“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

HASTA EDEN SAĞLIK TAKINTISI YAYILIYOR

Instagram, fitness saplantısı için mükemmel faunayı kurdu. #fitspiration 17,9 milyondan fazla kez kullanıldı. Benzer hashtaglere de ilgi büyük. Fitness influencer’larının her birinin milyonlarca takipçisi var. Peki, bu daha sağlıklı olmaya başladığımıza mı işaret ediyor? Yoksa şu karşımıza çıkan organik, şunsuz bunsuz gıda tabakları ve vücut yapılandırma furyasının arkasında sağlıksız bir tutum mu var?

Belki başlarda tatlı geliyor sağlıklı yaşam meşguliyeti; insana bir kontrol duygusu veriyor, kendinden eminlik kazandırıyor. ‘Ne yedim, sevdiklerim ne yedi,’ diye sık sık düşünmek ve buna büyük zaman harcamak, bazı konforsuz duyguları ve varoluşsal krizleri bastırmayı mümkün kılıyor belki. Vücudumuza arzu ettiğimiz biçimi vermeye çalışmak, kendimizi sürekli eski halimizle ve başkalarıyla kıyaslamak, belki bir yere kadar amaçlı bir insanın geleceğe yönelmesi gibi iş görüyor ve mutluluk veriyor. Ancak bir noktada ipin ucu kaçabiliyor ve bu sağlıklı yaşam merakı, esir eden bir saplantı haline gelip fiziksel sağlığa kalıcı zarar verebilecek düzeyde yıkıcı bir işleve bürünebiliyor. Ortaya çıkan sağlık sorunları – çok seyrek olgularda da olsa – ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
 
Geçtiğimiz yıllarda, ortoreksiya nervoza denilen bir bozukluk gündeme gelmiş ve tartışılmıştı. Ortoreksiya nervoza, “sağlıklı beslenme” takıntısı ile kendisini gösteren bir yeme bozukluğu. Kelime anlamı “sağlıklı doğru beslenme nevrozu.” Beden imajı bozuklukları ve aşırı egzersiz bu takıntıya eşlik ediyor. İyi beslenme ve egzersiz, daha kaliteli bir yaşam için tavsiye edilen unsurlar olduğundan, sağlıklı tutumun nerede bittiğini ve hastalıklı tutumun nerede başladığını, bilgi sahibi olmadan ayırt etmek güç.
 
Ortoreksiya nervoza, üzerinde yeterli bilimsel çalışma olmadığından henüz resmi düzeyde bir psikiyatrik yeme bozukluğu rahatsızlığı olarak tanımlanmadı ve literatüre alınmadı. Buna rağmen çevremizde git gide yaygınlaştığı ve uzmanların örneklediği vaka sayısının arttığı bir gerçek.
 
Ortoreksiya nervoza’ya neden dikkat etmeliyiz? 
 
Katkısız, kusursuzca besleyici gıda tüketmek, düzenli sporla dinç bir vücuda ve dengeli bir hormonal yapıya kavuşmak… Bunları kim istemez ki? Ancak ortoreksiya nervoza hastaları için bu isteklerin barındığı durum biraz farklı. Bu kişiler sağlıklı olduğuna inanılan yiyeceklerle ve aktivitelerle uç noktada ve aşırı düzeyde takıntılı bir ilişki kuruyorlar: 

  • Sağlıksız olmaktan aşırı kaygı duyarak sosyal hayatlarının düzenini bozuyor, beslenmedeki doğal ve içgüdüsel becerilerini yitiriyorlar.
  • Yaşam aktiviteleri kısıtlanıyor.
  • Beslenme bozuklukları (malnutrisyon) yaşıyorlar ve bu durum (çok seyrek olgularda) ölümle sonuçlanabiliyor.
  • Her yeme bozukluğunda olduğu gibi bu bozukluğun da tedavisi zorlu ve sık sık regresyon yaşayan hastaların iyileşme süreci hayli zaman alabiliyor. Bir uzman desteğini şart koşuyor bu durum.
 
Ortoreksiya nervoza hiç de hafife alınacak bir bozukluk değil.
 
Instagram ve ortoreksiya nervoza arasındaki ilişki
 
2017’de bilim insanları, Instagram kullanımındaki artış ile bu yeme bozukluğuna yakalanma riski arasında pozitif bağıntı tespit etmişlerdi. Başka hiçbir sosyal medya platformu böylesi bir bağıntı sunmuyor. Instagram’daki sağlıklı yeme topluluklarında bulunan pek çok kişi, bu yeme bozukluğunun belirtilerini gösteriyor.  Yani böylesi hesapları sağlıklı yaşam tavsiyeleri için takip ettiğimizde aslında hastalıklı davranışı benimseme ve yineleme ihtimalimiz var. Bu durumda hepimizin bir sorgulama yapması yerinde olur. Sorulabilecek sorular arasından ilk akla gelebilecek olanlar şunlar: Sağlıklı yaşam, aşırı egzersiz yapmak ve yeşilliklerimizi ölçerek yemek anlamına mı gelmeli? Bu ölçülülükteki takıntı ve bunun doğurduğu adaptasyon sorunları bir ölçüsüzlüğün işareti olabilir mi? 
 
Instagramın ortoreksiya ve anoreksiya gibi davranış bozukluklarını teşvik etmesinin pek çok nedeni var. Başlıca sebebi, Instagram’ın görsel bir mecra olması; her şeyin öncelikle estetik algı ile ilişkilendiği ve fiziksel görünümdeki “ilerlemenin” mukayese edilmesine uygun bir zemin sunması. Aynı zamanda bir bozukluk nedeniyle çevremize, topluma uyumlanamadığımızda, bu bozukluktan mustarip insanlarla birer topluluk oluşturmamıza ve davranışlarımızı normalleştirmemize de imkan veriyor sosyal medya.
 
Uzmanlar, sağlıklı yaşam saplantısı içinde yaşamanın da stres sebebi olduğunun altını çiziyorlar. Bu tip bir stresin aşırı egzersiz ve bozuk beslenme ile birlikte kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere pek çok rahatsızlığın işini kolaylaştırdığını söyleyerek bizleri uyarmayı sürdürüyorlar. Öte yandan Instagram, idealleştirilmiş beden imajını ve belli bir şekilde görünme mecburiyetini etkin bir biçimde teşvik ederek uzman görüşlerinin sesini kolayca bastırıyor.  Üstelik Instagram’daki pek çok uzman da bu bozukluğun kaymağını yemenin peşinde gibi görünüyor; kendi uzmanlıklarını bir kenara bırakıyor ve sürekli ne yememiz, ne yemememiz gerektiğinden söz ediyorlar. Bir ‘şu zararlı, bu faydalı’ bombardımanı almış başını gidiyor.
 
Toplumda süregiden tartışmalarda obeziteyi bir sağlık sorunu olarak tanımlamak ve ayırt etmek oldukça kolay. Ancak ortoreksiya nervoza hastaları, idealleştirilen vücutlara sahip oldukları ve görece sağlıklı göründükleri için perde arkasındaki ıstırabı tespit etmek güç. Her gün yüklü egzersiz yapmak sağlıklı sonuçlara yol açıyormuş gibi görünebilir, ancak çoğu zaman sadece bir takıntıyı ve kalitesi düşük, bozuk bir yaşam tarzını maskeliyor.
 
Her farklı beslenme alışkanlığı ortoreksiya nervoza mı? 
 
Yeni beslenme teorilerini heyecan verici buluyor olmanız, hayvansal gıdaları reddeden bir vegan olmanız veya çiğ beslenme, makrobiyotik beslenme, organik beslenme, işlenmemiş gıdalar tüketme gibi trendleri takip eden bir kişi olmanız takıntılı olduğunuz anlamına gelmek zorunda değil.
 
Ancak kabul ettiğimiz bu doğru ve sağlıklı beslenme ilkelerinin etkisinde yaşam kalitemizi ve sağlıklı yaşamımızı bozacak derecede, zihinsel olarak takıntılı hale geldiysek gözümüzü açma ve yardım isteme zamanımız gelmiş olabilir. Tanı için gerekli kriterler iki grupta inceleniyor:
 
A Kriter Grubu:
 
