“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Hastalıklı Düşünce, Hasta Vücuttan Daha Tehlikeli

Psikoloji, kısaca davranış ve zihin bilimi olarak tanımlanabilir. Psikoloji çok yönlü bir  disiplindir; insani gelişme, spor, sağlık, klinik, sosyal davranış ve bilişsel süreçler gibi birçok alt alan içerir. Psikolojinin dört temel amacı, insanların davranışlarını ve zihinsel süreçlerini tanımlamaya, onlari açıklamaya, tahmin etmeye ve değiştirmeye dayanir. Bilimselliğin yanı sıra, halk arasında psikoloji ve ruhsal hastalıklara dair damgalayıcı  varsayımlarla ve tanımlamalarla çoğu zaman karşı karşıya kalıyoruz. Aslında bu başlık altında, kişinin kendi doğruları ile kıyaslayıp farklı bulduğu, dolayısıyla yanlış olarak adlandırdığı birçok konuyu ele alabiliriz. Yanlış olarak adlandırdığımız şeyleri “hastalıklı” olarak nitelendirmek, hastalıklı düşünmekten farklı bir şey değildir. Bilinçsizce kullanılan adlandırmalar ve varsayımlar başta insanların kendilerine has düşünce ve davranışlarını baltalarken, aynı zamanda onların toplumdan izole olmalarına ve bunun sonucunda yalnızlaşmalarına sebep olmaktadır. Ruh hastalıklarına dair bazı yaygın varsayımları listeledigimizde, aslında ne kadar yanıldığımızı kolayca görebiliriz. 

  1. “Ruh hastalığına sahip insanlar ancak ilac tedavisiyle iyileşebilir.” 

Etrafımızda “garip” davranışlar sergileyen birini gördüğümüzde, o kişinin bir hastaligi oldugu kanisina vardiktan hemen sonra, kullanabilecegi antidepresanlara kafa yorariz. Antidepresanlar gibi psikotropik ilaçlar, akıl hastalığını tedavi etmek için popüler bir yol olduğundan, dogrusuna aşina olmayan insanlar ilaçların gerekli olduğunu ve hastalığa sahip kişilerin, bu tür ilaçları tüm yaşamları boyunca kullandigini varsayar. Örneğin depresyonun tedavisine yönelik yapılan araştırmalarda, bilişsel terapinin antidepresan ilaçlar kadar etkili olduğu görülmüştür. 17.000’den fazla hastayı kapsayan 186 çalışmayı analiz eden Amerikan Psikoloji Derneği, hastaların tedavi olarak psikoterapi yerine psikotropik ilaçları kullanmaları halinde önerilen zihinsel sağlık tedavilerini reddetme olasılıklarının üç kat daha fazla olduğunu savunmuştur. 

  1. “Ruh hastalığına sahip insanlar çevreleri için tehlikelidir.” 

Gunluk yasamimizda maalesef kisiye dair ilk izlenim onu bir kategoriye sikistirmak icin yeterli bulunuyor. Listemizin basinda, ilk izlenimden yola çıkarak hastaliga dair “sozde teşhis” koymustuk. Bu adimi, kisinin herhangi bir hastalığa sahip olup olmadığı bile kesinlesmemisken etrafına ne denli zararlı olabileceği düşüncesi takip eder. Farklı platformlarda, özellikle medyada, ruh hastalığı ve şiddet arasında pozitif bir ilişki kurulsa da, aslında şiddet içeren eylemlerin sadece %3-5’i ciddi bir ruh hastalığı olan kişilere atfedilebilir. Hastalığa sahip birçok insan toplumlarının oldukça aktif ve üretken üyeleridir. Amerikan Ruh Sağlığı Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, akıl hastası insanların aslında şiddet mağduru olma olasılığının daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır. 

  1. “Onlar bizden farklı.” 

İnsan kendini yalnız hissetmekten yakinirken, kimi konularda hic cekinmeden “biz” kavrami yaratir. Bu kavram, kisi tarafindan taninan kisilerle sinirli kalmaz; bir yerlerde mutlaka dusundugumuzu dusunen birileri vardir saniriz. Dusuncelerimizi kendimizle bile paylaşmaktan çekindiğimiz zamanlarda, o dusunceyi kabul etmemize fayda sağlayacak bir destek arariz: “biz kavrami.” Bu destek kisiyi, kendi düşüncesine sıkıca sarılırken karsi goruse veya gorunuse sahip herkesi lekelemesiyle sonuclanir. Medya ve film endüstrisi, ruh hastalığına sahip insanları diğerlerinden farklı düşünen ve çalışan insanlar olarak tasvir ederken, ötekilik hissini şiddetlendirir. Unuttuğumuz sey, hastalığa sahip olmak ne kadar yaygın bir durum ise, tedavi ile hastalığı atlatmanın da mümkün olduğudur. Yarattığımız yargılar, ruh hastalığına sahip insanların ihtiyaç duyduğu yardımı almalarını engeller. Yargıları durdurmanın en önemli yolu, bu konuyu olabildiğince kavramaktan geçer. Ruhsal sağlık durumu bir olayın sonucu değildir. Araştırmalar, birbiriyle bağlantılı birçok neden olduğunu öne sürüyor. Başlıca nedenler arasında genetik, çevre ve yaşam tarzı bulunmaktadır. Ruh hastalığına sahip olmak bilinenin aksine, bir suç değildir. Özellikle tedaviye erken başlandığında ve kişi iyileşme sürecinde güçlü bir rol oynadığında -sosyal yaşamdaki roller de dahil olmak üzere iyileşme elbette mümkündür.

Ben Sidal Yurt. 31 Ekim 1999‘da İstanbul’da doğdum. Türkiye’de lise eğitimimi tamamladıktan sonra, üniversite eğitimim için New Jersey’e taşındım. Psikoloji, insan davranışlarını ve zihinsel süreçlerini, buna ek olarak sosyal etkileşimleri kapsayan zengin bir alan olduğundan dolayı bu bölümde kendimi geliştirmem gerektiğine karar verdim. Şu an New Jersey’de Psikoloji alanında akademik eğitimime devam ediyorum. Ayrıca uzun zamandır, yazdığım yazıları çeşitli platformlarda paylaşmaya devam ediyorum.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Erkan

    Peşpeşe iki makale kabulü 👌 gönülden kutluyorum. 👏👏👏

    reply

YORUM YAP