“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

İmam Osurursa Cemaat Sıçar

Bu söz Sürûrî’nin bir dizesinden…

Herkesin aklına gelen ilk tanım cemaatin imamı örnek almasıdır. Lakin bu atasözümüzün esas anlamı bu değildir. İmamlar, cemaat yani insanlar tarafından bilirkişidir. Din ve inanç hususunda yapılması ve yapılmaması gerekenleri, günahı sevabı, doğruyu yanlışı en iyi bilen demektir. Şimdi imamların herhangi bir tanesi, cemaat tarafından günah olduğunu bilinen bir şeyi yapacak olursa, cemaat de “bu günah ya da haram değil yahu haydi biz de yapalım” fikri oluşur. Beyin diyor ki; “Koskoca imamlar bile çocukları taciz, tecavüz ediyor, ben de edebilirim.” İmam bozunca, cemaat suistimale başlıyor özetle.

İskender Pala hikayesini anlatmıştır buyurun;

“Vaktiyle dini hassasiyeti olan bir köyün genç ama şişman imamı, bir öğle namazının farzını kıldırırken secdede kendine hakim olamayıp yüksek perdeden yellenmiş. O anda cemaatin tepkisini düşünüp selam vererek namaz bozmamış ve henüz cemaat secdede iken usulca aradan süzülüp evine varmış.
 
 – Hanım, demiş, pahada ağır yükte hafif ne varsa al, kaçıyoruz; gerisini yolda anlatırım.
 
 Gidiş o gidiş; yıllarca imam geri dönüp bakmamış. Ama ne var ki hanımın yıldan yıla durumu artmış. Çoluk çocukla birlikte kadının takazası da büyümüş:
 
 – Bey, bizim o köyde tavuğumuz, koyunumuz var idi. Evimiz kim bilir ne oldu? Çeyizimi senin yüzünden kaybettik, eşyalarımızı heder ettin…
 
 İmam efendinin canına tak edince bir gün,
 
 – Peki demiş, hatun, gidip şu köyü bir yoklayayım.
 
 Merkep sırtında iki günlük yoldan sonra içi titreyerek köyün yamacına varmış. Hep “ya hâlâ beni tanıyan ve o günü hatırlayan var ise!” diye düşünüyormuş. Köyü yoluna saptığında 10-12 yaşlarında bir çocuğun kuzu otlattığını görmüş. Biraz istihbarat toplamak için yanına yaklaşıp selam verdikten sonra sormuş:
 
 – Sen bu köyden misin evlat?
 
 – Evet amca!
 
 – Falanca ne yapıyor?
 
 – O mu, sizlere ömür amca, geçen yıl kaybettik.
 
 – Öyle miii? Vah vah, Allah rahmet eylesin (içinden de “oh oh!” diyormuş.)
 
 – Ya falanca?
 
 – Üzerinize afiyet o kötürüm oldu, evden çıkamıyor.
 
 – Tüh tüh tüh! Allah şifa versin! (yine içinden “oh oh” çekmiş.)
 
 – Feşmekanca adam iyi mi peki?
 
 – Sorma amca, onun da gözlerine kara su indi, kimseyi göremiyor.
 
 – Eyvah, eyvah, eyvah! Ne hoş insandı!
 
 İmam böyle böyle “vah vah, tüh tüh, oh oh!” diyerek bütün cemaati saymış. Hepsi ya yatalak, ya göçkün, ya âmâ… İçi rahatlamış ve “artık huzur-ı kalp ile köye gidip mallarımı isteyebilirim!” diye düşünerek çocuğa veda ederken gönlünü almak için başını okşamış ve sormuş:
 
 – Aferin sana delikanlı, kaç yaşındasın sen bakayım?
 – Valla amca yaşımı bilmiyorum ama imamın osurduğu sene doğmuşum!
 
 ***
 Ünlü şair Sürûrî böyle bir vak’ayı işitir de buna tarih düşürmez mi? Hemen yapıştırmış:
 
 ‘kubbeyi gümletir zarta-i şişman imam
 k’eylememiş secdede mak’adına ihtimâm
 güldü müezzin dedi sürûri târihin
 sı.dı cemâat yine çünki oss.du imam
 
 Bu son dizenin ebced rakamıyla karşılığı 1188 hicri tarihini veriyor. Miladi karşılığı 1777. Yani Sürûrî’nin yaşadığı döneme (1752-1814) uyuyor. Belli ki bu kıt’a halkın diline pelesenk olunca birileri son dizeyi deyim haline dönüştürüvermiştir.”

Şimdi bunu neden anlattım?
Çünkü taciz, tecavüz, istismar Susan Brownmiller’ın tanımlamasıyla şehvet arzudan değil, şiddet ve güçten kaynaklanan suçlardır. Bu suçları işleyenler sapık değildir. İnsanlık tarihinin kolektif hafızası ile tutsan koparacak olduğun penisini silah zannetmesidir. Erkeğin kendini bir “s.k” zannetmesinin sebebi budur. Bu dünyada kadın ve çocuklara silahını doğrultan bu psikopatların silahları ellerinden alınmalıdır. Bir katilin elinden silahını aldıkları gibi, penisini silah zannedenlerin de bu güçten mahrum bırakılması lazım gelmektedir. Penislerini büyütebildikleri anlarda bedensel olarak da bir şişme ile kendilerini dev aynasında gören canavarlara dönüşme sebepleri budur. Özetle taciz, tecavüz ve istismar cinsellikle ilgili değildir.

Gelelim imamlara…

Şimdi bugün bu suçların şiddetlenerek arttığı ülkemizde güç kimlerde?
İmamlarda ve imam dostlarında. Bizzat politik ve insani açıdan her birimizin hakkına tecavüz edenlerde. Bizzat çocuklara tecavüz edenleri serbest bırakanlarda. Bizzat kadınlara tecavüzü cezasız bırakanlarda. Bizzat kadınları, transları, eşcinselleri bütün cinsiyetlerin canını alanlara iyi hal indirimleri yapanlarda. Tecavüzcüsü ile “zamanla seversin” iğrençliği ile evlendirince sorun çözülecek sananlarda. Çocuklara tecavüz eden vakıflar kuranlarda. Taciz, tecavüz ve istismarcıları aklayıp başlarına neredeyse taç takanlarda. “Helal Tecavüz” olgusu yaratanlarda. Kuran okurken kadını elleyerek taciz edenlerde. Kuran kursunda çocukları istismar edenlerde. Yargı, yasama ve yürütme; adalete hakka tecavüz edenlerde. İş birlikçi şirketlerin vergi borcunu silerken halkın cebine elini sokup neredeyse cinsel organlarımıza kadar daldıranlarda. Tecavüzün bir şiddet biçimi olduğunu çok ama çok iyi bilerek ve özellikle bu halka, milyonlarca insanın emeğine, hakkına, kadına, çocuğa, bebeğe tecavüzü normalleştirenlerde. Bugün milyonlarca insanı açlık ve sefalete sürükleyenlerde. Güç bunlarda işte.

Güç bunlarda olunca güçsüz, eğitimsiz, kimsesiz kalanlar sessiz kalmak zorunda kalıyor. Belki de istemeden buna dönüşüyor. Bugün hakkı gasp edilen her yaştan insan nasıl susuyorsa, taciz, istismar ve tecavüz edilenler de böyle susuyor işte. Fiziksel saldırı olarak kabul edilmeyip cinsel olarak nitelendirilen bu suça ortak olanlar seksen milyon insanı nasıl da susturdu ama! Yazık bu vatana! Yazık o toprak altında yatan Atama, yazık tam bağımsızlık ve barış için canlarını feda eden insanlarımıza. Yazık ulan hepimize! Kendine gel Türk Milleti!

Ona buna suç atmak kolay. Yeter artık sıktın. Ya sorumluluk al ya da duyarlı gibi davranma. Sahteliğinizden kusmak istiyorum. KORKAKLAR! Ben artık bu iktidarın hayatlara olan bu tecavüzünden zevk almaya başladığınızı düşünmek üzereyim. Cinsel iktidar ilişkileri altında müdahalesizliğiniz midemi bulandırıyor. “Dur, yapma” deyip durmandan sıkıldım. Ya artık kavra silahından, kopart at ya da “yapma” deme çünkü bana buradan rızan var gibi görünüyor. Hakkı gasp edilen, taciz, tecavüz ve istismara uğrayan, aç kalan, mağdur bırakılan her bir vatandaşımızın günahı boynunuza. Ben ne imam tanırım ne de cemaat! Ben bir tek kendimi tanır, kendime bakarım.

“Hükümdar bilge bir polis aracılığıyla, halkı düzene ve itaate alıştırmaktadır. der Foucault. İtaate alıştınız. Korkuyorsunuz ve çarenin “siz” olduğunu farkında olamayacak kadar zavallısınız. Bu size yıllardır işlenen ve dayatılan düşünce. Tarihin akışını değiştirecek bir Atatürk bekliyorsanız çok beklersiniz. Doğmayacak öyle biri daha bu topraklarda. Kendinden utanmıyorsan bu vatanın çocuklarından utan! Çünkü onlara tecavüz eden sensin! Biraz onurunuz varsa artık ya tek yürek olur bütün haklar bütün insanlar için mücadele edersiniz ya da susarsınız. Siz korkakların vızıltısını duymaktan bıktım usandım! Kendi mutluluğunuz için şu vatanı satmanızdan bıktım usandım!

“Parti iktidarda olmak istiyordu, çünkü halk kitleleri özgürlüğü kaldıramayan ya da gerçekle yüzleşemeyen, dolayısıyla kendilerinden güçlü birileri tarafından yönetilmesi ve sistemli bir biçimde aldatılması gereken zayıf, korkak yaratıklardı. İnsanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu.”

İşte bu mutluluk yalanını seçenlere de osuran imam mubahtır! Sıçıp batırdınız tebrikler, böyle bokunuzla oynarsınız işte.

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP