“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

İki Devin Kavuşumu

Dünya’nın değişiminin akıl almaz bir hızla ve acımasızlıkla gerçekleştiği bir dönemden geçiyoruz. Anımızda var olan her ruhun tanıklık ettiği, kabul ettiği veya reddettiği bu değişim süreci istesekte istemesekte gerçekleşiyor. Her birimizin hissettiği yeni düzenin ayak sesleri yaklaşıyor. Bu değişime yaklaşırken hem dünya sahasında politik, ekonomik olaylar, hem de astronomik olaylar gelişiyor. Bu dünyasal ve dünya dışı olayların etkileriyle yoğruluyoruz.

 

Jupiter ve Satürn, güneş sistemimizin iki devi, 2020 kabusunun 21 Aralık noktasında kavuşacak. Bu iki gezegenin kavuşumu ‘Büyük Kavuşum’ olarak da anılır çünkü bu görkemli buluşma nadiren gerçeklemesinin aksine, her gerçekleştiğinde güçlü elektromanyetik tesirler ve kozmik enerjiler ortaya çıkar. İki gezegen, 20 senede bir, aynı derecede, 200 senede bir farklı bir elementte bir araya gelir. Kavuşumların buluşma katlarında belli dönemler kapanır ve açılır. Her 20 senede ‘’küçük dönemler’’, her 200 senede ‘’büyük çağlar’’ ve her 800 senede ‘’dev devirler’’ gelişmeye başlar. Görülüyor ki kavuşum gerçekleştiğinde tarihsel olaylar, savaşlar, kıtlıklar, hastalıklar, politik olaylar, doğa olayları, iklim değişiklikleri gibi olaylar dünya sahasında gelişmiş. Kavuşum her gerçekleştiğinde çıkan kapsayıcı kozmik enerji dünyayı da etkisine almış. Bu noktada önce insan olmakla birlikte gezegenimiz içinde yaşayan her varlık bu enerjiyle dönüşüme uğramış.

 

Satürn’ün güneşin etrafında dönmesi yaklaşık 30 yıl sürerken, Jüpiter’in yaklaşık 12 yıl sürer. Böylece, her 20 yılda bir Jüpiter, Dünya’dan bakıldığında Satürn’ü yakalar. 2000 yılından bu yana ilk Jüpiter-Satürn kavuşumu ve 1623 yılından bu yana en yakın Jüpiter-Satürn kavuşumunun gerçekleşmesi bekleniyor. 20 yıl önce 2000 büyük kavuşumunda Jüpiter ve Satürn, gökkubbemizde güneşe yakın bir açıdan kavuşum yaptıkları için gözlemlenmesi zordu. Fakat 2020’nin kavuşumu rahatlıkla gözlemlenebilir olacak. Güneşten en uzak altıncı gezegen olan Satürn, tek başına gözle görülebilir en uzak ve en yavaş hareket eden gezegen. Güneşten en uzak beşinci gezegen olan Jüpiter, Satürn’den sonra ikinci en yavaş gezegen. Bu nedenle, Jüpiter-Satürn kavuşumu, zodyak takımyıldızlarının önündeki yavaş hareketleri nedeniyle en nadir yaşanan kavuşum.

 

21 Aralık 2020 kavuşumu ise aslında hem 20 yıllık ‘’küçük dönem’’ döngüsünü tamamlıyor, hem de 200 yıllık ‘’büyük çağ’’ döngüsünü tamamlıyor. 200 yıldır hakimiyet kuran toprak elementi çağı bitiyor ve yerine hava elementi çağı başlıyor. Peki bu ne demek? Toprak elementi bizim için ne ifade etmişti? Hava elementi ne ifade edecek? Satürn’ün daha ötesindeki gezegenlerin varlıklarının henüz keşfedilmediği eski dönem astrolojisinde Jupiter ve Satürn kavuşumu çok ayrıcalıklı bir yere sahipti. Hatta toplumlar, kavuşum gerçekleşeceği zaman önemli dünyevi kişiliklerin doğacağına, o çok beklenen kurtarıcının dünyaya geleceğine inanırdı.

 

Bu kavuşumun dünyaya düşen gölgesi genelde sosyal reformlar olarak gelişmektedir. Dünya çapında sosyal, siyasi ve  toplumsal dinamiklerin başka bir döngüdeki dinamiğe geçişinin tetikleyicisidir. Kavuşumlar her 200 senede element değiştirdiğinde ise, 20 senelik kavuşumları da kapsayan, büyük çağlar tamamlanmış olur. Toprak elementinin, 2000 yılından beri Boğa burcunda olmasını da kapsayarak, dünya sahasında öncelikle parayı, üretimi, ekonomiyi, tarım teknolojilerini, maddesel gücü, ülkeler arası savaş ve barış dinamiklerini etkilediği bilinir. Özellikle toprak elementinin etkin olduğu süreçlerde, materyalizm önem kazanmıştır.

 

2020’nin Jupiter- Satürn’ü ile birlikte, sonraki 200 senelik büyük çağın sonuna kadar, kavuşumlar hava elementinin konuları (burçları) üzerinden gerçekleşecektir. 2020’de Kova burcunda birleşerek yola çıkan kavuşum ile birlikte materyalizmden, sancılı da olsa, kurtulmaya başladığımız bir döneme girdiğimiz öngörülüyor. Uzun zamandır var olan bu anlayıştan kurtulmak elbette bir kavuşumla bir gecede olmayacaktır. Bir nevi dayattığımız her şeyin sonuçlarını yüzümüze yüzümüze yediğimiz bir dönem yaşıyor olacağız. Ki başka türlüsü bir değişimden anlayacağımızı düşünmüyorum. Teknolojik gelişmelerin ön planda olacağı ve dünya dışı ile ilgili bilimlerin temsil ettiği önemden hak ettiği öneme geçeceği tahmin ediliyor. Teknolojik imkanların önünün açılmasıyla uzay projelerinde önemli tarihi atılımlar yapılacağı öngörülüyor, ki bu kolaylıkla tahmin edilebilir bir mesele, çünkü halihazırda uzun süreçleri kapsayan vizyonlu projeler için dünya çapında adımlar atılıyor.

2001 yılının Temmuz ayında Sakarya'da doğdu. Sakarya Üniversitesi'nde Görsel İletişim Tasarımı 2. sınıf öğrencisi. 10 yıl kadar karate branşı ile uğraştı. Milli sporculuk geçmişi var ve 2017 yılında dünya üçüncüsü oldu. Sanatın her alanına duyduğu ilgiyle okuduğu bölümü entegre ederek daha da gelişmeyi hedeflemektedir. Özellikle sinemaya çok ilgi duyuyor. Bilgilenme, farketme, tanıma ve üretme süreci hayatının her anına eşlik ediyor.

YORUM YAP