“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kanuni Sultan Süleyman ve Doz aşımı

Kanuni Sultan Süleyman’ı öldüren hakikati, bugünkü ölümünün üzerinden yüzlerce sene geçtikten sonra öğrendik. Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ı yataklara düşürerek öldüren gut hastalığıydı.

Sayısız hanedan ve kralı pençesine düşüren hastalığa bol miktarda kırmızı et, alkol, sigara tüketimi neden oluyor. Anlaşılan adı Kanuni olmasına rağmen sevdiklerine ve evlatlarına adaletsiz davranan Süleyman, kendine de pek adil olmamış. Peki kış aylarında sefere çıkan askerlerine hastalanmasınlar diye küflü peynir yedirerek penisilinden önce penisilin tedavisi yapan Kanuni neden kendine bakmadı? Peki ya Hürrem ve onu seven niceleri… Bu kısım biraz muamma. Yarın olmayacak gibi yaşamak güzel de yarınlarına haksızlık edecek gibi şuursuzca yaşamak pek akıl işi değil.

Hazır sözü açılmışken Kanuni Sultan Süleyman & Penisilin & Alexandre Fleming’den söz edelim. Öncelikle Penisilin nasıl bulundu kısaca hatırlayalım;

İskoçyalı bilim adamı Alexander Fleming, sürekli bakterilerle ilgili çalışmalar yapar ve bakterileri öldürecek bir madde arar durur. Fleming’in penisilini keşfetmesi küçük bir laboratuvar kazasından doğar. Fleming, Stafilikok bakterisini kültür kaplarında çoğaltır. Kaplar yıkanmadan bir ay kadar bekletilir, e haliyle üstüne bir şeyler konacak onun. Beklenen olur ve bir küf konar. Döndüğünde, küflenen kapları yıkarken birinde küfü fark eden Fleming meraklı olunca bekler sonucu ne olacak görmek ister. İyi ki de beklemiş. Bu detaycı ve meraklı bilim adamı sayesinde küfün içerisindeki bir maddenin, bakterinin çoğalmasına engel olduğunu görür. Maddeyi küften ayırır ve ona “penisilin” adını verirler. Penisilin, 1000 kez sulandırılsa bile bakteriyi öldüren bir güç. O dönem kimseyi inandıramaz tabi klasik. Anlamadığına düşman olan hadsiz ırk. Tıpkı Kanuni gibi. Çocuklarına bile düşman olup öldürmesi başka hangi nedenden olabilir?

Florey ve Chain Dr. Paine, 1930’da penisilin ile 4 hastanın göz iltihabını tedavi eder, ama bunu yayınlamadan. Florey ve Chain, 1938’de Oxford Üniversitesi’nde küf mantarından ürettikleri penisilini saflaştırıp enjekte edildiğinde zavallı fareler hiçbir zarar görmeyince, 50 fareye streptokok bakterisi verip hasta ederler. Yarısına penisilin verilir,  diğer yarısına verilmez. Penisilin enjekte edilenlerin hayatta kaldığını gördüler. Yeni penisilin üreterek, kanı zehirlenmiş bir çocuğu, sırtında kan çıbanı olan bir işçiyi bir çok hastayı ölümden penisilinle kurtardılar ve sonunda desteği aldılar. Fleming sayesinde gerçekleşen antibiyotiğin keşfi tıp dünyasında sevmediğim yeni bir devrin başlangıcı olsa da yüzyılın buluşu olduğunu kabul etmeye mecburum.

Peki Kanuni işin neresinde? Peynir küfü doğal antibiyotiktir. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde üretilip kuyularda bekletilerek küflendirilen peynirlerde bulunan küf mantarı, bağışıklık sistemi için oldukça faydalıdır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın kış aylarında sefere çıkan askerlerine hastalanmasınlar diye küflü peynir yedirirmiş, arşiv kayıtlarında var. Yine antibiyotik bulunmadan yıllar önce savaşlarda Türk askerlerinin yaralarına küflü peynir sürdükleri batılı gezginlerin kitaplarında yer almakta. Zamanında Ortadoğu’nun bilimde, ilimde, sanatta çok daha ileri olduğunu unutmayın. Doğal da olsa her şeyin fazlasının zarar olduğunu hep hatırlayın. Kanuni’nin Hürrem’e aşkı gibi. Pek tabi biz insanoğlu onun da suyunu çıkarıp sağlıklı insana da antibiyotik vererek, sağlıklarından etmek için kullandık. Yine aşırıya kaçmıştık anlayacağınız. Öyle her ilacı içmeyin, ölmeye yakın ilaç için benden tavsiye. Antibiyotiklerin çoğu karaciğer ve böbrekten atılırlar. Gereksiz antibiyotik kullanımı bu organları yorar ve normal işlevlerini yapmalarını engeller. Organlarınıza sahip çıkın! Beyninize sahip çıkın! Sağlığınıza ve kendinize değer verin. Düşünebilen varlıklar olabilmek için de belirli doz gerekli olduğunu unutmayın.
Yoksa Kanuni gibi aşırıya kaçabilirsiniz. Fazla aşktan, fazla güvenden, fazla içmekten, fazla tüketmekten sevdiklerinize, evlatlarınıza, ülkenize, evrene ve bedeninize zarar verebilirisiniz. Paracelsus’un böyle durumlar için muhteşem bir sözü vardır;
“Her şey zehirdir, mühim olan dozdur.”

Zehri verdim, doz sizde artık…

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP