“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Hiç Var Olmamış Gibi

İnsanoğlu ve dünyanın geleceği, insanoğlu ve doğa arasındaki ilişki üzerine son yıllarda büyük bir yüzleşme yaşıyoruz. Dünya üzerinde aklıyla kurduğu düzene kendini kurban eden bizler, elbirliğiyle dünyayı yaşanamaz bir hale getirmeye koşuyoruz adeta. Geri dönülemez yollara saptığımız gerçeğiyle çarpıldığımız şu günlerle kalbi bu dünyanın kendi güzelliğini korumak için çarpan insanların hala azınlıkta olduğu da ayrı bir gerçek. 

Üzerine var olduk olalı, bilinçli veya bilinçsiz devam eden varoluşsal sıkıntılarımızı, ona dair teolojik, felsefik ve bilimsel teorilerimizle hafifletmeye çalışıyoruz. Özetle hem maddi hem de manevi dünyamız buhranlarla dolu. Bu buhranları yaşamın kendisi sayıp üreterek, düşünerek, severek, paylaşarak kendi küçük dünyamızda devrimler yaratıp bu buhranların üzerine çıkmak, onları verimli bir şeye dönüştürmek de mümkün, zihnimizi sarıp elimizi kolumuzu bağlayarak bizi daha da içine çekmesine müsade etmek de. Her iki durum da gerçek, her iki durum da haklı. İster iyimser ister karamsar bakalım, hemfikir olduğumuz bir şey var: hayat demek, mücadele demektir. Senaryo herkes için farklıdır ama tema aynıdır.

Hal böyle olunca Güney Afrikalı Felsefe Profesörü David Benatar bize şunu soruyor: Üremeye devam etmek ne kadar etik bir eylem? Bu soruyu bireyselci bir yerden yaklaşıyor hem de. Evlatlarının sağlığı ve mutluluğu adına her şeyi yapmaya hazır ebeveynlere soruyor: Yaşamak, büyümek bunca sıkıntıyla doluyken hiç doğmamış olmak tüm bunların nihai çözümü değil mi? Hali hazırda var olan dünyamız hakkında hiçbir şey bilmeyen bir ruha can vererek ona kötülük etmiş olmuyor muyuz? 

David Benatar bu konuyu 2006 yılında yayımladığı Keşke Hiç Olmasaydık: Var Olmanın Kötülüğü adlı kitabında detaylı bir şekilde ele almış, felsefik açıdan sorgulamıştı. İnsanların giderek yok olmasının dünyaya bir zararı olmayacağını söylerken yine insan eliyle bunu gerçeğe çevirmenin doğru olmayacağının da altını çiziyor. Yazdıklarının insanoğlunun soyunu tüketmek adına yine insan eliyle yapılmış araçlarla müdahale etmeyi meşrulaştıran bir yapısı kesinlikle yok.

Şu an ana akım bir düşünce olarak var olmasa da onun gibi düşünen insanlar anti-natalism (doğum karşıtlığı) görüşü altından toplanıyor. Hatta bir partileri bile var. Günümüz dünyasının şartları göz önünde bulundurulduğunda bu görüşün popülerleşme olasılığı yüksek. Her kuşakla evliliklerin, çekirdek ailenin tanımı ve dinamiği değişiyor. Artık ebeveynler çocuk sahip olmaya daha bilinçli bir açıdan bakıyor. Bu açıdan doğum karşıtlarının, çocuk sahibi olmanın etik bir karar olduğunu savunması hiç de yanlış değil. Hatta eğitim seviyesi arttıkça ebeveynlerin çocuk sahibi olma konusunda tereddütlerinin artması da dolaylı yoldan bu savı destekliyor.

Doğum karşıtlığının sizce bir geleceği var mı? “Varoluşla gelen ızdırapların, potansiyel iyi halden daha üstün geldiği ve dünyaya yeni bireyler katmanın, etik olarak yanlış” olduğunu düşünüyor musunuz? 

Yeditepe Üniversitesi, Çeviribilim mezunu. Makalelerle başlayan çevirmenlik yolculuğu kitaplarla devam etti. Şimdi ise özgün yazılar yazma heyecanını tatma peşinde.

yorumlar (3)

  • Avatar

    Meleyke

    Eger nezere alsaq ki,hal hazirda yaşadigimiz Yer kuresinin veziyyeti gunu-gunden daha da pisleşmeye dogru gedir ve gelecek nesillerin yaşamasi ve en esasi sağlam bir dunyada yaşamasi ucun lazim olan resurslar tukenmek uzredir.O zaman butun bunlari nezere alaraq hem Yer kuresinin hansi ki biz onu öz “ev”miz olaraq goruruk hem de gelecek nesillerin yeni ferdlerin dunyaya gelmesini etik gormurem.Cunki her kes ekoloji baximdan temiz,menevi cehetden huzurlu ve saglam dunyada yaşamalidir!Teşekkurler

    reply
  • Avatar

    Garip Gündoğdu

    Günümüzde kaleme alınmayan türden bir yazı , okurken Richard Dawkins’in Gen Bencildir kitabındaki “ İnsansı duyguları bir amipten daha fazla olmayan insan fetüsü, yetişkin bir şempanzeye gösterilenden çok daha ileri bir saygı ve yasal koruma altındadır. Ama bir şempanzenin hisleri vardır ve düşünebilir ve son zamanlardaki deneysel kanıtlara göre bir çeşit insan dili bile öğrenebilme yeteneğine sahiptir.” sözünü bir kez daha derinden hissetim.

    reply
  • Avatar

    Fatma kaya

    Ranacım yetenekli ,okuyan ,düşünen ve sorgulayan insanlar bu düşünce de son zamanlarda daha da hem fikir hale geliyorlar bence .Ben hep aynı fikirdeydim .Bir inananın dünyaya gelmesinde katkısı olması başka bir insanın bu ne kadar kutsallaştırıp ,eleştirilmez hale getirilen ,hep affedilmesi gereken ,hep iyiliğini düşünen ,hep duygularından ,iç güdülerinden dem vurulan anne baba bile olsan çok bencilce bir duygu değil mi ?Ve de dünyaya gelmek bu dünya da aslında isteğine bağlı olmaması çok korkunç gelirdi bana hep .İnsanların kendi varoluşlarını bile sorgulamaktan kaçındığı bir dünya için biraz sırqdışı gibi görünse de aslımda çok doğal bir istem bu .Ve bence son zamanlar da şunu da düşünüyorum toplum baskısı ,içgüdüsel yaklaşım ,bilinçaltı kodları veya her neyse üremek isteyen bazı insanlara da bir şekilde izin verilememeli diye de düşünüyorum .Yazın çok güzel her zamanki gibi fikirlerine bayılıyorum .

    reply

YORUM YAP