  • Sağlıklı besin ya da diyet sistemi etkisinde durdurulamayan davranışlar sergilemek (kontrol etme, okuma, araştırma vb.) ve beslenme ile ilgili bu yoğun düşüncelerden olumsuz etkilenmek. Düşünceleri durduramamak ve bu uğurda zaman kaybetmek. Örneğin; gıda takviyeleri ve vitaminlere dadanma düzeyinde ilgi duymak, beden görünümüne ve egzersiz performansına katkı yapmak umuduyla beslenme ile ilgili sürekli çaba içinde kalmak.
  • Doğru bulunan beslenme ilkeleri uygulanmadığında aşırı korkuya kapılmak, hastalanacağını veya saflığını yitireceğini düşünmek, bu kaygı ile bedensel belirtiler yaşamak, yoğun endişe ve suçluluk hissi duymak. Örneğin; sağlıklı beslenme alışkanlıklarının giderek daha katı bir hal alması, bazı besin gruplarının doktor tavsiyesi olmaksızın tümden listeden çıkarılması, temizlenme ve arınma isteğinin başı çektiği bir motivasyon ile yemek yemeden uzun zaman geçirilmesi ve bu yolla kilo kaybı.
 
B Kriter Grubu: 

  • Tarif edilen beslenme davranışına bağlı olarak beden sağlığında bozulma olması ve tıbbı sorunlar gelişmesi. İnsan ilişkilerinde; ailede, eğitim hayatında ve iş hayatında beslenme takıntısı ile kötüye gidiş görülmesi.
  • Kendilik saygısı, beden algısı ve kimlik duygusunun tam manasıyla kişinin kendi belirlediği ‘’sağlıklı beslenme’’ üzerine inşa edilmesi.
 
Ortoreksiya nervoza hastaları hayatlarını ıstırap verici bir hale getirirken saf bir niyet güdüyorlar: Daha sağlıklı ve fit olmak. Öte yandan yiyecek seçimleri, öğün planlamaları, yemek yapma ve tüketmek obsesif bir uğraşa dönüyor. Kendilerince zararlı buldukları besinlere yakın olmak bile kaygı ve iğrenme duygusu yaşamalarına yol açabiliyor ve bu şekilde beslenen kişilerle ilişkilerini sonlandırmaya çalışabiliyorlar.
 
Yiyeceklere özel anlam yükleyebiliyorlar. Bazı gıdaların bazı hastalıkların gelişmesini önlediğini ya da bu hastalığı tedavi ettiğini eminlikle öne sürmeye başlıyorlar. İnsanları beslenme şekillerine göre sınıflayabiliyor ve yargılayabiliyorlar.
 
Peki, ortoreksiya nervoza neden gelişir? 
 
Varoluşsal kaygılarla baş etmek için meyledilen bir aşırılık olduğu varsayılabilir. Burada sağlıklı beslenme ve fitness, kişinin sorunları ile yüzleşmesinin önünde bir zırh gibi iş gören bir psikolojik savunma fonksiyonuna dönüşmüştür. Vakaların bir çoğu, benlik saygılarındaki incinmenin etkisinde kalırlar; bilinçdışı bir savunma mekanizması kurarak kendi beslenme davranışlarını öncelikli ve önemli kabul edip yüceltir, diğer insanların beslenme şekillerini ise küçümserler. Sağlıklı yaşam çabaları ile daha çok özgürlük ve yaşama şevki değil izolasyon ve esaret durumu kurgularlar.
 
Yapılan araştırmalar, obsesif-kompulsif bozukluk tanısı almaya yatkın insanların ve bu tür kişilik özellikleri olan insanların birincil risk grubu olduğunu gösteriyor. Sağlık alanında çalışan ve eğitim alan tıp mensupları ve diyet uzmanları da bu bozukluğa yakalanma riski altında.
 
İyi haber: Ortoreksiya nervozanın tedavisi mümkün
 
Bu durumdaki insanlar bir uzman desteği ile ve psikoterapi ile normal yaşamlarına dönebilirler. Özellikle, eşlik eden psikiyatrik rahatsızlıkların ve diğer yaşam krizlerinin tedavi edilmesi daha iyi sonuçlar alınmasını mümkün kılacaktır.
 
Sağlıklı yaşam çabalarımız ağır bir yüke, yaşamı zora sokan bir kaygı bozukluğuna dönüşmek zorunda değil. Ortoreksiya nervozadan mustarip olduğunuzu düşünüyorsanız kendi kendinize tanı koymak yerine mutlaka bir uzmandan görüş ve destek isteyiniz.
 

Kaynak 1: BBC
Kaynak 2: Dr. Bratman & Thom Dunn

 

MSGSÜ Sinema TV’de eğitim aldı. Prodüksiyon ve post prodüksiyon alanlarında çalıştı. Bugün, editör, çevirmen ve yazar olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

YORUM YAP