“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Karanlık Dünyada Bilimin Mum Işığı: Carl Sagan

Kozmos: Bir Uzay Serüveni’ni izlediniz mi? Bir ara herkesin dilinde ve dizi önerilerinin başındaydı. İzleyenler evrenin sırrına vakıf olmuş, evrendeki dengeleri çözmeye yaklaştığını hissetmişti. Orijinal adı Cosmos: A Spacetime Odyssey olan bu belgesel dizi, abdli gökbilimci, astrobiyolog Carl Sagan‘ın 1980’lerde sunduğu, çığır açan dizisi Cosmos: A Personal Voyage’ın takipçisi niteliğinde, astrofizikçi Neil deGrasse Tyson’ın anlatımı ve Haluk Bilginer’in seslendirmesi ile evrenin uzak köşelerini keşfe çıkıyor. İzlemediyseniz benden tavsiye elbette kozmostan ve evrenden örneklerle uzay-zamanı açıklayan, biliminsanlarının çalışmalarını sinematik olarak aktaran seri lakin izlediğiniz-izleyeceğiniz hiçbir belgeseli bu derin ve sonsuz evren konusunu Carl Sagan’ın kitapları kadar aydınlatmaya yaklaşamayacaktır.

Tanrının gökyüzünü yıldızlarla süslediği düşüncesinden dolayı kozmos, aslen süslemek kökünden gelen bir kelime ve kozmetikle de akraba. Carl Sagan’ın tarifiyle kozmos; “olmuş veya olan ya da olacak her şey”dir. Bu ibare Sagan’ın ünlü kitabı Kozmos’un ilk cümlesidir ve şöyle devam eder:

“Kozmos “düzen içinde bir evren” anlamında kullanılan yunanca bir sözcüktür ve kaosun karşıtıdır. Evreni oluşturan tüm canlı ve cansız varlıkların birbirleriyle derinden uyumlu bağlarının gizemini içerir. Kozmosu şöyle bir düşünmek bile garip bir heyecan verir. İnsanın sesini soluğunu kesen, ensesinden aşağı ürperti veren, bir boşluğa düşüşün hayal meyal anımsanışı gibi baş döndürücü bir duygudur bu. Çünkü artık biz, tüm sırların en büyüğünün karşısında olmanın bilincindeyiz.”

Contact (Mesaj) kitabı ile bilim kurgunun en güzel örneklerinden birini vermiş hem bilim insanı, hem de üslubu şahane bir yazar. 78 yılında, cennetin ejderleri adlı kitabıyla Pulitzer Ödülü’ne layık görülür üstelik. Ben bu adamın bilimin İncil’i olan kitaplarını okumanın, belgesellerini izlemenin, sözlerini anlayabilmenin bir insanı ne kadar geliştirebileceğinin farkına oldukça geç vardım, belgesellerin popüler olması ardından daha fazlasını isteyeyip kitaplarına yönelecek ortaokul-lise öğrencileri için bir şans. Ancak konu sadece eserleri değil; eserlerini halka indirme çabası takdire şayan. Carl Sagan’ı yazdığı kitaplar kadar, bilgiye ve gerçeğe ulaşma azmi, öteki dünya sorusuna verilebilecek en gerçek cevabı bulma isteği ve bulduklarını halkla paylaşma, onlara öğretme arzusu efsaneleştiriyor kendisini.

Halk yığınlarının ilgisine ve yararına sunulmayan bilim «mutlu bir azınlığın ayrıcalığı» olarak tanımlıyor, araştırma ve buluşların halka maledilmesi yolunda oldukça büyük bir çaba gösteriyor o dönemde. Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma ödülünün sahibi olan Carl Sagan, Kozmos’un yapısıyla yeryüzündeki yaşam arasındaki bağı vurgulamak İçin kendini şöyle tanıtıyor:

“BEN CARL SAGAN ADINDA…

…,su, kalsiyum ve organik moleküllerin toplamıyım. Siz de öylesiniz, yalnız adınız başka. Ama hepsi bu kadar mı?”

Olabilir mi?..

Brooklyn’de Yahudi terzi bay Samuel Sagan ve Yahudi bir ev hanımı Rache Molly’in oğlu olarak 1934 yılında bugün düşer dünyaya. 55’te Chicago Üniversitesi’nden mezun olup; 56’da fizik üzerine yüksek lisans derecesi aldı, 1960’ta astronomi ve astrofizik üzerine doktorasını yapar. Üniversite öğrenciliği süresince genetik bilimci H. J. Muller’in laboratuvarında çalışır. 60’ların başında, bilim adamlarının elinde Venüs gezegeninin yüzeyinin temel özellikleri hakkında bile kesin veriler yokken olasılıkları içeren bir rapor hazırlae. Kendi görüşü gezegenin kuru ve sıcak olduğu yönünde olur. Konuk katılımcı olarak, Caltech Jet İtki Laboratuvarı’ndaki Venüs’e yapılacak Mariner görevlerine, tasarım ve düzenleme alanında katkıda bulunur. 1962’deki Mariner 2 görevinin başarıyla gerçekleştirilmesinin ardından, gezegen hakkındaki görüşleri, elde edilen veriler ile doğrulanır.

Sagan, 1968’de Cornell Üniversitesi’ne geçmesine kadar, Harvard Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışır. 1971’de Cornell Üniversitesi’nde profesör olur ve Güneş Sistemi’nin keşfi için çalışan pek çok insansız uzay görevini yönetir. Görev sonrası Güneş Sistemi’ni terkedecek olan uzay sondalarının üzerine, dünya dışı akıllı uygarlıkların bulması halinde anlayabileceği evrensel ve değişmez bir mesaj koyma fikrini ortaya atar. Bu şekilde gönderilen ilk mesaj, Pioneer 10 sondasının üzerine yerleştirilmiş olan ve üzerinde evrensel olarak anlaşılabilir şekiller bulunan, altından bir plaka. Bu konudaki çalışmalarını Pioneer 10’dan sonra da geliştirmeye devam eder. Geliştirilmesine yardım ettiği en detaylı ve üzerinde en çok çalışılmış mesaj, Voyager Altın Kaydı olur. Bu kayıt, Voyager uzay sondaları üzerine yerleştirilir.

Kendisi, Satürn’ün uydusu Titan ve Jüpiter’in uydusu Europa’nın okyanuslara sahip olabileceği hipotezini ilk ortaya atanlardan. Bu hipotez beraberinde, Europa’daki sıvı okyanusların yaşam için potansiyel bir habitat oluşturabileceği önermesini de getirir. Europa’nın yüzey altı okyanusları daha sonra Galileo uzayaracı tarafından dolaylı yollarla kanıtlanır. Bunlar dahi varoluşuna teşekkür etmemizi gerektirirken, bitmiyordu evreni anlamak üzerine yaptığı heyecanverici çalışmalar. Jüpiter’in atmosferinin, Mars’taki mevsimsel değişimlerin ve Satürn’ün uydusu Titan’ın anlaşılmasına da yardım eder. Adamımız Venüs’ün atmosferinin aşırı derecede sıcak ve yoğun olduğunu ispatlar. Ayrıca Venüs’te yaşamın karşısındaki en büyük tehdit olan küresel ısınmanın, Dünya’da da her an şiddeti artan bir tehlike içerdiğini fark eder! Hala fark edemeyenler, inkar edenler var! Mars’taki mevsimsel değişikliklerin, diğerlerinin söylediği gibi bitki örtüsünün değişmesi ile değil, rüzgarla savrulan tozlarla ilgili olduğunu ileri sürer.

Karanlık Bir Dünya’da Bilimin Mum Işığı kitabında “Karşıtbilim” adlı bölümde pseudoscience (sözde bilim) örneklerine değinir. Sagan, “Karşıtbilim” (Antiscience) deyimini “sözde bilim”den farklı olarak bilimi hedef alan saldırıları ifade etmekte kullandığını söyler. Sagan bu bölümde, bilimi güvenilmez olarak lanse etme çabasındakilerden bahseder. Bilimsel yöntemleri bu şekilde ekarte ederlerken diğer yandan da güvenilir bilgi diye kendi kabullerini rahatça sunmalarındaki tutarsızlığı tekrar deşifre eder. Bilim adamlarının hata yapmaktan muaf olmadıklarını belirtir ve kendi bazı hatalarını veya yanlış tahminlerine de değinerek, hata yapmakla “sözde bilim” yapmak arasındaki farka vurgu yapar. Çeşitli bilim adamlarının çeşitli tarzları olabilir. Fikirleri test edilebilir olduğu ve aşırı dogmatik davranmadıkları sürece en spekülatif fikirlerin bile zararlı olmaktan ziyade ilerlemeyle katkı sağlayabileceğini ifade eder.

Gezegen Araştırmaları Laboratuvarı başyöneticisi ve CornelI Üniversitesi Uzay Bilimleri ve Astronomi Bölümü Öğretim üyesi olan Carl Sagan sonuç olarak Mariner, Viking ve Voyager uzay araçları yolculukları ve araştırmalarında başrolü oynayan isimdir. Uluslararası Astronomi Ödülünü kazanan biliminsanı Amerikan Astronomi Derneği Gezegenler Bilimi Bölümü, Bilimin İlerleyişi Derneği ve Amerikan Jeofizik Birliği başkanı…

Carl Sagan için, yazdığı kitaplar ve makaleleri muaf tutarak özetlerken bunca önemli ve onurlu görevi yüklendiğini söylemek yeterli mi? Hepsi bu kadar mı? Olabilir mi?

İnsanın öğrenme merakını giderme, evreni keşfetme çabasının da ötesinde bir görev taşıdığının bilincinde… İnsan soyunun sürdürülmesinin, uygarlığımızın korunup geliştirilmesinin en önemli koşulu olan evrensel barışın da savunucusu Carl Sagan. Zaten aksi mümkün olabilir mi?

Kozmos’un keşfi, kendi kendimizi keşif yolculuğudur…

“Biz hem gökyüzünün, hem yeryüzünün çocuklarıyız. Bu gezegen üzerindeki varlığımız süresince tehlikeli bir evrimsel yük sırtlamış bulunuyoruz. Bu yük torbasının içinde saldırıya ve töreye yatkınlık, liderlere baş eğme ve yabancılara düşmanca davranış gibi kalıtsal eğilimler yer alıyor. Fakat aynı zamanda başkalarına karşı şefkat, çocuklarımıza karşı sevgi, tarihten bir şeyler öğrenme ve giderek zekâ ve yeteneklerimize bir şeyler katma eğilimlerine de sahibiz; bunlar da hayatta kalmamıza ve refahımızı sürdürmeye yarayan etkenler… Yapımızdaki bu eğilimlerin hangileri üstün gelecek bilmiyoruz…”

Ona göre biz; kendisi konusunda bilinçlenmeye başlayan bir Kozmos’un bölgesel temsilcileriyiz. Kökenlerimizi araştırabilmeye başlamışız: Harcında yıldız bulunduranlar yıldızlar hakkında kafa yoruyor; on milyar atomun örgütlenmiş toplulukları atomların evrimini inceliyor; en azından bizim diyarda beliren bilincin buralara gelinceye dek geçtiği uzunca yolu saptamaya çalışıyor. Bizim sadakatimiz türlere ve gezegene olmalı. Yerküremiz adına konuşmalı, onun lehine davranmalıyız. Varlığımızı sürdürme yükümlülüğü, yalnızca kendimize karşı değil, aynı zamanda Kozmos’a karşı olmalı. Yaşam kaynağımız olan o eski ve engin Kozmos’a… İyi ki doğdun Carl Sagan, kendimizi keşfettirdiğin için minnettarız.

YORUM YAP