“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Hermann Hesse

“İnsanın asıl işi, kendine giden yolu bulmaktır.”

1962senesinde, bugün kaybettiğimiz Hermann Hesse’ye selam olsun! Kalemi sayesinde, arayışı sayesinde ve en önemlisi bunu bizimle paylaşmaktan çekinmeyişi sayesinde onu her özlediğimizde bir kitabına sarılabiliyoruz. 

Zeki ve duyarlı mizacı, edebiyata olan tutkusunu erken yaşta keşfetmesini sağlayacak, tek tutkusu bu olacaktır. Dindar ve sert mizaçlı ailesinin yaklaşımı, evlatlarını her “eğitmek” istediklerinde onu daha da katı bir sistemin altına sokmak oldu. Yatılı okul ve din altında karakteri ezilmedi belki ama barınmaya çalışan çocuk aklı çok ama çok zorlandı. Onu ve maruz kaldıklarını düşünmek, hem de bu kadar duyarlı ve arayışını hiç bırakmayacak bir düşünürün, anlayışsızlıklarla örselendiğini görmek, bir hüzün veriyor insana. O küçük çocuğu korumak istiyor. Biliyoruz ki günün birinde dönüp baktı ve deneyimleriyle barıştı. Fakat yine de onun, daha 15 yaşında intihara sürüklenecek kadar yıprandığını düşünmek, çok acı. 

“Dindar bir ailenin çocuğuydum ve ebeveynlerimi kibarca sevdim. Beni 4. emirle o kadar erken yaşlarda tanıştırmamış olsalardı, daha fazlasını yapardım. Ne yazık ki emirlerin üzerimdeki etkisi, her zaman felaket olmuştur.”

Onun en büyük cevheri, kendi farkındalığıydı. Düşüncelerinin farkındaydı ve hep merak etti. Kendini her seferinde daha çok keşfetmenin hazzını bizimle paylaştı. İntiharıyla gelen terapileri, C. Gustave Jung’un öğrencisi B. Lang ile tanışmasına vesile oldu ve psikanalizin hikmetlerinden beslenmesinin kapısını açıyor. Edindiği her bilgi, yaşamı algılayışına yeni bir filtre eklerken o, aslında nereye bakması gerektiğini hep çok iyi biliyordu. 

“Öz benliğimden gelen telkinlere göre yaşamaya çalışmak istedim sadece. Bunu yapmak neden bu kadar zordu?”

Kendin olmak. Bu yol uzun ve sonsuz. Bir hedefi var ama yok. Çünkü varılan her kanı, sindirilen her gerçek bir diğer sorgulamaya açılan kapı. Onun cümleleriyle; “Her insanın yaşamı, onu kendine götüren bir yoldur, bir yol denemesi, bir yol taslağıdır. Hepimiz aynı derinliklerden çıkıp geliriz ama bir taslak olarak, derinliklerden çıkıp gelen bir yaratık olarak her birimiz, kendi öz amacımıza varmak için uğraşıp didiniriz. Birbirimizi anlayabilir, ama kendimizi ancak kendimiz açıklayıp yorumlayabiliriz.”

Onun yazını da hepimiz için taslak gibidir. Kendimize ne sormalıyız, kendimizi anlamak neden önemli, anlamak mümkün mü veya mümkün olması neyi değiştirir? İşte bu yüzdendir ki daha 1904’te yayımladığı ilk romanı Peter Camenzind ile gençler arasında yeni bir akıma vesile olmuş, kendilerini tıpkı Peter gibi doğada aramaya başlamış bir güruh doğmuştur. Çünkü o, ergenliğin güçlü duygularını samimiyetle anar, yetişkinlikle ihanet etmez.

İlk romanı gibi yaşamı boyunca edebiyata kazandırdığı neredeyse her kitabı, aynı etkiye sahip oldu. Bugün hala birçok kişinin başucudur Siddhartha, Bozkırkurdu, Demian

“Ben her zaman arayış içindeydim ve hep öyle olmaya devam edeceğim ancak artık, kitapları ve yıldızları sorgulamayı bıraktım. Kanımın bana fısıldadığı öğretilere kulak kabartmaya başladım. Hikayem keyifli değil; ne bir hoşluk ne de bir ahenk var içinde, tüm uydurma hikayelerde olduğu gibi. İçinde anlamsızlığın ve kaosun, delilik ve hayallerin tadı var; tıpkı kendini kandırmayı bırakan tüm insanların yaşamları gibi…”

Sözlerine ve eserlerine doyum olmayan, muktedir insan Hermann Hesse önünde saygıyla eğilmekten başka bize ne kaldı ki!

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

yorumlar (1)

  • Avatar

    Didem

    Bozkırkurdu 🌹

    reply

YORUM YAP