“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü

Gün geçmiyor ki hakkı verilmeyen bireyler için, bir gün daha, birleşmiş milletler tarafından ilan edilmesin sayın okur. 1999 senesinde kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla ilan edilen bu gün, insan adına bir utançtır. Şimdi size neden 25 Kasım olarak ilan edildiğini anlatacağım.

Sene 1960.
dominik cumhuriyetindeyiz.
Ülke o dönem diktatör Rafael Trujillo tarafından yönetiliyor.
Kendisi 1918 senesinde orduya girerek, amerika işgali altındaki ülkesinde amerikan deniz piyadeleri tarafından yetiştirilmiş bir asker. Ne hikmetse bu abd yetiştirmesi albaylığa yükseliyor hızlıca ve 1930 senesinde başkan Vaquez’i darbe ile deviriyor. Tam otuz bir; bakın, 31 sene dominikte iktidarı elinde tutuyor. Mutlak bir egemenlikten söz ediyorum. Bu süreçte kendini başkomutan ilan etme, ona karşı gelen siyasileri öldürtme, makamlara eşini dostunu akrabasını yandaşını getirme, halkı manipüle edip birbirine kırdırma, mafya ile iş birliği; ne ararsan bunda. Bilirsiniz işte diktatörleri…

Tabii kendisi dozu artırdıkça, muhalefet de karşısında birleşmeye başladı. En sonunda adamı ve birlikçilerini öldürmek zorunda kaldılar. Öyle birisi işte. İşte bu psikopat, sosyapat, ruh hastası adına ne derseniz işte, kendisine karşı mücadele veren üç kadına öyle bir şey yaptı ki…

Mirabal Kardeşler…
Diktatör Trujillo’ya karşı mücadele veren cesur kadınlar; Patria, Minerva ve María Teresa!
Bu kadınların mücadelesi bütün ülke çapına yayılmıştı. Bizler demokrat parti belasını yaşarken, onlar dominikte başka bir kıyımla mücadele ediyordu. Trujillo, “Ülkede iki tehlike var: Kilise ve Mirabal Kardeşler” şeklinde bir açıklama yaptıktan hemen sonra korkunç bir olay yaşandı. 1960 senesinin bugününde bizim topraklarda Adnan Menderes ve Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur, Başbakanlık örtülü ödeneğini yasalara aykırı biçimde kullanmaktan yargılanıp mahkum oldukları dava başlarken, dominikte bu üç kadın diktatörlük polislerince durduruldular. Bu üç kadın ile şoför Rufino de la Cruz dövüldüler ve boğazlanarak canice öldürüldüler. Bu cinayeti örtbas etmek için ise cesetleri cipe koyup uçurumdan attılar. Olay Trujillo’nun yandaş gazetesi El Caribe tarafından araba kazası olarak duyuruldu. Lakin bu plan diktatörlüğü uçurumdan yuvarlayan hamlelerden oldu. Kardeşlerin kurdukları Clandestine Hareketi öldürülmelerinden bir yıl sonra diktatörlüğün yıkılmasında çok önemli rol oynadı.

Şimdi, her önemli günde olduğu gibi, kendini ortaya masum gibi atan birleşmiş milletleri kim kurdu? Cevap amerika! Yani dünyanın en büyük sömürgecileri; amerika, ingiltere, fransa, rusya ve çin önderliğinde kuruldu. İkinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkan büyük devletlerin liderliğinde oluşturulmuştur. Yine bu savaşı çıkaran aynı devletlerin kurduğu birleşmiş milletlerin amacı yaşanan savaşların tekrarını önlemek, uluslararası barışı ve güvenliği korumak…

Yani inanın bana bu kadar ikiyüzlü yüzsüzlük görülmemiştir. Savaşı başlat, mağduru oyuna, barış yanlısı rolleri keseceğin sahneni kendin yarat, hiç yüzün kızarmasın, yargı dağıt. Amaçlarını şöyle tanımlıyorlar bakın;

“bm, dünya barışını, güvenliğini, sosyal ilerlemeyi, yaşam standartlarını yükseltmeyi, insan haklarını desteklemeyi ve dostane ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan bir kuruluştur. Savaşları ve barışa dönük tehditleri önlemek, ülkeler arasında dostane ilişkiler kurmak ve uluslararası ekonomik ve sosyal işbirliğini sağlamak temel amaçlarıdır. ‘Adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma, sosyal eşitlik’ haklarını tüm ülkelere eşit oranda sağlamak, temel amacıdır.”
Trajik. İnsanoğlunu düpedüz salak yerine koymak bu. Kadına şiddetin bugün bile hala korkunç derecede var olduğu bir dünyada kendilerine aydın ve gelişmiş diyen bu ülkeler değil mi dünyada olup bitene susan? Bu ülkeler değil mi bütün dünyayı sömüren, savaşları başlatan, kuralları koyan? dominik kim tarafından işgal edildi? Kim o diktatörü başa getirdi? Kim eğitti yetiştirdi? Cevap elbette alttığım üzere amerika ve yaratıcıları bu ülkeler. Kim ülkeyi br caninin yönetmesine 31, otuz bir sene(!) göz yumdu? Cevap yine aynı. Kim bu dominik halkına çile çektirenler? Cevap yine aynı. Kim Mirabal Kardeşlerin katledilmesine sebep olanlar? Cevap yine aynı. Kim, bu günü alıp kurdukları sahte kuruluşla farkındalık günü ilan ederek duyar kasanlar? Cevap yine aynı.

25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ile 6 Şubat “Uluslararası Kadın Sünnetine Karşı Sıfır Tolerans Günü” günü arasındaki farka bakın bir de. Neden birinde sıfır tolerans birinde mücadele? Biri farkındalık, biri sadece “günü”, “koruma günü”…? Kadına şiddete sıfır toleransa gerek yok; yani kadına şiddet olsa da olur. “Mücadele etsek” diyen bir zihniyet bunlar. Açıkça kelimelerle ve eylemlerle insanlığın en temel haklarını gasp ediyorlar.

Bakmakla görmek arasındaki farkı ve analitik düşünmeyi elden asla bırakmayın. Bırakmayın ki kimse size şiddet gösteremesin. Cinsiyetiniz umrumda değil, bu şiddet hepimize yapılıyor. O yüzden siz kendinize iyi bak’ın, bak’tıkça hakikati göreceksiniz.

Şiddetin her türlüsüne hayır.

Kendi arasında birleşmiş milletlere kalmadı kadınların veya insanlığın haklarını savunmak. Vermeyen, gasp eden onlar zaten. Haklarımızı ve yaşadıklarımızın hesabını versinler, mevzu kapansın.

Yeter artık! İnsanlığımızı sınamasınlar!

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP