışığımız oldun.

Sen aydınlık yüzlerin en güzel gülümseyenlerinden oldun.

Işıklar içinde uyumak senin hakkındır. 

Ne korkarız, ne unuturuz. 

18 Ekim’lerde sana, 

29 Ekim’lerde cumhuriyete

10 Kasım’larda Mustafa Kemal’e gideceğiz…

 

Giderken vicdanını burada bırak,
bu topraklarda çiçek olup açasın…
Varsın böyle essin bu mevsim de rüzgar,
Fena mı?
Kokun karışır memlekete…
Huzur içinde uyu…
Bekir abi…

 

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP