“Düne dönmenin faydası yok, çünkü o zamanlar farklı bir insandım.” Alıce

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages
yukarı

Kendi Boğazını Kesmek İsteyen Kadın!

Madden ve manen sıkıntılı bir ailenin üçüncü ve istenmeyen çocuğu olarak dünyaya gelir Judy Garland. Sabahları enerji versin diye çocuklarına amfetamin verip, akşam uyku hapıyla uyutan bir annenin kızıdır, şaka değil. Henüz onlu yaşlardayken çoktan bir bağımlıya dönüşmüştür. Annesinin imzaladığı MGM sözleşmesi ile, deyim yerindeyse, Hollywood’un malı olur. Hollywood doktorlarının reçete ettiği zayıflama haplarını da alınca Judy için kabus başlar.⁣

“The Wizard of Oz” sonrası, henüz 17 yaşında, kurtulmak umuduyla David Rose ile evlenir. Hamile kalır ama MGM ve anne zoruyla illegal yollardan çocuk aldırır. Ardından boşanır ve bitmez psikoterapiler başlar. Hakkında eşcinsel denilen Vincent Minnelli ile ikinci evliliğini yapar ve yine hamile kalır. İlaçlara son vererek Liza’yı kucağına alır. Bu mutluluk yine MGM yüzünden bölünür, bir filmde oynamak zorundadır. Yine ilaçlara zorlanır. Bu sefer geri dönüşü olmayan paranoyaları başlar. Kocası Minelli’nin çektiği bir film sırasında “Beni öldürmek istiyorlar!” diye çığlık atmaya başlar. Minelli bir gün onu kendi boğazını kesmek üzereyken yakalar. MGM anlaşması da bitince Garland, hem Minelli’den hem de Hollywood’dan boşanır. ⁣

Sidney Luft ile evlenir, şarkıcılık kariyeri başlar, lakin annesi kalp krizinden ölünce bir kez daha bağımlılık kapısını çalar. Maddi sorunları artar. St. Regis’deki odasına doktor gibi giyinerek uyarıcı ilaç getiren Mickey Deans ile yakınlaşır Garland. Son ve en kısa evliliğini Deans ile yapar. ⁣

Aşırı dozdan öldüğünde 47 yaşındaydı. Defalarca intihar etmiş olmasına rağmen yanlışlıkla aşırı doz aldı dediler. JUDY filminde hayatının son dönemi anlatılmış olsa da ve Renée Zellweger’in müthiş performansına rağmen, Judy’nin hüznü, acıları, stüdyo sisteminin kurbanı oluşu eksik gibiydi.  Basit bir günah çıkarmadan ötesi olmayan filmde gökkuşağının ötesinde yaşayan Judy yine kullanılmıştı. İşte asıl dram budur, Judy’nin hayatı değil. ⁣

“Gökkuşağının ötesinde, çok yukarılarda ⁣
Vaktiyle bir ninnide duyduğum bir ülke var. ⁣
Gökkuşağının ötesinde gökyüzü mavi, ⁣
Düşlemeye cüret ettiğin düşler gerçekleşir orada.”

“Biz” olmak, “Ben” olabilmekten geçer. “Ben” olabilmek hakikati aramaktan, kendini keşfetmekten…Ben kendimi keşfettikçe güzelleştim. Ben kendimi keşfettikçe evreni keşfettim. Ben evreni keşfettikçe öfkemi dindirdim. Hakikatin ne kadar yakınımda durduğunu, önümdeki engeller nedeniyle göremedim. Korkularımın yerine merakımı koydum ve elime kalemi aldım üç sene önce… Bitmek tükenmek bilmeyen merakım yolumu aydınlatan ışık oldu, kitaplar en yakın arkadaşlarım, bugün hayatta olmayan binlerce deha dostum oldu… Hiçbirini kendime saklayamazdım. Bu kadar bencil olmak, insanın yaradılışına tersti. Hakikatin nerede durduğunu görüyorum artık, beni hiçbir güç ondan alıkoyamaz…İnanın! Cesur olun! Dönüşün! Değişime ayak uydurun! Gelecek biz’im, çünkü zaman biz’iz.

YORUM YAP