“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Henrık Ibsen

Norveç doğumlu bir oyun yazarıdır Henrik Ibsen ama onu oyun yazarlığıyla kısıtlayamayız. O bir düşünür, bir filozoftur adeta. İnsanoğlunun kendini, kendi gerçeklerinden korumak için geliştirdiği savunma duvarını deler tuttuğu ayna ile. Onun tuttuğu aynaya uzun uzun bakmak her yiğidin harcı değildir. Sözüm ona “sıradan” hayatlardan, hayata yön veren gerçekleri çıkarır. En çok da çirkinliğimizi vurur yüzümüze ve “kafanı çalıştır, düşün biraz,” diye bağırır yazınıyla.

“…

*yerdeki yumaklar*

biz düşünceleriz.
bizi düşünmüş olman gerekirdi.
ayaklarının altında yuvarlanıp dönen
bizlere yaşam kazandırmalıydın.
biz görkemli bir sesle doğmuş olmalıydık.
ama şimdi, burada ip yumakları gibi
toprağa bağlıyız.

*kurumuş yapraklar*

biz gizemli sözcükleriz.
bizi kullanmış olman gerekirdi.
üşengeçliğin yüzünden
bize yaşam hakkı tanımadın.
kurtlar bizi baştan
aşağıya kemirdi.
hiçbir meyve artık bizi
başına taç olarak kabul etmeyecektir.

*havadaki bir iç çekiş*

biz şarkılarız.
bizi söylemiş olman gerekirdi.
yüreğinin derinliklerinde
umutsuzluk bizi kırdı.
uzandık ve bekledik.
ama bizi hiç çağırmadın
sana binlerce kez
lanet olsun!

*çiğ damlaları*

biz gözyaşlarıyız,
hiçbir zaman dökülmemiş olan.
tüm yürekleri ürperten
sivri buz damlacıkları.
eriyebilirdik,
ama şimdi keskin uçlarımız
inatçı bir yürek içinde dondu.
yara kapandı;
gücümüz yitip gitti.

*kırık saman çöpleri*

biz yapmadan bırakmış olduğun
güzel işleriz.
kuşku tarafından boğulan,
başlamadan önce bozulan.
yargı gününde
öykümüzü anlatmak için,
orada olacağız.
nasıl hesap vereceksin?

…”

1867’de yazdığı, 1876’da ilk kez sahnelenen ve uzun bir şiir formunda metni hazırlanmış beş perdelik tiyatro oyunu Peer Gynt’ten alıntıdır. Hepimizin bildiği şu meşhur beste de Edvard Grieg tarafından Peer Gynt için bestelenmiştir

Beyaz perdedeki en son Henrik Ibsen uyarlaması olan “The Daughter” eleştirisiyle saygıdeğer yazarı ve gözler önüne serdiği insanlığı yeniden hatırladık. Biz insanlar küçük gruplar halinde yaşamalıyız, sınırlarımız o grup olmalı. Bırakın toplum bilincini, insan olarak mini gruplarımızda bile birer televizyon gibiyiz. Açıyorum insanları her kanalda başka bir grup arkadaş, hepsi de birbirinden bedbaht, hepsi de birbirinden sinsi, hepsi de birbirinden aptal… Televizyon izleye izleye birer aptal kutusuna döndünüz. Televizyon bitti çok şükür dedik, lakin gelen, gideni arattı gerçekten ve telefonlara, daha küçük bir ekrana gömüldünüz. Şimdi kanallarınızdan değil, story ve ortamlarınızdan tanıyoruz sizi. Bu yeni versiyon aptal kutusu değil oysa, bir telefonla yapılabilenleri duysanız şaşırırsınız lakin biz onu aptal gibi kullandığımızdan icad edenin sizi ifşa ettiği bir oyuna dönüştü. O kadar komik ki dünyanın durumu, bu söz hep kulaklarımda yankılanır durur ve dış sesim şöyle der; “ÇOĞUNLUĞU DİNLEME, İZLEME, TAKİP ETME!”Ne zaman aksini yapsam hata ettim. Gelin, beni dinleyin, siz özgün olanın peşinden gidin, orada özgürlük var.

Ibsen çok özel bir adamdır. Millet sevgisi müthiş bir yazar, yenilikçi, ihtilalci ruhuyla romantiklerin üzerine bütün gerçekçiliği ile gelerek “Eleştirel Gerçekçi”liğin öncüsü olmuştur. Topluma bakıyorum da herkes iki yüzlü, üzerine bir de yüzsüz! Kişisel arzularınız uğruna yalanlara sarılıp duruyor, kendinizi kandırırken de korumanız gereken meleklerin ölümüne susuyorsunuz. İkiyüzlü yüzsüzler! Kalıtımsal bir hastalık gibisiniz gerçekten, ne yana baksak yaralarıyla çevrili bu hastalığın sanki. Öyle bir hastalık ki artık siz de Allah korkusu da çalışmıyor. Din adamlarını bile şoka sokmayı başardınız yahu. İç yüzünüzü göremeyecek kadar kirli aynadan bakıyorsunuz kendinize. Kendinize gelemiyorsunuz, çürümüş içleriniz bizim gibi bireylerin yaşamla başa çıkmasına engel teşkil ediyor. Hepinize Ibsen okumanızı tavsiye ediyorum.

Kendisi ibretliktir. Yanılmazsınız.

İbretlik bir sözü ile veda edeyim;

“Yaşamak, kalpteki şeytanlarla olduğu gibi beyindekilerle de savaşmaktır. Yazmak, bir kişinin kendi yargılama gününe başkanlık etmesidir.”

Sizi seviyorum Henrik Ibsen.

En derin hürmetlerimle.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP