“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

KAHVE(EVİ) KÜLT(ÜR)Ü 02: ETİYOPYA’DAN İSTANBUL’A (575-1543)

Kahve sayesinde oluşan sosyal hayatı ve mekânları aktardığım bu yazı dizisinde, bu hafta Etiyopya’dan Yemen’e, Arabistan’a ve Mısır’a uzanıyoruz.

Başta bireysel ve toplu ibadetlerde takviye uyaran olarak kullanılan kahve, Afrika’dan Asya’ya seyahati boyunca gündelik kent yaşamına ve ticari hayata yayılmaya başlar.

Meyveden kavrulan çekirdeğe, doğadan insanlara (575-850): Kahvenin varoluşsal zekâya katkısı başlar…

Efsaneye göre kahve -teknik olarak insanlardan önce- keçilerin sosyalleşmesini sağlamış. Etiyopyalı çiftçi Kaldi, kahve meyvesi yemekten dolayı Torosların dağ keçilerine rakip olabilecek kıvama gelmiş dopingli keçileri izleyerek kahvenin etkilerini keşfetmiş. Hemen, yakınlarda konaklayan Arap derviş Şazili ile bu keşfini paylaşmış. Ancak Şazili ve diğer dervişler Kaldi’ye inanmamışlar ve meyveleri ateşe atmışlar. Kavrulmaya başlayan kahve çekirdekleri, ortama nefis bir kahve aroması yaymış. Bir “eureka!” ânı yaşayan Kaldi ve dervişler, hemen bu işi ticarete dökmek…. hayır, o sırada kahve ticaretini pek düşünmemişler sanırım. Onlar sadece kavrulan çekirdekleri öğütüp kaynar suda demleyerek içecek hâline getirmişler. Kahve, Afrikalı çobanlar için canlanmak ve zinde olmak; sufiler içinse uzun gece ayinlerinde uyanık kalmak amacıyla kullanılan bir uyaran olmuş.

Etiyopya’dan Yemen’in Muha ve Aden kentlerine (850-1400): Kahvenin varoluşsal huzura ve sosyal yaşama katkısı devam eder…

Zamanla kahve, farklı ülkelere seyahat ettikçe ve resmi evraklara kaydedildikçe yolculuğunu netleştirmeye başlar. Afrikalı köleler ve dervişler ile kahve, en yakın ticaret limanı olan Yemen’in Muha (Mocha) kentine ulaşır. 11. yüzyılda kahvenin Yemen’de kullanıldığı kayıtlara geçer. 15. yüzyılda yine dervişler aracılığıyla kahve, Muha’dan Aden kentine ulaşır. Aden müftüsü, dua ve ayinlerde dikkat ve akıl huzuru sağladığı için, dervişlere kahve içmelerini önerir. Birlikte kahve keyfi ve sosyallik, dinsel amaçlarla Aden’de başlar. Alimler, tacirler ve dervişler, “Bilgelik Okulları” denilen, Aden’in bu erken dönem kahveevlerinde quishr (kahve meyvelerinden yapılan bir çay) içerek sohbet ederler ve gece boyu süren dualarda uyanık kalırlar.

Yemen’den Suudi Arabistan’ın Mekke kentine (1400-1500): Kahve’nin ticari hayata katkısı başlar…

Araplar kahveyi sadece yetiştirmek ve içmekle kalmazlar, ilk kez kahve ticaretini başlatırlar. Muha’daki dervişler, dünyanın bilinen en eski kahve harmanı olan Muha Kahvesi’ni (Mocha Java/Old Java) keşfeder ve ihraç ederler. Kahve ticaretinin tekeli olmak için, ihraç ettikleri çekirdekleri kaynatıp satarak başka yerlerde yetiştirilmesini önlerler.

Kahve, 1470-1500 yılları arasında Aden’den Suudi Arabistan’ın Mekke kentine ulaşır. Cami yakınlarında “Kaveh Kanes” denilen kahveevleri bulunur. Camiye gidenler, esnaf, gezginler ve hacılar, bu kahveevlerinin müdavimleri olur. Mekke’yi her yıl ziyaret eden binlerce hacı, yasaklanan şaraba alternatif olan kahveyi “Arabistan Şarabı” ismiyle dünyaya yaymaya başlar.

Suudi Arabistan’dan Mısır’ın Kahire ve İskenderiye kentlerine (1510): Kahvenin akademik hayata katkısı başlar…

Üniversite yaşamımız kahve sponsorluğunda geçti, değil mi? O teslimleri ve ödevleri bitirmek için fincanlar dolusu kahve eşliğinde sabahlarken biz de zikrin trans hâline geçmiş oluyorduk neredeyse. Hele sabaha karşı 5’ten sonra siz de ancak Türk Sanat Müziği ve tasavvuf müziği dinleyebilenlerdenseniz, sanırım o çağlardaki sufilerin ruh hâllerine bir nebze yaklaşmışız diyebilirim. Evet, öğrencilerin evrensel olacak kafein bağımlılığı işte 1510’larda Mısır’da başlar. Mısır’ın Kahire ve İskenderiye kentlerine varan kahve, Kahire’nin İlahiyat Okulu öğrencilerinde alışkanlık hâline gelir.

Mısır’dan Anadolu ve İstanbul’a (1517-1543):

Kahvenin “Türk Kahvesi” dönemi başlar…

Kahve ticaretinde önemli rol oynayan Mısırlı tüccarlar, Cidde’den getirdikleri kahveyi Kahire ve İskenderiye üzerinden İstanbul’a, Suriye’ye, İran’a ve Güney Hindistan’a ulaştırırlar. 1517 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Yemen’i ele geçirir ve kahve içilen topraklar imparatorluk sınırları içinde kalır. 1517-1519 yıllarında İskenderiye’den İstanbul, Eminönü’ne, Müslüman tüccarlarca kahve sevkiyatı başlar. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Yemen Valisi Özdemir Paşa, 1543 yılında kahveyi Topkapı Sarayı’na getirir. Artık Türk Kahvesi dönemi İstanbul’da başlamıştır.

Sonraki yazı: Kahveevi kültürünün 16 ve 17. Yüzyılda İstanbul’da yaygınlaşması

Kaynaklar:

“Kahveler Kitabı” -Salah Birsel

“Coffee Obsession” -Anette Moldvaer

“Kahvehane Kültürü” -Yrd. Doç. Dr. M. Cengiz Yıldız

“Kahvenin Hikayesi” -Stewart Lee Allen

“Osmanlı Kahvehaneleri: Mekân, Sosyalleşme, İktidar” -Ahmet Yaşar

“Kafeist Manifesto” -Steven D. Ward

“Kahve: Topraktan Fincana” -Cenk R. Girginol

“Bunchum: Ortak Noktamız Kahve, Gerisi Bahane” -Başak Tolga

“Kahve: Sohbetin Bahanesi” -Deniz Gürsoy

Fotoğraf kaynakları:

https://caffeinetime.files.wordpress.com/2011/06/coffeeacademy_ft7.jpg

https://i.pinimg.com/originals/b9/cf/12/b9cf124edc654138332b4920baff2c8f.jpg

https://media.npr.org/assets/img/2013/04/23/51241303-1dc9bdc44ec53954456b8a56bc1c049d3e571ec3.jpg

https://media.gettyimages.com/illustrations/arabic-coffeehouse-in-the-19th-century-wood-engraving-published-1893-illustration-id1220184265?s=2048×2048

https://media.istockphoto.com/illustrations/egypt-cairo-coffee-house-illustration

id1129603907?k=6&m=1129603907&s=170667a&w=0&h=sqvlDR_EN0Q3SxBmUBtQkSr4xlHG6kM_CWjM-4q-qZM=

https://www.antiqueprints.com/images/ai0/i0933.jpg

https://media.istockphoto.com/illustrations/egypt-cairo-coffee-house-engraving-from-1864-magazine-illustration-id471300961

https://www.earthstoriez.com/wp-content/uploads/2017/12/coffe-port-1024×682.jpg

1986’da Antalya’da hayata başlayan Tolgay; Özel Üsküdar Amerikan Lisesi ve Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu, TeCe Mimarlık ve Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri’nde mimar olarak; Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak birer sene çalıştı. İTÜ Mimari Tasarımda Bilişim Yüksek Lisans Programı’na ve Bahçeşehir Üniversitesi Caz Okulu’na caz vokal olarak da kabul edildi; Ferhat Öz, Sibel Köse ve Başak Yavuz'dan vokal eğitimi aldı.2018’de kurduğu Filtre Platform, İstanbul’un çeşitli kafe ve sergi mekânlarında sanat/tasarım üzerine disiplinler ötesi kulüp buluşmaları, söyleşiler, keşif gezileri, atölye çalışmaları ve sergiler düzenledi. TAK ile birlikte 40 sanatçı/tasarımcı ve 28 adet etkinliğin dahil olduğu 12 saatlik Tesadüfler Festivali’ni düzenledi. İ ME CE bünyesinde, farklı disiplinlerden oluşmuş büyük ekibiyle “Askıda Aralık” ismindeki 60 metrelik etkileşimli bir parkur yerleştirmesini ve “Askıda An” isimli deneysel konserini tasarladı ve uyguladı.Alternatif, sıradışı ve özgün yaratıcılığa öncelik ve değer veren Tolgay, Provalar isimli özgün yaratıcılık atölyesi ile herkesin içindeki yaratıcı potansiyeli ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor, bir yandan da yaratıcılık koçu ve eğitmeni olma yolunda ilerliyor.

YORUM YAP